Kurdish Info 18.02.2008 KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da uluslararası bir komployla Türkiye'ye teslim edilmesini ve günümüze kadarki süreci Fırat Haber Ajansı'na (ANF) değerlendirdi.
- Öcalan'ın
Ortadoğu'dan çıkarılarak esir alınıp İmralı sistemine tabi
tutulması
ABD'nin Ortadoğu müdahalesinin ilk adımıdır. ABD,
Kürt işbirlikçiliğini
ve siyasi İslam'ı geliştirmeyi esas aldı
- Komplonun
birinci aşaması Önderliği etkisizleştirmekti. İkinci aşamanın
hedefi,
hareketin yönetimini Önderlik'ten koparmaktı. Botan
ve Ferhat
vasıtasıyla bu hedef gerçekleştirilmek istendi
- ABD,
İsrail, İngiltere; PKK'yi teslim almayı, gerilla
gücünü dağıtmayı
hedefliyor. Türkiye ise, bu güçlerden
yararlanarak PKK'yi yok etmek
istiyor. Komplo bugün bu biçimiyle
sürdürülüyor
- Eğer
halkın büyük direnişi ve bunun
örgütte yarattığı direniş olmasaydı,
komplo birinci aşamada amacına ulaşacaktı. Halkımız geleceğini ve
özgürlüğünü Önder
Apo ve PKK ile birleştirmiştir
- Hareketimiz
'Êdî Bes e', 'Önderliği Yaşa ve Yaşat'
hamlesini başlatmıştır.
Önderliğimizin özgürlüğü
ve Kürt sorununun demokratik
çözümü
gerçekleşene kadar sürecek bir mücadele
hamlesidir
- Halk
ve hareket olarak, tümüyle meşru savunmayı esas
almalıyız. Hiçbir
tereddüde kapılmadan, 15 Şubat'ı temel alarak, her alanda ve
her zaman
'Êdî Bes e' hamlesiyle serhildanı geliştirmeliyiz
PKK hareketinin
büyümesiyle birlikte neden uluslararası komplolar
gelişti?
Öncelikle
bu kara günü partimize, halkımıza ve insanlığa
yaşatan komplocuları ve
destekçilerini nefretle kınıyorum. Önder APO'ya
bağlılığımı bir kez
daha yineliyorum. PKK hareketi çıkışında Kürdistan
halkının bastırılan
iradesini ortaya çıkarmak için
büyük bir irade savaşına girişti. Bu
savaşı kazandıkça gelişmesini
sürdürdü. PKK, kendi öz
gücüne dayanarak,
kendine güvenerek, ideolojide, siyasette,
örgüt ve eylem çizgisinde
bağımsız olmayı her koşul altında ilke edinerek çıkışını
yaptı. Bu
çizgisinden hiçbir zaman taviz vermeden
gelişmesini sürdürdü. Kürt
halkının ve halkların çıkarını,
özgürlüğünü ve
demokratikleşmesini esas
aldı. Daha başından itibaren bir özgürlük ve
demokrasi hareketi olarak,
halkçı yanı güçlü olan bir
özelliğe sahip oldu. Bunun için de hızla
gelişti. Kürt halkının birliğini esas aldı,
parçalanmışlığı kabul
etmedi. Bu temelde Kürt halkında büyük bir
bilinçlenmeye yol açtı.
Özgüç ve birlik anlayışı temelinde
Kürt halkına ruh kazandırdı.
Mücadele kimliği kazandırdı. Direnen bir halk
gerçekliği yarattı. Bu
duruşu ve mücadelesiyle de halklara ve ezilenlere
büyük bir umut olmayı
başardı.
Kürt
halkının bu biçimde şekillenmesi, kapitalizmin ve
sömürgecilerin
işbirlikçileri eliyle kendilerini Kürdistan'da
etkin kılma çabalarını
tehdit eder hale geldi. Halbuki kapitalist-emperyalist devletler ve
onlara dayalı sömürgeci güçler
Kürdistan'da kendilerine bağlı bir
işbirlikçi Kürt yaratmış, buna dayalı siyasi ve
ekonomik olarak adımlar
atmış ve oldukça büyük mesafe almışlardı.
PKK hareketi çıkışıyla
birlikçiliğe dayanarak yapılan bütün bu
siyasi ve ekonomik
yapılanmaları sarsarak bu güçlerin
bütün çıkarlarını tehlikeye attı.
Kapitalist sistem yeni dünya düzeni adı altında
kendini yeniden
örgütlemeye, tüm alternatifleri ortadan
kaldırmaya yönelirken ve bu
amaçla Ortadoğu'yu yeniden düzenlemeye girişirken;
PKK, bir özgürlük ve
demokrasi hareketi olarak gelişmesini
sürdürdü. Halkların
özgürlük
eğilimi olmayı ısrarla sürdürdü. Bu durum,
PKK'yi ve onun önderliğini
bu mücadeleden çıkarları sarsılan tüm
güçlerin ortak boy hedefi haline
getirdi. PKK'nin bu özgünlüğü ve
özelliği çıkışında bile ABD'nin
dikkatini çekmiştir.
Öcalan'la Kürtler
birdir
Öcalan, PKK ve
Kürt halkı sürekli olarak ayrı tutulmaya
çalışılıyor. Bu yaklaşımları neye bağlıyorsunuz?
Önder
Apo, PKK ve Kürt halkı birbirinden ayrılamaz. Önder
Apo, PKK ve ölüme
yatırılmış Kürt halkını yeniden yaratan bir
gerçekliktir. Bunları
birbirlerinden ayırmak demek her biri şahsında diğerlerini inkar etmek,
tasfiye etmek demektir. Hele hele herhangi bir Kürdün
veya PKK'linin
bunu kabul etmesi demek kendisini inkar etmesi ve imhaya tabi tutması
anlamına gelir. Kürt halkı ve PKK militanları bu
gerçeği bildikleri
için hiçbir zaman bu ayrımları kabul etmediler.
Bu ayrımı iyi niyetlice
görmedikleri gibi geliştirenlere karşı da
büyük bir öfke duydular.
Komplocu ve sömürgeci güçler,
bunların işbirlikçileri sürekli bir
biçimde bu ayrımları yapmaya çalıştılar. H�l�
da günümüzde bunu
sürdürmeye çalışıyorlar. Bunu ısrarla
halkımıza ve
kadrolarımıza dayatmaya, kabul ettirmeye çalışıyorlar.
Bütün amaçları
Önderlik, PKK ve Kürt halkını birbirinden koparmak ve
böylece Kürt
Özgürlük Hareketi'nin yarattığı
bütün kazanımları ortadan kaldırmaktır.
Bu açıdan daha başından itibaren tasfiye edilmek
için hedeflenen bir
harekettir. Dikkat edilirse her dönem birçok yol ve
yöntemle
hareketimize karşı ideolojik, siyasal, diplomatik,
örgütsel, askeri,
kültürel, ekonomik saldırılar yapılmıştır.
Özellikle özel savaşa büyük
bir önem verilmiştir. Yürütülen
psikolojik özel savaşla kadrolarımızın
ve halkımızın önderliğine bağlılığı zayıflatılmak istenmiştir.
Önder
Apo, PKK ve Kürt halkı bir insanın vücuduna benzer.
Vücuttaki bütün
organlar birbirini tamamlayan işleve sahiptir. Biri olmadan diğeri
olamaz. Etle tırnak, bedenle kemik gibi kaynaşmışlardır. Bunları
birbirinden ayırmak, yaşamı ortadan kaldırmak demektir. Halkımız ve
kadrolarımız bunları iyi görerek geçmişte nasıl ki
bu ayrımlara karşı,
bu bilinç karartmaya, ihanete karşı Önderliği
etrafında kilitlendiyse
bundan böyle de bu kilitlenmesini daha
güçlü bir tarzda
sürdürmelidir.
Ancak o zaman komplocuların bütün
çabaları, amaçları boşa
çıkarılabilir.
Komplo ilk adımdı
Öcalan'a
komplo düzenleyen güçler, 1998'de Ortadoğu
düzeyinde planlar yaptı ve o
güne kadar kullandıkları yöntemleri bir kenara
bıraktılar. Bu durumu
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şemdin
Sakık da Şahin Dönmez gibi yakalanıp ihanet ettiğinde şunu
söylemiştir:
'PKK'yi etkisizleştirmenin yolu PKK önderliğinin
etkisizleştirilmesinden geçer.' Apo ve PKK'ye karşı olan
güçler o güne
kadar her türlü yöntemleri denemelerine
rağmen PKK ve Önder Apo'ya
karşı mücadelelerinde sonuç alamamışlardır.
Önder Apo'yu
etkisizleştirmeyi hedeflerine koyan güçler
yürüttükleri bu mücadelede
sonuç alamayınca doğrudan Önder Apo'yu
etkisizleştirmeyi hedeflerine
koydular. Bütün bu güçler de
harekete karşı yaşadıkları başarısız
pratiklerden dolayı Şahin Dönmez ve Semdin Sakık'ın belirttiği
bu
sonuca ulaşmışlardı. Başka türlü sonuç
alınamayacağını, Önder Apo'nun
bütün yöntemlerini boşa
çıkardığını artık kavramışlardı. Kürt
işbirlikçi güçleri de Önder
Apo'nun etkisizleştirilmesini istiyorlardı.
Komploya giden süreç aynı zamanda kapitalist sistem
ve onun öncülüğünü
yapan ABD'nin Ortadoğu'ya müdahaleyi planlayıp başlatma
aşamasına
getirdiği süreçti. ABD Önder Apo ve onun
öncülük ettiği halk
özgürlük
eğilimini engel gördü.
Çünkü Önder Apo
öncülüğündeki Kürt
Özgürlük
Hareketi, halkların kardeşliği temelinde alternatif-demokratik ve
özgürlükçü bir Ortadoğu
yaratmada ısrarını sürdürüyordu. Bu
tutumuyla
da sadece Kürdistan'da değil Ortadoğu halkları nezdinde de
umut olmaya
devam ediyordu. Bu gelişme, ABD'nin başını çektiği sistem
açısından
mutlaka önü alınması gereken bir gelişmeydi. ABD
Ortadoğu'ya müdahaleyi
geliştirirken ilk müdahaleyi Önder Apo'ya ve PKK
hareketine karşı
geliştirdi. Önder Apo'nun Ortadoğu'dan çıkarılarak
esir alınıp İmralı
sistemine tabi tutulması Ortadoğu müdahalesinin ilk adımıdır.
Bu adım
üzerinden daha sonraki adımlar geliştirilmiştir. ABD Ortadoğu
müdahalesini Kürt işbirlikçiliğini ve
siyasi İslam'ı geliştirip bu
temelde Türkiye, Irak, ABD ittifakını esas alarak
bölgedeki
müdahalesini Türk ve Kürtlerin birlikte
kullanılmasına dayandırmak
istiyordu. Ancak bu tarzda sonuç alabileceğini
düşünmektedir. Oysa ki
PKK zihniyet ve tarzıyla, geliştirdiği mücadelesiyle
bütün bunların
geliştirilmesini olumsuz yönde engelliyordu. Bu engelin
ortadan
kaldırılması gerekiyordu. Önder Apo'nun İmralı sistemine
alındığı, PKK
üzerinde büyük bir baskının geliştirildiği
bir ortamda Irak'a müdahale
geliştirildi. Bu müdahale ile Kürdistan'daki halk
özgürlük eğilimi
etkisizleştirilip işbirlikçi çizginin
önü açılıp egemen kılınmak
istendi. ABD ve sistem çıkarlarını korumayı buna dayandırdı.
Dikkat
edilirse Ortadoğu'ya müdahaleyle komployu paralel
yürüttüler.
Komploda ikinci aşama Ferhat-Botan
tasfiyeciliği
15
Şubat komplosuyla sonuç alınmadı. Ancak hareketinize
yönelik saldırılar
da durmadı. 2003'te Osman Öcalan (Ferhat) ve Nizamettin Taş'ın
(Botan)
çıkışı oldu. Bu çıkışın komployla ilişkisini
değerlendirir misiniz?
Komplonun
birinci aşaması önderliği etkisizleştirmekti.
Önderlik esir alınarak
İmralı'ya getirildi ve orda bir sistem geliştirildi. Bunun adı İmralı
sistemi. Bu sistem geliştirilirken CPT temsilcisinin de hazır olduğunu
biliyoruz. İmralı sistemi komployu geliştiren, onun içinde
yer alan,
destek veren güçlerin birlikte geliştirdiği
çok vahşi bir sistemdir. Bu
sistemle önderlik, hareket ve halkın bağı kesilmek
istenmiştir.
Önderliğin bütün dünyayla,
kamuoyuyla, hatta yaşamla bağı kesilmek
istenmiştir. Bu teslimiyet politikasına karşı Önder Apo'nun
onurluca
direnişiyle karşılaştılar. Bu tarzda sonuç alınamayacağını
gören
komplocular, baskıyı daha da arttırarak tecrit içinde
tecritleri
geliştirerek, maddi ve manevi yaşam imkanlarını tümden ortadan
kaldırarak, Önderliğimizin onuruyla oynayarak
Önderliğimizi intihara
sürüklemek istediler. Önder Apo
böylesi çirkin bir tuzağa da düşmedi.
Buna karşı da onurluca bir mücadele
yürüttü.
Bu
tarzda da sonuç alamayacaklarını gören komplocular
çözümü kronik
zehirleme ile geliştirmek istediler. Önder Apo'yu fiziki
olarak ortadan
kaldırmayı esas aldılar. Çünkü
Önder Apo, teslim alma, intihara
sürükleme çabalarına karşı
büyük bir mücadele
yürüttü.
Yürüttüğü
direnişi ideolojik, felsefi ve örgütsel temelde
büyüterek, bu direnişe
büyük bir anlam verdi. Komployu yendi. Komplocu
güçler birinci aşamada
Önder Apo'yu teslim alarak olmazsa intihara
sürükleyerek sonuç almaya
çalıştılar. Ancak bu başarılamayınca, yeni bir aşamaya
geçtiler.
İkinci
aşamanın hedefi, hareketin yönetimi üzerinde durmak,
hareketin
yönetimini önderlikten koparmak, yönetimi
önderlik çizgisinden
uzaklaştırmak ve sisteme yedeklemekti. Bu tarzda hareketi
tümüyle
Önderlik'ten koparıp Önderliği bir kişi durumuna
getirmek, bu temelde
tamamen bitirmek ve hareketi de tümüyle sistemin
hizmetine çekmekti.
Öncelikle yönetimin tümü
üzerinde duruldu. Yönetimin tümü
sistem
çizgisine çekilmeyince, yönetimin
içindeki Botan ve Ferhat unsurları
vasıtasıyla bu hedef gerçekleştirilmek istendi. Bu
ihanetçi çeteci
gruba destek verilerek bu grup harekette etkin kılınmak istendi. Bunlar
vasıtasıyla hareket ele geçirilmek ve
tümüyle sistemin içine sokulmak
istendi. Bırakalım işbirlikçiliği pespaye bir uşak
çizgisi, örgüte
kabul ettirilmek istendi. Böylelikle sonuç alınmak
istendi. Komplo
birinci aşamada tamamen dışardan
yürütülürken, ikinci aşamanın en
belirgin özelliği komplonun hareketin içinde bazı
kişilerce
yürütülmesidir. Komploculuk, buna bağlı
olarak gelişen tasfiyecilik,
özel savaş ve sisteme hizmet eden sivil toplumcu anlayış el
ele vererek
sonuca gitmek istemiştir. Hareketin ideolojisine, siyasetine,
örgütüne,
eylemine, kültürüne, ahlakına, yaşamına,
ölçülerine, bütün
değerlerine,
geçmişine pervasızca bir saldırı başlatılmıştır.
Önderlik
üzerinde yürütülen hesaplarla
sonuç alamayan komplocular, ikinci
aşamayı bu tarzda devreye sokarak komployu amacına ulaştırmak
istemişlerdir. Buna karşı Önderlik, hareket ve halk
büyük bir duruş
sergileyerek bu tehlikenin önünü almış,
tasfiyeciliği tasfiye ederek,
mücadele çizgisini oturtup geliştirmeyi esas
almıştır.
Halkın mücadelesi
tarihseldir
Komploya karşı halkın tutumunu nasıl
değerlendiriyorsunuz, Kürt özgürlük
mücadelesindeki yeri nedir?
Bazı
kadro ve yurtseverler komployu erkenden anladı. 'Güneşimizi
Karartamazsınız' adı altında kendilerini birer ateş topuna
dönüştürerek
Önderliğe sahip çıktılar. Tüm halkı,
dostları ve kamuoyunu da bu
temelde komployu anlamaya ve karşısında durmaya, Önderlik
etrafından
bir ateş çemberi olmaya çağırdılar. Bu
yoldaşların fedai ve onurluca
eylemleri tarihseldir. Hareketimizin ve halkımızın tarihinde ve
kültüründe şimdiden yerini almışlardır.
Denilebilinir
ki, Önderliğin komploya karşı mücadelesini ve
komplonun tehlikesini
halk daha erkenden fark etmiştir. Hatta örgütten ve
kadrodan da önce
kavramıştır. Halk büyük eylemlikleriyle
dünyada eşi görülmedik bir
bağlılık göstermiştir. Eğer halkın büyük
direnişi ve bunun örgütte
yarattığı direniş ve bağlılık etkisi olmasaydı, komplo birinci aşamada
amacına ulaşacaktı. Komploya karşı Güneybatı
Kürdistan'da bine yakın
savaşçının katılması, Güneybatı Kürdistan
halkının Önderliğine,
harekete nasıl bağlı olduğunu gösterdiği gibi, halkın kendi
geleceğini
sahiplenmesinin de somut ifadesi olmuştur. Doğu Kürdistan'da
da halk
serhildana kalktı ve en az 35 şehit verdi. Hiç kimse Doğu
Kürdistan
direnişinin bu tarzda gelişmesini beklememiştir. Daha önce
Doğu
Kürdistanlı liderler Kasımlo ve Şerefkendi'nin katledilmesi
karşısında
bu denli ayağa kalkmayan Doğu Kürdistan halkı, Önder
Apo'ya karşı
gerçekleşen komployla görkemli bir şekilde ayağa
kalkmıştır. Kuzey
Kürdistan, Avrupa ve bulunduğu her alanda halkımız
büyük bir direniş
sergileyerek onlarca şehit vermiştir. Halkımız gösterdiği
direnişle
komploculara karşı tutumunu çok net olarak ortaya koymuştur.
Türkiye'de
Kürt halkına karşı linç hareketlerine
girişilmiştir. Bu ağır baskılar
ortamında direnerek, Önderliğine destek vererek komploya
teslim
olmayacağını göstermiştir. Bu muazzam ayağa kalkış,
Önderlik ve
hareketiyle tamamen bütünleşmeyi ifade ediyor.
Halkımız, komploya karşı
çok açık bir şekilde tavır koymuştur.
Özgürlüğe tutkusunu ortaya
koymuştur. Eğer komplo başarıya gitmemişse ve Önderlik bu
vahşi
koşullarda direnişi sürdürerek komployu alt etmiş ise
ve hareket
varlığını koruyup gelişimini sürdürmüşse, bu
tamamen halkın ortaya
koyduğu direnişle bağlantılıdır. Bu açıdan halkımızın komplo
ortamında
gösterdiği direniş tarihsel değerdedir. Halkımız geleceğini ve
özgürlüğünü Önder
Apo ve PKK ile birleştirmiştir. Bunu açıkça da
her
koşulda dile getiriyor. Önderliksiz yaşamın olmayacağını ve
böyle bir
yaşamı yaşam olarak görmediklerini her gün
haykırıyorlar. PKK'nin halk
olduğunu, halkın da kendileri olduğunu açıkça
dile getiriyorlar. Apo ve
PKK'ye hayır demenin artık Kürt halkına hayır demek olacağını
herkes
anlamalıdır. Her Kürt insanı bunu biliyor. Kürt
iradesini bu temelde
kabul etmek zorundasınız.
Yetersizliklerimiz oldu
Uluslararası komploya karşı
örgüt ve kadrolar olarak eksikleriniz nelerdi?
Önder
Apo'nun kavratma çabalarına rağmen örgüt
ve kadrolar olarak
uluslararası komplonun yeterli ve derinliğine kavranmadığını, bunun
için de komploya karşı zamanında doğru ideolojik ve eylemsel
bazda bir
duruş sergilenmediğini belirtebiliriz. Önderlik ve halk
komploya karşı
büyük bir mücadele
yürütmüştür. Eğer bu
mücadeleyle zamanında ve
yeterince birleşilip mücadele daha ileriye taşırılsaydı, belki
komplo
bu biçimde gerçekleşmeyecekti. Sonuç
daha farklı olabilirdi. Çözüme
bile ulaşılabilirdi. Yaşanan bu yetersizlikler ve hatalar komploya
zemin sundu. Komplocuların umutlanarak komployu
sürdürmelerine yol
açtı. Bunu fark eden Önderlik, 6. Kongre'nin hemen
bitirilmemesini,
kongrenin bu süreci tartışmasını, bu temelde kararlaşmasını
istiyordu.
Fakat 6. Kongre bu görevini yerine getirmedi. Normal bir
kongre gibi
gelişti. Gündemi daha önceki kongreler gibi
belirledi. Temel hatası
buradaydı. Halbuki 6. Kongre, tamamen komployu gündemine
alarak
tartışmalı ve bu temelde kararlara gidilmeli ve pratikleşmeyi
sağlamalıydı. Böyle yapmadığından kongre ortamı ve sonrası
işlenen
hatalar gelişti. 7. Kongre'de yine büyük bir hata
işlendi. Değişim
dönüşüm adı altında halkımızın
örgütlenmesini sağlayan ERNK tasfiye
edildi, ama yerine yenisi kurulamadı. Halbuki geliştirilen yeni
paradigmaya göre yeni taktik, serhildandı. Serhildan da,
örgütü olursa
gelişebilirdi. Yapılması gereken halk örgütlenmesinin
tasfiyesi değil,
onun yeni paradigmaya göre biçimlendirilmesiydi.
Dolayısıyla temel
taktik serhildan geliştirilmedi. Süreç
çözüm yönünde
ilerletilemedi. Bu
da komplonun umutlanmasına hizmet etti. Daha sonra da 1. Kongra Gel
Genel Kurulu'na gidilirken, büyük bir hata işlenerek
bu sefer öncü
örgüt tasfiye edildi. Öncü
örgüt partinin tasfiye edilmesi, kadronun
örgütsüz bırakılmasına, dolayısıyla kadro ve
hareketin de dağılmasına
yol açtı. Komplo işte bu hatalar üzerinden
kendilerini içimizde
örgütleyen Botan ve Ferhat çeteciliğiyle
kendini sürdürür hale geldi.
Bu duruma karşı Önderliğin, halkın ve hareketin
çabaları gelişmiş ve bu
çabalar sonucunda ihanetçi-tasfiyeci grup
etkisizleştirilmiştir.
Şüphesiz tasfiyeciliğin tasfiye edilmesinde geç
kalınmıştır. Eğer
komplo bütün yönleriyle zamanında
kavranılmış ve yeterince bir mücadele
sergilenmiş olsa idi, tasfiyecilik bu biçimiyle
yaşanmayabilinirdi.
Komplo 3. aşamada. Yanıtımız:
Êdî Bes e
Eksikliklerinize karşı vereceğiniz
yanıt nedir, nasıl bir mücadele yöntemi geliştirdiniz?
Çok
geç de olsa komploya ve ona bağlı gelişen tasfiyeciliğe,
özel savaşa ve
sivil toplumcu anlayışa karşı hareket 'Êdî Bes e'
ve 'Önderliği
yaşayalım ve yaşatalım' hamlesini başlatarak etkili bir
müdahalede
bulundu. Bu hamleyle, gelişen sistem içileşme tehlikesine
karşı çok
boyutlu bir mücadele başlatıldı. Bu hamlenin içe ve
dışa yönelik kısa
ve uzun vadeli hedefleri vardır. Dışa yönelik olanı,
Önderliğimiz,
halkımız ve hareketimiz üzerinde
yürütülen inkar ve imha politikasına
'Artık Yeter' anlamına geliyor. İçe yönelik olanı
ise, sistem
içileşmeye karşı mücadeledir. Tekrar kendi
zihniyetini ve tarzını
yakalama temelinde çıkış yapmadır. Mücadele
örgütü haline gelme
kararlılığıdır. Bu temelde inkar ve imha politikasını boşa
çıkarmak,
Kürt sorununun siyasal demokratik
çözümünü
gerçekleştirmektir.
