ANF 27.07.2010- Tutuklu bulunduğu Metris Cezaevinde kendini yaktı denilerek 20 Mart 2010da cenazesi ailesine teslim edilen Canip Tanerle aynı cezaevinde kalan Sadık Balbal gönderdiği mektupta, Tanerin kendini yaktı denilmesi tamamen bir yalan. Tanıklık etmeye hazırım dedi.
Adli bir suçtan Metris Cezaevinde tutuklu bulunan ve cezasının bitimine iki yıl kala tek başına tutulduğu hücrede kendini yaktı denilerek cenazesi ailesine teslim edilen Canip Tanere ilişkin aradan 6 ay geçmiş olmasına rağmen henüz Adli Tıp Raporu açıklanmadı. Aile ve avukatı davayı bile açamazken, Tanerin kaldığı hücrenin yanındaki hücrede kalan başka bir tutuklu, Tanerin asla kendini yakacak bir psikolojiye ya da eğilime sahip olmadığını, olayın intihar olmayacağını bildirdi.
24 Ağustos 2009 tarihi itibariyle bir ay Metriste kalan, PKK davasından tutuklu bulunan Sadık Balbal, Tanerle havalandırmada beraber olduğunu ve kendini yakabileceği en ufak bir eğilimi olmadığını, Kürt ve siyasi bir yanı olduğu için ise sürekli tehdit edildiğini, gardiyanların işkencelerine maruz kaldığını belirtti.
Tanerin kendisine yaktığına dair hiçbir tutanak yada rapor verilmediğini ve Adli Tıp raporunun da bilerek geciktirildiğini kaydeden Avukat Eren Keskin ise, mektubun önemli bir tanık delili niteliği taşıdığını, savcının mutlaka dikkate alması gerektiğini ve Metris gibi bir cezaevinde tek kişilik hücrede, sigara bile içmeyen bir insanın kendisini yakmasının imkansız olduğunu söyledi.
Bu arada Tanerin ailesi ise konuya ilişkin kamuoyuna bilgilendirmede bulunmak ve olayın sorumlularının cezalandırılması için İHDde basın açıklaması yapacağını belirtirken, Avukat Keskin, olayın daha fazla uzatılması ve Adli Tıp raporunun çıkmaması durumunda davayı AİHMe taşıyacaklarını söyledi.
Tanere ilişkin mektubu gönderen Balbal ise mahkemeye çağrılması durumunda tanık olabileceğini, Taneri yakından tanıyan ve intihar etmediğini bilen başka tutukluların da olduğunu belirtiyor.
Şu an Tekirdağ 2 Nolu F Tipinde kalan Balbalın mektubu şu şekilde: Tecrit kısmında katledilen Canip Tanerle yakın hücrelerde kaldım. Konuya ilişkin yapabileceğimiz bir şey varsa sonuna kadar hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, Canip Tanerin herhangi bir psikolojik sorunu veya intihar edecek bir durumu yoktu. Bu kesinlikle çok tali bir y alandan ibaret olduğu zaten aşikârdır. Yine de belirtmek istedim. Tabi o süre zarfında yine aynı davadan arkadaşlarım olan Mirze Aydın, adli davadan Kerim Taştan, Mehmet Ağar ve daha onlarca arkadaş da şahit gösterilebilir.
Canip Taner kendi halinde sürekli ırkçı-faşistlerin ve gardiyanların işkencevari darplarına maruz kaldığından dolayı yaklaşık 4 ay cezaevinin tecrit kısmına alınmıştı. Yine başka koğuşlarda kendi arkadaşları ve Kürt olan koğuşlar olmasına rağmen, cezaevi memurlarının bilinçli-kasıtlı tutumlarından dolayı ırkçı-faşist koğuşlara veriliyordu. Buna benzer onlarca olayı, gardiyan ve faşist adlilerin saldırısını kendisi bizzat anlatıyordu.
Son zamanlarda ise sık sık ölüm tehditleri alıyordu zaten. Gardiyanların adlileri kışkırtmaları sonucu günde 3 saat olan havalandırmaya bile çıkartılmıyordu. Bizim desteklerimiz sonrası havalandırmaya 4 ay sonra çıkabildi. Zaten dudaklarında patlak vardı, yine çeşitli zamanlarda darp edilmiş izler vardı. Defalarca dilekçe yazmasına rağmen herkesin dilekçesine cevap verilirken, onun dilekçesine cevap verilmiyordu. (altlı üstlü hücreler olduğu için dilekçelerini kendim yazıyordum) yine havalandırmada biz siyasiler alt katta, adliler de üst katta kalıyordu. Adli hükümlüler üst katta kaldığı için üst kat sabahtan öğlene kadar havalandırmaya çıkıyordu, biz de öğleden sonra. Aynı havalandırmada gardiyanların kışkırtmaları sonucu ve gözleri önünde adliler tarafından darp edildiğini de bizzat gördüm. Müdahale şansımız olmadığı için adli ve gardiyanların insafına kalıyordu. Yine aynı dudağı patladı.
Buna benzer onlarca olaya maruz kaldığına şahit oldum. Zaten gardiyanların inanılmaz bir antipatisi vardı kendisine karşı. Çok kısa bir zaman kalmıştı çıkmasına, o yüzden tüm olanları sineye çekiyordu. Sürekli sözlü tacize maruz kalıyordu. Kimliğinden ve Kürtlüğünden taviz vermediği için neredeyse tüm cezaevinde 1 numaralı olarak tanınıyordu. Zaten hücrelerde yakıcı hiçbir şey yok. Bunun kesinlikle katletme olduğunu kesinlikle belirtmek istiyorum. Psikolojisi ise çok sağlamdı. Hatta olgun ve yaş itibariyle sürekli bizlere güç veriyordu. Destek veriyordu. O bölüme gelen tüm siyasiler ve ismini sayabileceğim onlarca arkadaş ve dost örgütlerden arkadaşlar, Canip Taneri tanıyordular. Eminim onlar da yazarlar.
NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR