MEHMET NURİ EKİNCİ ANF Türkiye'de hükümetin'demokratik açılımı'nın tartışıldığı bir sırada sınırötesi operasyon tezkeresinin bir kez daha uzatılması gündeme geldi. Türk devleti ilkini 1983 yılında gerçekleştirdiği askeri operasyonun üzerinden 26 yıl geçti. Güney Kürdistan toprakları bu zaman dilimi içinde Türk ordusunun irili ufaklı onlarca kez askeri saldırısına uğradı. Türk devleti 'güvenlik' gerekçesi ile her defasında uluslararası hukuku da ayaklar altına alarak Irak toprağı' olarak sınırları belirlenen kuzey Irak'a operasyonlar düzenledi. Her operasyonu on binlerce asker, korucu ve işbirlikçi ile yürütürken, milyonlarca dolar maliyeti ile Türk halkı her operasyon ile biraz daha fazla fakirleştirildi.
1983 yılından bu yana güney Kürdistan�a yapılan operasyonların her birini sanal bir �zafere� dönüştüren Türk ordusu ve onun Mehmetçik basını gerçekleri saklayarak, Türk devlet terörünün Kürt halkı üzerindeki zararlarını görmezden gelinerek gerçekler örtbas edilip, bugünkü Ergenekon çetesinin Kürdistan�ın kuzeyindeki gibi, güneyindeki kabarık suç dosyaları tozlu raflarda saklanma esas alındı.
Türk, İran ve Irak devletlerinin suni sınırlarının birleştiği üçgene 1991 yılında Türk işgaline karşı gösterilen direnişten sonra gerillanın Özgürlük vadisi olarak adlandırdığı, Kürt yurtseveri Ape Şevketin parmağınla kaya ve ağaçlarından bal yenilebilir olarak tarif ettiği Xakurkê stratejik bir öneme sahiptir. Bu önemini Şekif, Karker, Lelkan ve Abdal Kovi gibi göğe değen dağları ile simgeleştirerek, geçmiş Kürt direnişleri ve son 30 yıldır da Gülnaz Karataş (Beritan) gibi birçok kahramanlık destanları ile özgürlük hareketi içinde önemli bir yer tutuyor.
İLK OPERASYON 1959�DABu özelliklerinden dolayı Xakurkê alanına yapılan askeri operasyonları araştırdık. Bu araştırmamızda Türklerin ilk defa 1959 yılında Xakurkê�ye girerek Bradostlar aşireti üzerine bir katliamı gerçekleştirdiği şaşırarak öğrendik. Bradosti aşiretin tarihine 57�ler olayı olarak geçen katliamın tanıkları ile ilk defa biz konuştuk. Yine Türk ordusunun 1992 yılından sonra Xakurkê�ye gerçekleştirdiği saldırıları gerilla cephesinde karşılayan o zamanın savaşçıları, şimdi HPG komutanı olanlar ile yaşananların değerlendirmelerini tartıştık. Bu Operasyonlardan zarar gören halkın karşı karşıya kaldığı dramatik olayları bir kez daha gün yüzüne çıkardık. Bir dizi halinde vereceğimiz bu çalışmaların tümü gerçekleşen olaylar ve bunun birinci dereceden yaşayanların tanıklığı ve anlatımı ile tarihe bir belge olarak bırakmayı bir sorumluluk olarak gördük.
XAKURKE DİMDİK AYAKTA DURUYORTürk ordusunun korkulu rüyası Xakurkê. Kuş konmaz, kervan geçmez, dik yokuşları, derin vadileri ve uçurumları ile ünlü, Goste, Karker, Abdalkofi, Şekif ile irili ufaklı onlarca görkemli dağlarıyla üç egemen devletin sınırlarının kesiştiği yer. Direnişlere ev sahipliğinden dolayı özgürlük vadisi de denilen Xakurkê Kürdistan tarihinin geçmişinde olduğu kadar bu günde Kürdistan özgürlük mücadelesinde önemli bir yer tutuyor.
Büyük İskender Hindistan seferi için Kürdistan coğrafyası ve Zagrosları geçmeye çalışırken ordusunun doğa koşulları ve Kürt direnişçileri karşısında verdiği büyük kayıplardan sonra Xakurkê�ye tanrının oğlu anlamına gelen kurêxweda dediği söylenir. Kurêxweda yani Tanrının oğlu olarak anılan Xakurkê�ye Türkler gibi, İngilizler, Irak rejimi ve İran devleti de askeri operasyonlar düzenledi. Türk devletinin ilk askeri operasyonun 1983�te olmadığını iddia eden Xakurkê sakini 65 yaşındaki Bradosti aşiretinden Haşim Bradosti, �Türkler 1959 yılında Xakurkê�ye girerek Bradosti aşiretinden 57 Kürdü katlettiğini� iddia etti.
BRADOSTLAR 57�LERİ UNUTMADITürk ordusuna bağlı askerlerin 1959 yılının bir sabah vaktinde ansızın Xakurkê deki köylerinin etrafını çevirdiğini söyleyen Haşim Bradosti �yanlarında götürdükleri 59 yetişkin erkekten sadece iki kişi kaçıp kurtulabildi dedi. Haşim Bradosti aşiret tarihlerine 57�ler olayı olarak geçen olayın kara bir gün olduğunu� belirtti. Bradosti tarihi olayı şöyle anlattı; �Bradostlar bu süreçten sonra Türklerin birçok katliamına maruz kaldı. Hiçbirini unutmadık, unutturmayacağız. Biz Xakurkê de Bradostlar hayvancılık ve bahçe işleri ile geçinen bir aşirettik. 1959 yılının sonbaharında Xakurkê de yaşayan birçok köyümüz sabahın erken bir vaktinde Türk askerleri tarafından sarıldığını gördük. Daha önce topraklarımızda böyle askeri işgalleri göremediğimiz için herkes korkudan evlerine kapanıp gizlenmeye çalışmıştı. Her gün erken otlatmaya götürdüğümüz hayvanları bile evlerden çıkarmamış, gelişmeleri korku ve endişe ile beklemeye başlamıştık. Hava aydınlanıp, güneş yükseldikten sonra askerler tek tek evleri arayıp tüm insanları köy meydanında topladı. Köy meydanına toplanan insanların içinde kadın, yaşlı ve çocuklar dâhil herkese işkence, kaba dayak ve hakaretler yapıldıktan sonra kadın ve çocuklar ayrı tutulduktan sonra yetişkin erkekler alınıp götürülmüştü. Anlamadığımız bir dil ile konuşuyor, gurur ve onurumuz ile oynamalarına çaresizce seyrediyorduk. Erkekler alınıp götürüldüğünde direnler öldüresiye dövüyorlardı. Bunların arkasına düşen yaşlı ve kadınlar da aynı işkencelere maruz kalmıştı. Çaresiz bir şekilde beklemek zorunda kaldık. Daha sonra aynı gün başka köylere de aynı yöntem ile erkeklerin aldığını öğrendik.
O gün Türk askerleri Bradost aşiretinden toplam 59 yetişkin erkeği alınıp götürülmüştü. Aşiretler arasında onurlu duruşu ile bilinen Bradostlar Türk devletinin bu zulmüne karşı korku ve kaygı ile beklemekten başka bir şeyi yapamıyorduk. Birkaç gün sonra iki kişi kaçarak geri gelmeyi başardı. Kaçarak geri gelenler Türk askerlerinin yanlarında götürdükleri 59 Bradost erkeğine günlerce işkence ettikten sonra sınıra yakın bir yede sıraya dizerek silah ile tarayıp infaz edildiğini kendilerinin de bu tarama sırasında ölü numarası yaparak kurtulduğunu söylediklerinde tüm Bradost aşireti yasa boğulmuştu. Bu süreçten sonra Türkler her Xakurkê�ye operasyon gerçekleştirdiğinde bizi öldürerek evlerimizi talan etti. Bundan dolayı biz hiçbir zaman ne 57�ler olayını nede Türklerin katliam ve talanlarını unutmadık, unutturmayacağız� diye konuştu.
TÜRKLER IRAK ORDUSUNDAN DERS ÇIKARMADITürk devletinin 1983 yılından itibaren gerillayı �bitirme� umudu ile geliştirdiği operasyonları dostları Saddam Hüseyin�den esinlenseler de Saddam�ın ordusunun yaşadığı hazin sondan da ders çıkarmadığı görülüyor. 1988�de İran Irak savaşının bitiminden sonra Saddam tarafından Halepçe�ye kimyasal atıldıktan, birkaç ay sonra Behdinan alanından başlayarak Kürt peşmerge güçlerine karşı büyük askeri operasyonlar başlattı. Diğer alanlardan sökülüp Xakurkê alanına sıkıştırılan Kürt peşmergeler burada ezdirilmesi hedefleniyordu. İran ile Irak arasındaki savaş durmuş, sıra Kürtleri bitirmeye gelmişti.
KÜRT SAVAŞÇILARINI XAKURKE�YE SIKIŞTIRIYOR1988 yılının sonlarına doğru gelişen Saddam saldırısını o süreçte Xakurkê�de karşılayan Bave Renas adlı 26 yıllık peşmerge �Tarihi Direnişi zafere çeviremediklerinden dolayı İran�da mülteci statüsüne düştüklerini� söyledi. 1988 yılında Xakurkê�ye Irak ordusu tarafından gerçekleştiren ve 2 buçuk ay süren operasyonun Kürt tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Renas şunları kaydetti: �Sekiz yıl süren İran Irak savaşı bitiğinde Irak ordusunun büyük bir kısmını Kürdistan�a getirerek operasyon başlattı. Peşmergeler Behdinan ve Xakurkê alanlarındaydı. Soran bölgesinde ciddi bir savaş olmadığı için yönelim Behdinan ve Xakurkê alanlarında yoğunlaşmıştı. Behdinan alanına büyük bir askeri güç ile yüklenen Irak ordusu savaşan peşmergelerin bir kısmını kırmış, peşmergeler Xakurkê alanına geri çekilme yapmıştı. Alan peşmergeler açısından önemli olsa da, ordunun kurduğu plana düştüğümüzü geç fark ettik. Xakurkê coğrafik olarak Türk ve İran sınırları bir avantaj sağlasa da kuzey ve doğu sınırları kapandığında bir kapandan farkı kalmıyordu. Xakurkê�deki KDP ve Hizbullah peşmergelerine Behdinan�dan gelen peşmergeler de eklenince sayımız oldukça kabarmıştı. Saddam Behdinan alanına bilinçli bir şekilde yüklenip, Xakurkê�yi bir geri çekilme tuzağı olarak boş bırakmıştı. Irak bizi Xakurkê�ye sıkıştırarak Türk ve İran ile de anlaşarak üç devlet sınırlarının kesiştiği alana birçok cepheden saldırarak peşmergelerimizi ezmeyi hedefliyordu. Bu açıdan Xakurkê alanını çevreleyen Sidekan, Deste Hayate ve Geliye reşten harekete geçen ordu çembere almaya çalıştığı peşmergeleri karadan tank ve toplar gibi ağır silahlar ile vuruyor, havadan da uçak ve helikopterlerle bombalıyordu.
Irak ordusunun bu imha yönelimlerine karşı Xakurkê deki KDP ve Hizbullah peşmergeleri ortak hareket etme kararını almıştık. Irak ordusunun saldırıları karşısında peşmergeler birçok cephede karşı koyarak savaşıyordu. Savaş ve çatışmalar çok şiddetli ve ağır geçiyordu.
İran ve Türkler ise peşmergeleri sınırlamak için sınırları tutmuş, hareket ve lojistik desteğimizi sınırlıyordu. Geri Doğu Kürdistan�dan kaçak yollardan yardım almak kalıyordu. Son baharda başlayan ve 2 buçuk ay süren savaş Geliyereş, Şuşane, Kabra Zahir, Musuleke, ve Sidekan kırsalı ile Xinere�de yoğunlaşıyordu.
2 buçuk ay devam eden savaşta peşmergelerden 35 kişi yaşamını yitirdi. Irak ordusunun kayıpları ise 8 bin civarındaydı. Bu savaşta Irak ordusunun 3 helikopter ve bir uçağı düşürülmüştü. Irak ordusundan onlarca esir ile çok sayıda mühimmat ele geçti. Büyük kayıplar veren Irak ordusu Serçemen alanında kimyasal silahlar kullanmaya başladı.
DİRENİŞ, MÜLTECİLİK İLE SONUÇLANIYORHavalar soğumaya başlamış, dağların zirvelerine ilk kar yağmaya başlamıştı. İran ve Irak arasında yeni bir anlaşma yapılmıştı. Bunun üzerine İran peşmergeler üzerinde baskılar geliştirerek sınırlarda çatışma istemediğini söyledi. KDP ve Hizbullah�ın 2 buçuk ayda Irak ordusuna büyük kayıplar verdirerek verdikleri savaş kritik bir aşamaya girmişti.
Havaların soğuması, İran devletinin baskıları da eklenince savaşan peşmergeleri zor duruma düşmüştü. KDP yöneticileri bu durumu değerlendirerek savaşı durdurup İran�a gitme kararını aldı.