Hareketin
bu hamleyle kısa vadeli amacı, Önderliğimiz
üzerindeki imha
politikasını boşa çıkarmaktır. Önderliğimizin
sağlığı oldukça
kötüleşmiştir ve yaşamı tehlikededir. Bu
açıdan yaşamının garanti
altına alınmasını içeriyor. Yerinin değiştirilmesi ve
tedavisinin
yapılması gerekiyor. Uzun vadeli hedefi de Önderliğimizin
özgürleştirilmesi ve bu temelde Kürt
sorununun demokratik
çözümünün
gerçekleştirmesidir. Hareketimiz 'Êdî
Bes e', 'Önderliği Yaşa ve Yaşat'
hamlesini bu amaçla başlatmıştır. Önderliğimizin
özgürlüğü, Kürt
sorununun demokratik çözümü
gerçekleşene kadar sürecek bir mücadele
hamlesidir. Böyle bir hamleye karar vermek tarihi bir
karardır. Bu
sadece Kürt halkı açısında değil, Ortadoğu halkları
açısından da tarihi
değerde bir karardır. Bu hamlenin başarıya gitmesi demek, Kürt
sorununun siyasal çözümü ve
Önder Apo çizgisinin başarıya gitmesi
demektir. Bu çizginin bölge halkları
açısından bir umut olması
demektir. Bu açıdan bu hamlenin yaratacağı
sonuçlar sadece Kürdistan
ile sınırlı olmayıp, bölgesel düzeyde ve tarihi
olacaktır.
Komplocu
güçler, bu hamlenin amaçları ve
sonuçlarını hemen anladıklarından kendi
karşı hamlelerini geliştirerek hem bu hamleyi bastırıp boşa
çıkarma,
hem de önlerine koydukları Önderliğimizden başlayarak
hareketimizi ve
Kürt özgürlük mücadelesini
tasfiye etmeyi hedeflemişlerdir. Komplonun
3. aşamasını başlatmışlardır. Bu aşamayla hareket teslim alınmak ve
sisteminin içine çekilmek isteniyor. Eğer hareket
buna yatmazsa, tümden
tasfiye edilmek isteniyor. Bu açıdan mücadele
şiddetlenmiş ve daha da
şiddetlenecektir. Çünkü artık
Kürt sorununun çözümü
gelip kendisini
dayatmıştır. Ya katliamla ya da demokratik siyasal yolla sorunun
gündemden düşürülmesi gerekiyor.
Sorunun daha fazla sürünmecede kalması
hemen hemen herkes açısından tehlike yaratıyor. Komplocular,
sömürgeciler ve işbirlikçileri sorunu
PKK'yi teslim alma, sistem içine
çekme, bunu kabul ettiremedikleri takdirde de ezme temelinde
çözmek
istiyorlar. Hareketimiz ise bu çabalarını boşa
çıkararak demokratik
siyasal çözümü
gerçekleştirmek istiyor. 'Êdî Bes e'
hamlesinin hedefi
budur. Bunun için de bütün kadrolarımızın
ve halkımızın bu gerçeği
bilerek hamleye bütün güçleriyle
katılmaları, hamleyi hedefine
ulaştırmaları gerekiyor. Hamle hedefine ulaşmadan asla ve asla
mücadeleyi gevşetmemeleri gerekiyor.
Tasfiyeye karşı tarihi direniş
Hareketinize
yönelik saldırılar yeni bir aşamada ve yine uluslararası
düzeyde bir
tasfiye planı yürütülüyor. Bu
dönem ve amaçlananlar hakkında neler
söyleceksiniz?
ABD
öncülüğündeki İngiltere ve İsrail
devletinin Ortadoğu'da geliştirdiği
müdahale, bütün sorunlarına rağmen
geçiş sürecini tamamlayarak yeni bir
sürece doğru adım atıyor. Bununla bağlantılı olarak
bütün güçler
siyasetlerinde netleşmeyi esas alıyor. Yeni ilişki ve ittifaklar
gerçekleşiyor. Ortadoğu müdahalesini
gerçekleştiren ABD, İngiltere ve
İsrail; Türkiye'yi Irak'a çekip, bu temelde
Ortadoğu'daki amaçları için
kullanmak istiyorlar. Bunun için de PKK'nin
etkisizleştirmesine destek
veriliyor. Türkiye ise, demokratikleşerek kendini
güçlendiremediği için
bir an önce PKK'den kurtulup, kendini bu planın
içine atıyor. PKK'nin
direnişi hem ABD, İsrail, İngiltere hem sömürgeci
güçler açısından
oldukça tehlikeli ve istikrarsız bir durum yaratıyor.
