Komutanlar sinirda organize kaçakçilik yapiyor

Date: Saturday, January 30 2010
Topic: güncel

Türkiye-Iran sinirinda yillardir kaçakçilik yapanlar, uyusturucu ve insan ticaretinin devlet tarafindan organize edildigini söylediler. ANF’ye konusan kaçakçilar, ‘’Uyusturucu ve insan kaçakçiligini devlet-JITEM organize ediyor. Uyusturucu ticareti karakol komutanlarinin denetiminde yapiliyor. Hem Iran tarafindaki hem de Türkiye tarafindaki askeri komutanlar kendi aralarinda özel kuryeler olusturmuslar’’ dediler.

Yasam ile ölüm arasindaki çizgiye dönüstürülen sinirlar, devletlerin aldigi her türlü tedbir ve tehdide ragmen asilmaya devam ediyor. Insanlar at ve katir sirtinda tasidiklari yüklerle her gün siniri geçiyor. Devlet veya bölgenin içinde yasadigi kosullardan bihaber olanlar sinirlardan geçenleri ‘Kaçakçi’ diye isimlendirse de onlar kendilerini ‘ekmek kavgacisi’ olarak tanimliyor. Ölümleri pahasina sinirdan geçirdikleri mallar ise benzin, çay, sigara ve kumas. Inanilmasi güç ama bazen un ve seker. Herkesin günlük yasamda tükettigi malzemeler. Ama onlar yine de ‘kaçakçi’. Onlar yine de görüldükleri yerde vuruluyor.

Bir de sinirlarda bekleyen asker ve devletin içindeki bürokratlarla isbirligi içinde siniri geçenler var. Yüksekova çetesinde oldugu gibi onlar sinirlardan uyusturucu ve silah gibi yükte hafif, paha da pahali mallari geçirenler. Tasidiklari mallar dünyanin her yerinde yasak ve kaçak. Ama onlar kaçakçi degil, ‘isveren’. Onlar mallarini insan veya katir sirtinda tasimazlar, ya kamyonlarla yada Yüksekova çetesinde oldugu gibi askeri helikopterlerle tasirlar. Onlari ‘isveren’ yapan da bu mu?

Sinirin sifir noktasinda yasanan insanlik dramini taniklari anlatti.

Su an 26 yasinda olan E. Özyatan, daha çocuk yasta kaçakçilik yapmak zorunda birakilan bölge insanindan sadece biri. Ömrünün yarisindan fazlasini katir pesinde kaçakçilik yapmakla geçiren E. Özyatan, Van Baskale ile Iran’in Urmiye kentleri arasinda yillardir yaptigi sinir kaçakçiliginda tanik oldugu ve simdiye kadar kimsenin dile getirmedigi kaçakçilik gerçeginin bilinmeyen yönlerini anlatti.

Her iki devletin uygulamalarini da anlatan Özyatan, “Sinir bölgelerinde yasayan insanlarin tek geçim kaynagi sinir ticaretidir. Milyonlarca insan bu sayede ekmek yiyor. Ancak son yillarda ise sinirdaki tedbirler daha da arttirildi. Birçok yeni karakol kuruldu. Bu yüzden son yillarda sinir geçislerinde hiçbir hukuk normunu gözetmeden insan vuruyorlar. Baskale ve Özalp hattinda onlarca genç bu nedenden ötürü katledildi” dedi.

‘YAKALANAN KAÇAKÇI AJAN OLMASI KARSILIGINDA BIRAKILIYOR’

Türk askerlerinin ve Iran pastaranlarinin yakaladiklarini ajanlastirmak istedigine dikkat çeken Özyatan, “Iran Türkiyeli bir Kürdü kaçakçilik yaparken yakaladiginda kendisi için ajanlastirmaya çalisiyor. Türkiye de Iranli Kürtlere ayni seyi dayatiyor. Bunlar ajanlasmayi kabul edip, bilgi vermeye basladiklarinda kaçakçilik yapmalarina göz yumuluyor. Hem Iran hem de Türkiye ajanlastirdigi insanlar araciligiyla hem sinirlari korumaya çalisiyor. Hem de sinirin diger yakasindaki toplumu denetim altina almaya çalisiyor. Ayni uygulamayi kaçakçilik yapan kendi vatandaslarina da dayatiyorlar. Yakaladiklari insanlari karakollarda 10-15 gün boyunca aç ve susuz birakiyorlar. Atina ve malina el koyuyorlar. Bu da yetmiyormus gibi para ve hapis cezasi veriyorlar. ‘Bilgi vermeyi’ kabul ettikleri takdirde birakilacaklari ve mallarinin teslim edilecegi ve kaçakçilik yapmalarina göz yumulacagi söyleniyor. Insanlarda fakir. Tek sermayesi ati. O da elinden giderse ne yapacak ki. Böyle bir teklif geldiginde kabul etmek zorunda kaliyorlar. Albayrak ile Baskale arasindaki JITEM merkezi bu sekilde çaliyor” diye konustu.

