ANF 10.05.2009-Diyarbakir'da 2006 yilinda 11 kisinin ölümüne neden olan Kosuyolu'ndaki
bombali saldirinin faili olan Hikmet Topal, Emniyet Müdürlügü'nde
verdigi ifadesinde, bombalama emrini Bursa Gemlik'te askerlik görevini
yaparken tanistigi Üstegmen Ahmet Sentürk'ün verdigini söyledi.
Üstegmen Sentürk araciligi ile Diyarbakir'a izne geldigini ve burada
Sedat Astsubay adli askerle tanistirildigini belirten Hikmet Topal, bu
Astsubay'dan almis oldugu bomba ile Kosuyolu'ndaki patlamayi
gerçeklestirdigini belirtti.
Diyarbakir Emniyet Müdürlügü'nde Cumhuriyet Savcisi Ismail Aksoy ve Baro'dan tayin edilen avukat Mehmet Ihsan Aytekin huzurunda 24 Mart tarihinde ifade veren Hikmet Topal, bombalama eyleminin bilinmeyen ayrintilarini açikladi.
Ifadesinde aslen Batmanli oldugunu ve Iskenderun'da dogup büyüdügünü ve lise yillarinda Iskenderun’da Ülkü Ocaklari toplantisina katildigini anlatan Topal, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'ni 1999 yilinda kazandiktan sonra ailece Diyarbakir'a yerlestiklerini söyledi.
“YÜZBASI ÜMIT TARAKÇI ILE SIK SIK GÖRÜSÜYORDUM”
Diyarbakir'da patlamanin oldugu Kosuyolu Parki karsisinda bulunan Kaynartepe Mahallesi 31. Sokak Güngör Apartmani Kat:3, No:7 adresinde daire satin alarak buraya tasindiklarini kaydeden Hikmet Topal, Üniversite yillarinda asker ve polis ile olan diyalogunu söyle anlatti:
"Ben üniversitede okudugum yillarda üniversite içerisindeki karakolda bulunan polis arkadaslarla ve 7. Kolordu'da görev yapan ve meslektasim olan Yüzbasi Ümit Tarakçi ile sik sik görüsüyordum.
Yüzbasi Tarakçi, benim için burs ayarladi ve bir yillik burs parami verdi.
Benim bu görüsmelerimi su an DTP olup önceki adini bilmedigim partinin gençlik kollari tasvip etmiyordu. Bu gençlik kollarindan Mehmet isimli birisi gelerek, 'Senin hakkinda infaz karari alindi, son olarak seninle görüsecegiz, seninde ifadeni alacagiz' dedi. Bende sebebini sordum, o da, okul içerisinde polislere-askerlere bilgi tasidigimi, istihbarat yaptigimi, bunun üzerine böyle bir karar alindigini söyledi. Ben de Yüzbasinin veteriner hekim oldugunu, meslektasim oldugunu söyledim. O da bunu bilmedigini söyledi ve polisler ile aramdaki iliskimi sordu, bende onlara sadece bilgisayar konularinda yardimci oldugumu, çaylarini içtigimi söyledim. Ondan sonra da bu kisiyi görmedim, bana bir sey söylenmedi, o sekilde kaldi.
“KISA SÜREDE SENTÜRK ILE SAMIMIOLDUM”
Burhan Günes ile uzaktan akraba sayiliriz. Burhan ile askere gitmeden öncesine kadar PKK aleyhine konustugum için görüsmedik. Askere gitmeden bir iki ay önce Burhan ile kisa bir görüstüm, hatta bir kere Burhan'dan su an bombayi hazirladigimiz Kooperatifler Mahallesi, Tren Yolu Sokak, Bagiran Apartmani Daire:4'teki adresteki evin anahtarini alarak bir kiz arkadasimi götürmüstüm.
2006 yili Agustos ayinda askere gittim veteriner hekim oldugum için acemiligimi Bursa Gemlik Askeri Veteriner Okulu'nda yaptim. O dönemde veterinerler sadece bu okulda acemi egitimi aliyorlardi. Burada piyade komando alan ve benim komutanligimi yapan Ahmet Sentürk isimli Üstegmen ile tanistim. Kendisi ile kisa sürede samimi oldum.
Kendisi bana Tunceli’de görev yaptigini ve burada yasadigi olaylari devamli anlatiyordu. Hatta bir olayda 5 askerinin sehit oldugunu, bu olayda kendisinin de yaralanarak gazi oldugunu söylüyordu.