Çünkü PKK'nin
mücadelesi hem siyasi İslam'ın, hem de Kürt
işbirlikçiliğinin
gelişmesini tehlikeye sokuyor. En çok da Türkiye
ile işbirlikçi
Kürtlerin yakınlaşmasını, Türkiye, Irak, ABD
ittifakının
gerçekleşmesini engelliyor. PKK'nin
yürüttüğü mücadele
Türkiye'nin ve
Kürtlerin bu güçlerin amaçları
doğrultusunda kullanılmasını engelliyor.
Bölge geçiş sürecini arkada bırakıp yeni
bir sürece girerken, PKK'nin
kendileri için yarattığı bu tehlike giderilmek isteniyor.
Onun için
ABD, İsrail, İngiltere; PKK'yi tamamen silahsızlandırma, gerilla
gücünü
dağıtma, PKK'yi bu temelde
güçsüzleştirmeyi hedefliyor.
Güçsüzleştirilmiş PKK'yi
mümkünse sistem içine çekerek
bütün Kürtleri
teslim almak, amaçları temelinde kullanmak istiyor. Eğer bu
başarılmasa
PKK'nin tümden ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Türkiye ise, PKK'nin
silahsızlandırılması ve sistem içine çekilmesini
değil, bu güçlerin
silahsızlandırma ve sistem içine çekme
politikalarından da yararlanarak
PKK'yi tamamen yok etmek istiyor. Bu temelde bu
güçlerin bir
ortaklaşması var. Türkiye burada taktik yapıyor. Bu
güçlerin PKK'yi
silahsızlandırma ve sisteme çekme politikalarına evet
diyerek, esas
olarak kendi amaçlarını gerçekleştirmek istiyor.
Yani PKK'yi ortadan
kaldırmak istiyor. Bundan da sonuç alacağı konusunda
umutlandığı
görülüyor. Nitekim bunu 2008'de başaracağını
açıkça söylüyor.
Komplo
görüldüğü kadarıyla bugün
bu biçimde ve oldukça tehlikeli tarzda
sürdürülüyor. Buna karşı yapılması
gereken; bütün alanlarda, bütün
cephelerde bütün gücümüzle
direnmemiz ve bu direnişi, saldırıları boşa
çıkarıp özgürlük irademizi kabul
ettirene kadar sürdürmemiz gerekir. Bu
nedenle direnişi her geçen gün daha da
boyutlandırıp geliştirmemiz
gerekiyor.
Bugüne
kadar Kuzey'de Önderlik, gerilla, halk, halkın siyasal
örgütlenmesi
hedeflendi. Yoğun baskı, tecrit ve yönelimlerle irade kırılmak
istendi.
Güney'deki Medya Savunma Alanları'na yönelik olarak
da tecrit, baskı ve
hava saldırıları yürütülerek
güçlerimiz darbelenmek istendi. Esas
olarak Kuzey'de sonuç almayı hedeflerken,
Güney'deki gücümüzün de
bahara yıpranmış bir biçimde girmesi için
saldırılar aralıksız
sürdürülmektedir. Bu saldırılar, baharla
birlikte büyük bir kara
operasyonuyla tamamlanmak isteniyor. Yani gerilla
gücü tamamen
dağıtılmak, silahsızlandırılmak, böylelikle Kürt
halkı meşru savunma
gücünden mahrum bırakılmak isteniyor.
Güçsüzleşen PKK'yi
çözüm gücü
olmaktan çıkarmak istiyorlar. PKK'nin teslim alınması bu
temelde
yürütülüyor. Eğer bu başarılamasa
ve PKK teslim alınamasa, büyük bir
katliamla ortadan kaldırılmak planlanmıştır.
Özgürlük savaşçılarının
katliamdan geçirilmesi temelinde Kürt halkının
iradesi, mücadelesi,
örgütlülüğü
tümüyle darmadağın edilip, Kürt halkının
iradesi kırılmak
ve teslim alınmak istenmektedir. Böylece
bütün kazanımları elinden
alınmak ve köleleştirilip bitirilmek isteniyor. Bu
dönemdeki saldırılar
herhangi bir dönemdeki saldırılar gibi
görülmemelidir. Bunun bütün
halkımız ve kadrolarımız tarafından bilinmesi gerekir.
Bu
irade kırma, onursuzluğu dayatma savaşına karşı iradenin daha da
güçlendirilerek onur savaşının
yükseltilmesi gerekiyor. Varlığımızı
sürdürmenin ve onurlu yaşamın başka bir yolunun
bırakılmadığı
bilinmelidir. Teslim alma veya tasfiye etme dışında bu
güçlerin başka
hiçbir politikaları yoktur. Özellikle bu tasfiye
etme ve teslim alma,
işbirlikçi Kürtlere dayandırılarak
gerçekleştirilmek isteniyor.