‘UYUSTURUCU VE INSAN KAÇAKÇILIGINI JITEM ORGANIZE EDIYOR’

Varligi Genelkurmaylik tarafindan inkar edilen JITEM’in bölgede varligina dikkat çeken Özyatan “Albayrak ile Baskale arasindaki JITEM merkezinden alandaki telefonlar dinleniyor ve bütün faaliyetler organize ediliyor. Ajanlastirilan Iranli Kürtler de bu merkezden koordine ediliyor. Bu sekilde sinirin her iki yakasinda da bilgi ve istihbarat topluyorlar. Kaçak mal yakalatmayan insanlara ise iftiralar atarak, gözünü korkutarak ajanlik dayatiliyor. Buralarda hukuk islemedigi için insanlar korkudan ajanligi kabul etmek zorunda kaliyorlar. Ajanligi kabul edenlerde kaçakçiliktan siyasi alanlara kadar her seyin ihbarini yapiyor. Sinirdaki uyusturucu ticaretini JITEM araciligi ile ajanlasanlar yapiyor. Uyusturucu ve insan kaçakçiligini devlet, JITEM organize ediyor. Uyusturucu ticareti karakol komutanlarinin denetiminde yapiliyor. Hem Iran tarafindaki hem de Türkiye tarafindaki askeri komutanlar kendi aralarinda özel kuryeler olusturmuslar. Uyusturucuyu bunlar araciligiyla sinirdan geçiriyorlar. Bu sekilde Avrupa’ya kadar götürüyorlar. Bu durumu herkes bilmesine ragmen kimse belgeleyemiyor.” dedi.

‘AJAN OLMAZSAN KORUCU OLACAKSIN’

Bölgedeki köy koruculugu sistemine atifta bulunan Özyatan, bölge halkinin tek geçim kaynagi sinir kaçakçiligi engellenerek, halka farkli bir geçim alani olarak koruculugun dayatildiginin altini çizdi. En son Baskale’nin Diriske ve Sersule köylerinde yasanan olaylari hatirlatan Özyatan, korucularin her türlü karanlik islerde kullanildiklarini belirtti. Devamla Özyatan sunlari dile getirdi; “Devletin alternatif is alani ajanlasma ve koruculasmadir. Bunlari kabul edenlerin kaçakçilik yapmalarinda da kolaylik saglaniyor. Bunlari kabul etmeyip ölüm pahasina kendini sinirlara vuranlar ya mallarina el konuluyor yada birkaç seferden sonra vuruluyor.”

‘SILAHSIZ INSANLARA KARSI HER TÜRLÜ SILAH KULLANILIYOR’

Asker pususuna birçok sefer düsen E. Özyatan, “Askerler kaçakçilara karsi her türlü silahi kullaniyorlar. Baskale’nin Baze köyünde bir genci havan topuyla öldürdüler. Termal kameralarda sivil insanlarin oldugu belli olmasina ragmen yogun havan atislari ile kaçakçilari vurmuslardi. Olay da bir genç ölmüstü ve birçok insanda yaralanmisti” dedi.

Son yillarda Iran devletinin de sinirdaki uygulamalarinin sertlestigine dikkat çeken Kobadi, “Üç kilometrelik sinir hattinda dört karakol ve üç tank tepesi kurdular. Buralara yerlestirdigi tanklarla birçok sefer kaçakçilara vurdu. Sinirda hareketli gördükleri her seye ates ediyorlar. Bu sekilde her yil yüzlerce insani öldürülüyor. Sadece 2009’da Salmas’in Asnak köyünde 10’dan fazla insan katledildi. Birçok cenaze ya hiç bulunamadi yada haftalarca sonra bulundu. Devlet bezen de vurdugu kaçakçilari ‘PJAK’li vurduk’ diyerek basina yansitiyor ve cenazeleri gizli bir yere gömüyor” dedi.