(Üstegmen Ahmet Sentürk, Dersim'de Tegmen rütbesiyle görev yaparken, 12 Ekim 2005 tarihinde 4.Komando Tugay Komutanligi ile Jandarma Komutanligi'nin birlikte yürütülen bir operasyonda merkeze bagli Çirali Köyü yakinlarinda çatisma çikar ve bu çatismada yaralanir. Çatismada piyade erler Oguz Balikçi, Melih Tuncer, Sener Karadere, Erhan Öz ve Halit Toprak yasamini yitirirken, Tegmen Ahmet Sentürk ile birlikte Uzman Çavus Hüseyin Durmus, Onbasi Hilmi Kiliç ve Er Orhan Çekiç de yaralanir)
“HER ISTIHBARATÇI TÜRK INTIKAM TUGAYI”
Terörle mücadelede yasalarin yetersiz olmasi nedeniyle, ellerinin ve kollarinin bagli oldugunu, önceki dönemlerde yasalarin daha iyi oldugunu ve daha iyi mücadele ettiklerini, su anda bunlari yaparsak savas suçlusu muamelesi görecegini söylüyordu. Bu sekilde aramizda on gün kadar konustuk. Her ikimizde ayni tarz düsündügümüz için aramizda ciddi bir güven ortami olustu.
En son ben kendisine vatandas olarak, bizim yapabilecegimiz bir sey var mi diye sordum. Kendisi ile uzun görüsmelerimiz devam etti. Onbes gün sonra bana, 'Bati illerindeki patlamalara karsi Dogu'da ayni sekilde cevap vermek gerektigini, her askerin istihbaratçi oldugunu, her istihbaratçinin da Türk Intikam Tugayi oldugunu, ayni hedefe dogru yapilan eylemlerin TIT eylemleri oldugunu, herkesin bireysel olarak yapabildigi seylerin ayni amaç dogrultusunda yapilabilecegini söyledi.
Bu sözler karsisinda ben Diyarbakir'i bildigim için hepsinin terörist yapida oldugunu, Diyarbakir'da yapilabilecek bir eylemin ses getirebilecegini söyledim. Bundaki amaç, batidaki eylemlere karsi Dogu'da da ayni sekilde cevap verilir ise insanlari korkutup yildirip, sindirmekti."
BOMBAYI SEDAT ASTSUBAY GETIRDI, BIRLIKTE HAZIRLADIK
Hikmet Topal, Üstegmen Ahmet Sentürk ile bombalama eylemi yapmak için hem fikir olduklarini belirterek, eylem yerini neden Diyarbakir olarak seçtiklerini ve burada bomba düzenegini nasil hazirladigini ifadesinde söyle anlatti: "Üstegmen Ahmet Sentürk, bana Diyarbakir'da kalabalik yer olarak neresi oldugunu sordugunda bende "Ofis semti" dedim.
Bunun üzerine bu eylemin Ofis bölgesinde gerçeklestirilmesine karar verdik. Askerligimin acemilik kisminin bitmesine yakin Üstegmen Sentürk, bana Diyarbakir'da görüsecegim "Sedat Astsubay" isimli kisi ile ne zaman ve nerede bulusacagimi sordu. Bu kisi ya istihbarat ya da Özel Kuvvetler'de görev yapiyordu.
Askerligimi yaparken izinli olarak Diyarbakir'a geldim. Sedat Astsubay'a bulusma yeri olarak Askerlik Subesi'nin ilk ara sokaginin baslangiç kaldirimi üzerine su an tam olarak saat ve tarihini hatirlayamadigim bir bulusma için randevu verdim. Ben uçak ile sanirim ya 1 Eylül ya da 2 Eylül tarihinde Istanbul ilinden Diyarbakir'a geldim. 15 günlük iznimi kullanacaktim. Sanirim 10 Eylül 2006 tarihinde Sedat Astsubay'a bulusma günü vermistim. Belirtilen bu tarihte bulusma yerine gittim.
Beyaz Toros marka olup, tahminime göre 21 plaka olan bir araçla bir kisi geldi. Ben bu kisiye 'Sedat Astsubay' diye seslendim. O da bana 'Hikmet' dedi. Bende 'evet' dedim. Selamlastik.
Bu kisi 32-33 yaslarinda, 1.65-1.70 boylarinda, normal kilolu, gözleri günese karsi çok hassas olup, gözlerini konustugu sirada kirpip kisan, gözleri hafif çekik, saçlari seyrek, beyaz tenli açik siyah saçli, biyiksiz birisi idi.
Bana direksiyona geçmemi söyledi. Kendisi de sag ön koltuga bindi. 'Arabayi müsait bir yere götürelim' dedi. Bende arabayi Ongözlü Köprü yakinina götürdüm. Burada Sedat Astubay bagaji açti. Üzerinde sivil elbise vardi. Bagaji açtiginda 4 çuval patlayici vardi. Bu çuvallarin tamami dolu degildi. Sanirim çeyregi doluydu.
Her birinde on-onbes kilo olmak üzere toplamda sanirim 50 kilo patlayici madde vardi. Bun bunun patlayici oldugunu, patlayici kullandigim için biliyorum. Birini açip bakinca patlayici oldugunu gördüm.
Bu patlayicilar çuval içerisinde açik sekilde duruyordu. Hafif macunumsu ve tozlu yapisi vardi. Ekmek rengindeydi.
Sedat Astbubay, orada patlayicinin nasil hazirlanacagini, fünyenin nasil yerlestirilecegini anlatti.
Hatta piknik tüpünün yarisina kadar olan kismini patlayici ile kendisi doldurdu. Fünyeleri takti, fünyenin açik kablolarina mekanizmayi nasil baglayacagimi söyledi. Tüpün agzi orijinal sekildeydi. Ve açikti.
Içi bostu. Geri kalan kismini benim doldurup iyice basinç uygulayarak bastirmami istedi.
Burada iken Sedat Astubay araç içerisinde bana büyük bir silah gösterdi. Bu silahin agzinda da uzun sayilabilecek susturucu vardi. On Gözlü Köprü'nün oldugu yerde bu silah ile bir deneme atisi yapti. Ben bu sirada herhangi bir atis yapmadim.
Bu sekilde söyledikten sonra, Sedat Astsubay'i Anit Park'in oldugu yere götürdüm ve orada biraktim. Ayni araçla tekrar On Gözlü Köprü'ye döndüm. Sedat Astsubay bomba düzemeginin kurulmasinda yanimda olmak istemiyordu. Ben On Gözlü Köprü'nün yanina geldigimde patlayicilari tüpün içine doldurdum. Bu sirada diger patlayicilar da araçtaydi. Patlayicilari tüpe yerlestirmeme ragmen, sikistirma islemini yapamadim. Bunun için Sedat Astsubay ile görüsmek için tekrar Anit Park'a gittim. Tüpün agzinin dar oldugunu söyledim. Araci benden aldi, tekrar bulusma saati söyledi ve gittim.
Bende Ofis civarinda dolastim. Daha sonra belirtilen saatte yine Anit Park'ta bulustuk. Bana kaynak makinasi getirdigini ve bunu kullanabilecegimiz bir ev veya ortam bulup bulamayacagimi söyledi.
Benim de aklima arkadasim Burhan'in evi geldi. Bunun üzerine Sedat Astsubay ile araçla birlikte Burhan'in Kooperatifler Mahallesi, Tren Sokak'ta bulunan evinin yakinlarina kadar gittim.
Sedat Astsubay yaklasik 200 metre ilerde ara sokakta araç içinde bulunuyordu. Bu nedenle Burhan Sedat'i görmedi. Ben Burhan'a 'eve kiz atacagimi' bunun için evden ayrilmasini istedim. O da bana evin anahtarini verip evden çikti.
Sedat Astsubay ile birlikte araçla evin önüne geldik tekrar. Kaynak makinasi, tüpü, patlayicilari ve mekanizmayi alarak eve çikardik. Eve çikarken Sedat Astsubay On Gözlü Köprü'de bana göstermis oldugu susturucu silahi da alarak eve çikarmisti.
“SILAHINI YANIMA BIRAKTI”
Evin perdelerini kapattik. Evin arkasinda banyonun karsisinda bulunan sol odada benim daha önce doldurmus oldugum patlayicilari Sedat Astsubay tel gibi bir alet ile tekrar bosaltti. Içine su doldurup iyice yikadi.
Kaynak makinasi ile tüpün agzini keserek genisletti. Ve kör tapanin yuva kismini kesmis oldugumuz tüpün agiz kismina kaynak ile tekrar monte etti ve gitti. Gitmeden önce Sedat Astsubay bana tüpün sogumasini beklememi söyledi. Ve giderken susturucu silahini yanima birakti.
Bende tüpün sogumasini bekledim. Tüp soguduktan sona kontrol ettikten sonra kaynak yapilan bölümünde küçük delikler seklinde açiklar kaldigini gördüm. Bunun üzerine ben küçük darbeler ile bu delikleri kapattim ve tekrar sogumaya biraktim. Tüpün yassi olan yan tarafindan daha önceden açilmis fünyeyi yerlestirmek için hazir bir delik vardi.
Bu kaynak isini ya banyonun içerisinde, ya da banyonun önünde, koridorda banyo kapisinin önünde yaptim. Evin banyosu dahi tabani tamamen mozaikti. Koridorda hali veya kilim olup olmadigini bilemiyorum. Zaten olsaydi yanmasin diye kaldirirdim.
“BEN BU ISE INANMISTIM”
Kaynak islemleri sirasinda evin içerisi duman olmustu. Ben bu delikleri kapatip sogumaya biraktigim esnada eve Burhan tekrar geldi. Evin hemen duman altinda oldugunu ve benim ne yaptigimi görünce sasirdi. Bomba yaptigimi, ölen teröristlerin intikamini almak için bomba yaptigimi söyledim. Burhan buna karsi çikti, benim yapmamami istedi. Kabul etmedi. Kabul etmeyince ben de susturuculu silahi göstererek gerekirse onu öldürebilecegimi söyledim.
Bunu da gerçekten yapardim. Çünkü ben bu ise inanmistim. Ben bu sekilde söyleyince Burhan sesini çikartamadi. Kendisini evden çikisini ve cep telefonu kullanmasini yasakladim. Burhan geldikten sonra piknik tüpteki kalan açik delikleri ben kapattim ve patlayicilari tüpe doldurdum. Fünyeleri yerlestirdim. Ancak elektrik sistemini o gün kurmadim. Burhan da bu sirada yanimdaydi. Söylemis oldugum talimatlari yerine getirmek zorunda kaldi. O gece Burhan'in evinde kaldim. 11 Eylül 2006 sabahi kalktigimda ben kalan isleri yapmaya devam ettim.
“11 EYLÜL’DE BOMBAYI HAZIR HALE GETIRDIM”
Burhan'in arkadasi Murat eve geldi. Bende bu sirada arka odada sanirim Burhan ile birlikte idim. Murat da sanirim kendi anahtari ile geldi, bizi o sekilde gördü. Düzenegi yerlestiriyordum. Murat bizi bu sekilde görünce sok oldu. Ne yaptigimizi sordu, bende bomba yaptigimizi söyledim o da karsi çikti.
Burhan'in kendine ait dijital fotograf makinasi vardi. Bende bu cihaz ile Murati bombanin basinda kameraya aldim. Ancak o benim aldigim anlamadi.
Burhan'i kameraya almadim. Murat bir saat sonra ayrildi. Burhan yanimdaydi, sadece bir kez markete yiyecek almaya gönderdim. Amacim Sedat Astsubay'a kaynak makinasi ve susturuculu tabancayi teslim etmemdi.
Sedat Astubay araç ile evin önüne geldi. Kendisine kaynak makinasini ve silahi teslim ettim. Çuvalda kalan patlayicilari da ben tuvalete eritmek suretiyle döktüm. Burhan hiçbir sekilde Sedat Astsubay'i görmedi. 11 Eylül tarihinde bombayi hazir hale getirdim.
Sanirim 11 Eylül'ü, 12 Eylül'e baglayan gece ailemin evinde kaldim. Sabahleyin Burhan'in evine gittim. Sedat Astsubay bana hazir bulunan telsizde ve düzenegi harekete geçirecek bende bulunan telsizi mandala bastigim anda patlatmak amaciyla hazir vaziyete getirilmesi için bos frekans ayarinin nasil yapilacagini daha önce bana ögretmisti.
Ben de, bu bilgiler isiginda frekans tarama bölümünde bos frekansi bularak her ihtimale karsi telsizi patlamanin öncesine kadar açik tutarak, baska frekansin bos olarak ayarladigim frekansa girip giremedigini kontrol ettim. Tamamen bos oldugun anladiktan sonra bendeki telsizin tus kilidine getirerek, düzenekteki telsizi açip ayni frekansi o telsizde ayarladim.
Daha sonra bomba düzenegindeki telsizi patlamamasi için güvenlik anahtarini kapattim. Bendeki telsiz tus kilidinde sürekli açik olarak kaldi. Patlayicinin üzerindeki güvenlik anahtarini evden bombayi birakacagim yere götürürken açacaktim.
EYLEMI TIT ADINA ÜSTLENDIK
Bombanin hazir olmasindan sonra, bombanin fotografini çektim. Evin tabani mozaikti. Bu fotolari patlamadan sonra internet sitesinde yayinlayacaktik. Bu fotoyu çekerken ben elime eldiven taktim. Fotodaki eldivenli eller bana aittir. Ancak kahverengi terlik giymis olan ve ayak ucu görünen ise Burhan'dir. Sanirim Burhan da bir iki foto çekmis olabilir. Bu fotolari çektikten sonra ben Burhan'a olaydan sonra internet üzerinden TIT'in olayi üstlenmesini anlattim ve o da bunu kabul etti. Bu fotolari Burhan'in makinasiyla çekmistik.
Ben Burhan'a bu eylemin polise yönelik olacagini, ancak ters bir durum oldugunda bu resimleri internete vermesini ve TIT adina üstlenmesini istemistim. Patlamayi TIT adina üstlenmemi Bursa Gemlik'te komutanim olan Üstegmen Ahmet Sentürk bana söylemisti. Burhan benim asker oldugumu bilmiyordu.
“BOMBALAMA YERI OFIS SEMTINDE YAPILACAKTI”
Eylemi esasen Ofis bölgesinde yapacaktim. Ancak orada polisler devamli bulundugu için zarar göreceklerini düsündügümden, polislerin olmadigi, halkin çogunlukta oldugu Kosuyolu mevkiinde yapmaya karar verdim.
12 Eylül günü hava karardiktan sonra, sanirim saat 20:30 siralarinda telsizin kablosunun termosun disina çikik olmasi nedeniyle üzerine bez koydum. Güvenlik anahtari ise termosun daha önceden anahtari disarida birakmak için biçakla bir kismini kesip düzenegi yerlestirmekte daha saglam olmasi için kullandim. Bu bosluktan da anahtari disariya çikacak vaziyette biraktim.
Sedat Astsubay, ayrica basima bir sapka takmami, üzerime üç-dört kat gömlek giymemi, evden çikmadan önce termosu patlama yerine koydugumda güvenlik kilidini açmam esnasinda patlamama ihtimaline karsi parmak izimin kalmamasi için isaret parmagima para bandi yapistirmami ve yürürken basimi sürekli asagida tutmami, sagdan soldan kamera çekimi oldugunda tespit olunmamam gerektigini söylemisti.
Bende bu sekilde söylenenleri evden çikmadan önce yaptim. Burhan'a önden yürümesini, benim de yaklasik 50 metre arkasinda gelecegimi belirttim. Bu sekilde evden çiktik. Burhan önde, ben arkada yürüdük. Diyarbakir Ana okulu tarafindan Kosuyolu Parki'na girdik. Ancak ben parkta Burhan'i kaybettim. Orada Burhan'i telefonla aradim. Nerede oldugunu sordum. O da 'sarjim bitiyor' diyerek konusmayi reddetti. Bunun üzerine ben Burhan'i o aksam görmedim.
“POLIS ARACININ GEÇMESINI BEKLEDIM”
Bende parkin Oryil Petrol Istasyonu tarafindaki çikisinda Kosuyolu Caddesi'ne çiktim. Ofis Istikametine dogru yürümeye basladim. Duvar burcunun önüne elimdeki bombayi biraktim. Biraktiktan sonra bombanin güvenlik anahtarini açtim. Daha sonra yolun karsisina geçtim. Arka sokagi dolandim. Arka sokaklarda üzerime giydigim gömlekleri çikardim. Bunu yapmamdaki amaç, taninmamakti. Daha sonra orta refüje geldim, bomba ile aramda yüz elli metre mesafe vardi.
Bomba o an için yerinde duruyordu. O anda devrenin tamamlanmasi için mandala bastim, ancak patlama olmadi. Evden çikmadan önce kendi güvenligimi almak için telsizi herhangi bir mandallama olasiligina karsi tus kilidine almistim. Tus kilidinin kapali oldugunu gördüm.
Ve tus kilidini açtim. Ancak bu sirada ofis tarafindan bir polis aracinin geldigini gördüm.
Polis aracinin geçmesini bekledim. Polis araci bombanin yanindan geçti ve isiklarda durdu. Yesil isigin yanmasini bekledim. Yesil isik yanip polis araci gitti. Bende bu sirada orta refüjde duruyordum. Bütün dikkatimi polis aracinin gitmesine vermistim.
Polis araci gittikten sonra, bombaya baktigimda bombanin yerinde olmadigini gördüm, bombanin yerinden alinis anini görmedim, hava zaten karanlikti. Sonra bombayi gördüm. Yaninda bir iki bayan vardi, çocuklari o anda görmedim.
“O ANDA MANDALA BASTIM, PATLAMA GERÇEKLESTI”
Hava karanlik oldugu için bombanin kimin elinde oldugunu o anda görmedim. Bombayi gördügüm an mandala bastim ve patlama gerçeklesti. Sonra evimiz karsidaydi ve eve gittim. Balkondan seyrettim, sonra bir daha bakamadim. Televizyonda izledim, ölü sayisi gittikçe artiyordu. 'Bu daha on kisi olur' diye kendime söylendim. O gece evde kaldim.
Sonraki gün Batman'a gittim. Olayin TIT tarafindan üstlenildigini ögrendim. Burhan bombaya ait resimleri yayinlamisti internette. 14 Eylül günü Diyarbakir'a döndüm.
“PATLAMAYI BALKONDAN IZLEDIM”
Döndükten sonra Burhan ile evinde görüstüm. Burhan soktaydi. Burhan'in kendisine gelmesi için, bombayi biraktiktan sonra balkona çiktigimi, balkondan baktigimda kadinlarin bombayi tasidigini ve götürürken düsünmesi neticesinde patladigini, benim dügmeye basmadigimi, hatanin kadinlara ait oldugunu söyledim.
Amacim Burhan'i rahatlatmakti. Hatta kendisine iki gün yemek yemedigi için çikip yemek yememizi söyledim. Dagkapi'ya lokantaya gittik. Orada Burhan'a moral vermeye çalistim. Burhan'a fotograf makinasini imha edip etmedigin sordum, o da bana imha ettigini söyledi.
“ALBAY BANA BOMBALAMAYI KIMIN YAPTIGINI SORDU”
57. Topcu Tugayi'na ayin 15'inde teslim olmam gerektigi için uçakla Izmir’e gittim. Bornova'da bir gece Apart otelde kaldim. Ertesi gün birligime teslimi oldum. Albay beni çagirdi. Diyarbakir'daki olayi kimin yaptigini sordu. Ben de 'bilmiyorum, TIT üstlendi' dedim.
Burhan'i Izmir’e çagirdim, bir daha dügmeye basip basmadigimi sordu. Kadinlarin bombayi tasimasi sonucu patladigini söyledim. Ve evin banyosunun mozaik olan tabanini degistirmesini istedim. Kendisine para verdim. Gözaltina alinmadan önce 20 Mart 2009 günü Diyarbakir'a gelerek Newroz kutlamalarina Burhan ile birlikte katildim.
ISMINI VE SOYADINI DEGISTIRMEK IÇIN TALEPTE BULUNDU
Bu eylemi Bati'da turizm merkezlerinde patlayan bombalara misilleme olarak Dogu'da ayni sekilde cevap verilmesi için Üstegmen Ahmet Sentürk'ten aldigim talimat dogrultusunda, kendisini gördügümde teshis edebilecegim Sedat Astsubay yardimi ile halki korkutma, yildirma ve sindirme amaciyla yaptim. Olay sonrasi TIT adina üstlenmeyi
Ölenlerin yakinlarindan aileme bir zarar gelmemesi için, ailemin halk içinde itibarinin bozulmamasi için yasal olarak isim ve soy ismimin degistirilmesi için gereginin yapilmasini istiyorum."
IZMIR’DE DE 3 AYRI BOMBALAMAYI YAPTIGINI SÖYLEDI
Diyarbakir'da Hayvan Severler Dernegi üyesi de olan Hikmet Topal, 24 Mart tarihinde Emniyet Müdürlügü'nde savci ve avukat nezaretinde bu ifadeyi verdikten sonra, 26 ve 27 Mart tarihlerinde iki ayri ifade daha verdi.
Hikmet Topal, bu ifadelerinde ise patlamayi tek basina gerçeklestirdigini, askerlerin bunda rolünün olmadigini belirterek, Izmir'de yasanan 3 ayri bombalama eylemini de kendisinin gerçeklestirdigini söyledi.
NOT: HABERI KOPYALAMAK VEYA YENIDEN YAYINLAMAK YASAKTIR
ANF NEWS AGENCY