Hareketimizin ve kadrolarımızın bu gerçeği bilerek,
Kürt
işbirlikçilerine ve AKP'ye karşı ideolojik, siyasal,
örgütsel, askeri,
kültürel mücadeleyi oldukça
geliştirmeleri gerekiyor. Anlaşılıyor ki,
bir yıllık bir süre önlerine koymuşlar ve bu
süre içinde sonuç almak
istiyorlar. Eğer bir yıl içerisinde sonuç
alamazlarsa bu planı ısrarla
takip edip, iki yıllık bir süreçte
amaçlarına ulaşmak istiyorlar. Bu
gerçek bilinerek direnilmeli. Eğer iki yılda
sonuç alamayarak PKK'nin
tasfiye olunamayacağını, teslim alınamayacağını, Kürt halkının
iradesinin kırılamayacağını görürlerse, o zaman bu
inkar ve imha
politikalarından vazgeçecekler ve Kürt sorununun
demokratik siyasal
çözümünü kabul etmek
zorunda kalacaklardır. Bu irade kırma savaşında
mücadelemizi güçlendirerek karşı
gücün inkar ve imha siyasetini
sürdürme iradesini boşa çıkarmalıyız.
Tasfiye planına karşı halka
çağrınız nedir?
Halkımız,
bu teslim alma ve tasfiye etme çabalarına karşı 99'daki gibi
her yerde
serhildana kalkmalıdır. Ülkede ve ülke dışında
insanlarımızın bulunduğu
her yerde bütün Kürt halkı ve dostları
serhildanları geliştirmelidir.
Önder Apo'suz ve PKK'siz yaşanamayacağı ortaya konulmalıdır.
'Ya
Önderlik'le, PKK'yle yaşam ya da asla' denilmesi gerekiyor.
Çünkü 2008
yılı oldukça kritik bir yıl. Serhildanları 'Ya
çözüm ya
çözüm' şiarıyla
yürütmemiz gerekiyor. Gerillaya katılımı
geliştirmemiz, gerillanın
mücadelesine sahip çıkmamız şart. Kadın ve
gençliğin bu tarihi süreçte
görev ve sorumluluklarını her zamankinden daha fazla yerine
getirmesi,
kadın ve gençliğin halka öncülük
yapması ve tüm halkı serhildana
çekmesi gerekiyor. 'Êdî Bes e',
'Önderliği Yaşa ve Yaşat' hamlesinin
amaçlarına ulaşana kadar mücadelesini geliştirip
yürütmeli. Gençlik ve
kadın serhildana katılarak, gerillaya katılarak, yine
çeşitli
biçimlerde eylemliliklerini geliştirerek hem hamleyi
başarıya
götürmeli, hem de komplocuların karşı hamlesini boşa
çıkarmalıdır. Bu
hareketin ve bu halkın iradesinin kırılamayacağını,
özgürlüğe tutkulu
olduğunu, özgürlük için yaşayıp
öldüğünü çok
netçe ortaya koymalıdır.
Bu temelde bu halkın iradesini kabul ettirmeleri gerekiyor. Bu da ancak
örgütlülükle, eylemlilikle
mümkündür,
örgütlülüğü ve eylemliliği
her
gün geliştirmekle, büyütmekle, yenilmez
kılmakla mümkündür. Halk ve
hareket olarak, tümüyle meşru savunmayı esas almalı,
savaşı en aktif
düzeyde geliştirmeliyiz. Hiçbir tereddüde
kapılmadan, oyalanmadan,
hiçbir beklenti durumuna düşmeden 15 Şubat'ı temel
alarak ve buradan
başlayarak serhildan ve gerillayı geliştirmemiz gerekiyor. Onursuzluğa,
fedaice bir onur savaşıyla karşılık vermeli, bu onur savaşını
bütün
gücümüzü ve yeteneklerimizi
seferber ederek yenilmez kılmamız
gerekiyor. Belki bazı bedeller ödeyebiliriz, ama bu temelde
sonuç
alacağımıza inanmalıyız. Daha ağır bedelleri ödememek,
telafisi mümkün
olmayan kayıpları yaşamamak açısından hiç
beklemeden bize dayatılan
imha savaşına karşı meşru savunma savaşımımızı her alanda aktif
düzeyde
geliştirip yenilmez kılmamız hayati önemdedir. Bunda
geç kalmak,
beklemek, oyalanmak kesinlikle telafisi mümkün
olmayan sonuçları bize
yaşatacaktır. Bunun bütün halkımız ve kadrolarımız
tarafından çok iyi
bilinerek ve dostlarına da kavratılarak birlikte meşru savunmayı
güçlendirmemiz ve geliştirmemiz gerekiyor. İnkar ve
imha politikasının
yürütülüş düzeyi, bize
böyle bir direnişi dayatıyor. Eğer
özgürlük için
belirttiğimiz düzeyde ve sorumlulukta mücadele
edersek, haklı davamızda
kesinlikle sonuç alırız.