‘ATI VURULUNCA AGLAYAN ÇOK INSAN GÖRDÜM’

Urmiye’nin Sapur kentinde yasayan ve geçimini kaçakçilik yaparak saglayan S. Kobadi ise, “Yük basina en fazla 30-40 dolar kazanabiliyor. Çogu zaman bu miktari da kazanamiyor. Karin tokluguna çalisiliyor. Bir de yilda bir sefer de olsa bir pusuya düstügünde elindeki atin ve yükün de alindiginda, bir yilda kazandiginin hepsini bir anda kaybediyorsun. O zaman ölümden beter bir durumu yasiyorsun. Ati vurulunca oturup aglayan çok insan gördüm. Bu çaresizligin kendisinden baska bir sey degildi” diyerek kaçakçiligin sanildigi gibi kazançli bir is olmadigini, mecburiyetin bir sonucu oldugunu anlatti.

ÇOCUK KAÇAKÇILAR

Bölgenin en dramatik yönlerinden biri de çocuk yasta kaçakçiliga giden ve girdikleri pusularda öldürülen çocuklara her gün bir yenisinin eklenmesi. Babalari ile ayni isi yapmak zorunda kalan çocuklar babalari ile ayni kaderi de paylasmak zorundalar mi? Yasadigi bir olayi anlatarak, bölgedeki çocuklarin yasadigi ortak kaderi belgelemek isteyen Kobadi, söyle konustu; “Yilin her mevsiminde agir kosullarda kaçakçilik yapiliyor. Agirlikli olarak çocuk denilecek yastaki gençler çalisiyor. 12 ile 17 arasinda degisen yaslardaki çocuklar. Özellikle kis kosullarinda yüklerin hazirlanmasi ve tasinmasi iskence oluyor. Kisin yük tasirken karda çok insan öldü, çok insanin eli ayagi yandigi için kesildi. O kosullarda insan yasam karsisinda, gelecek karsisinda umudunu yitiriyor. Ama yine de ev döndügü zaman gitmek zorunda oldugunu hissediyor. Insan bir yerde ya vurularak yada karda donarak ölecegini bile bile kendini yeniden sinirlara vurmak zorunda kaliyor. Bir keresinde 200 den fazla at ile pusuya girdik, on iki yasinda Salmas’in Asnak köyünden Behmen isimli bir genç ile üç kisi daha vuruldu. ayni pusuda yirmi civarinda at da öldü. Olayda Behmen hayatini kaybetti. Diger yaralilarda sakat kaldilar. Oysa Behmen o gün yorgunum diyerek bizimle gelmek istememisti. Babasi zorla göndermisti.”

DUR DEMEDEN ATES EDIYORLAR

Sinir kaçakçiligi yaparken öldürülen insanlarin net bir sayisi hiçbir zaman tespit edilemezken, binlerce kisinin ekmek kazanma ugruna sinirlarda hayatini kaybettigi tahmin ediliyor. Kaçakçilik yaparken yasadiklarini anlatmaya devam eden Kobadi, sözlerini su sekilde sürdürdü; “Sinirda yaralanmis birçok insana yardim ettim, yaralarini pansuman ettim. Bir keresinde mermi sesleri geldi ve herkes bir tarafa kaçti. Ne oldugunu sordugumda birinin daha vuruldugunu söylediler. Belki kurtaririz umuduyla oraya kostum. Ama yanina vardigimda vahset bir tablo ile karsilastik. Vurulan genç önce yaralanmis, sonra Iran pastaranlari yaralinin üzerine gelerek onlarca mermi sikmislardi. Vurulan genç Salmas’in Geskavej köyünden Ahmet isimli bir gençti. Ilk etapta ayagindan vurulmustu. Kaçamayip oldugu yerde kalinca pastaranlar üzerine gelip infaz etmislerdi. Yine ayni sekilde Makulu bir genç vuruldu. Pastaranlarin o genci esir alinabilme imkâni varken, infaz ettiler. Buna benzer birçok olay basimizdan geçti.”

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERI KOPYALAMAK VEYA YENIDEN YAYINLAMAK YASAKTIR





This article comes from Kurdish Info
http://www.kurdish-info.eu/

The URL for this story is:
http://www.kurdish-info.eu/modules.php?name=News&file=article&sid=14451