Kararı peşmergelere açıklayan Mesut Barzani; �tarihi bir savaş verdiklerini, bu savaş ile Kendi davamızı dünyaya duyurup, kendimizi ispat ettiklerini, yakın bir süreçte de Irak�ta Kürtler için önemli şeylerin olabileceğini temenni ettiklerini� söyledikten sonra sınırı geçmek için yola düştük.�
GERİLLA ORDUSUNA TÜRKLER İŞGAL İLE KARŞILIK VERİYORPKK 4. Kongresinde aldığı gerillayı yaygınlaştırma ve kurtarılmış alanları ilan etme taktiklerini boşa çıkarmak için Türk devleti içerde ve dışarıda tüm olanaklarını seferber ederek saldırına hız vermişti. Faili meçhul cinayetler, köy yakma ve boşaltmalar ile koruculuk sistemi gibi özel savaş taktiklerini içerde kontrgerilla yöntemleri yürüten Türk devleti dışarıda da Türkiye�yi pazarlarcasına uluslar arası ittifaklar geliştirme yollarına başvurdu. Dünyanın neresinde bir kontrgerilla yöntem ve taktiği varsa alıp Kürdistan�da deneyerek, Kürt halkının özgürlük umutlarını söndürmeye çalıştı. 20. asrın başında Kürdistan�ı bölüp parçalayan Avrupa ve ABD gibi sömürgeci egemen güçler yine en fazla desteği veriyordu. Uluslararası bu ittifak bölgesel ve işbirlikçi güçlerle de ittifaklar yaparak askeri ve diplomatik destek alınmıştı.
Gerilla güçlerinin imhasını amaçlayan operasyona Xakurkê�den İran�a mülteci olarak giden ve 1.körfez savaşı ile halkın direniş değerleri üzerine yönetim olan KDP ve YNK�de destek verecekti. Ne Türkler Irak ordusunun yaşadıklarından, ne KDP kendi yaşadığı mültecilik koşullarından ders almamış olmalı ki, çatışmaya işgalci Türk ordusunun yanında kardeş kavgasına katılan yerel güçler Kürtler arası on yıllarca sürecek bir savaşında önünü açıyordu.
ÖZGÜRLÜK VADİSİNDE TÜRKLER YENİ BİR YENİLGİ ALIYORPKK 4. Kongresinden sonra Kuzey Kürdistan�da gelişen Halk serhıldanlarına paralel gerillaya katılımların ve eylemlerin artması üzerine Türk devleti nihai bir yenilgi ile karşı karşıya gelmişti. Yaşadığı sıkıntıyı gidermek için Kuzey Kürdistan�da gerillanın yaygın olarak hakim olduğu Botan, Dersim, Amed ve serhat gibi eyaletlere kapsamlı ve süreklileşen operasyonlar düzenliyordu. Gerilla halk savaşı stratejisine göre denge aşamasından saldırı aşamasına doğru bir geçişi sağlayarak kurtarılmış alanlar ilan etme taktiklerine karşı Türk devleti de saldırılarını sınırları dışına taşıyarak 1991 yılında Güney Kürdistan�a operasyon gerçekleştirdi. Xakurkê alanı üzerine gerçekleşen bu saldırı kuzeyde olduğu gibi, güney de gerilla güçleri tarafından büyük bir deriniş ile karşılanmış, Türk ordusu ağır darbeler alarak geri çekilmek zorunda kalmıştı. Gerillanın bu direnişi büyük bir güven ortaya çıkardığı gibi, Xakurkê alanın da özgürlük vadisi olarak anlam bulmasına neden olmuştu. Bu güven duygusu ile bir yıl sonra gelişecek olan saldırılara da hazırlıklı girmesine vesile olmuştu.
İSRAİL SAVAŞA AKTİF KATILIYOR1992 yılına girildiğinde Botan gibi kimi yerlerde kimi alanlara Türk ordusu giremiyor, kimi yerlerde de iki bir denge ortaya çıkmıştı. Kuzey Kürdistan�da gerilla ve halkın paralellikleri karşısında gerileyen Türk devleti bir önceki yıl denemesini yaptığı sınır ötesi yeni bir operasyon daha gerçekleşme kararını aldı. Suriye sınırından İran sınırına kadar geniş bir alanda yürütülen opera soyu Xakurkê alanında karşılayan HPG komutanlarından Numan Batman Türk devleti ABD�nin Vietnam�da içine girdiği gibi bir bataklığa girmemesi için ABD ve İsrail gibi güçlerin teknik ve destekleri ile güneye girdiğini söyledi. 92 Güney operasyonunda dengesiz savaş koşullarına göre kazanın gerilla güçleri olduğunu iddia eden Batman şöyle devam etti; �Türk devletinin 1992 yılındaki Güney Kürdistan�a ilk kapsamlı saldırısında dışarıdan büyük bir destek almıştı. En büyük desteği ABD ve İsrail devletleri vermişti. İsrail pilotları hem Türkiye de eğitildi, hem de bize yapılan saldırılarda aktif bir şekilde saldırılarda yer aldıklarına dair o süreçte basına da yansıdı. Bölgesel çaptaki desteklerine KDP ve YNK gibi Kürt güçleri de aktif olarak savaşta yer aldı.
GERİLLA ARKADAN �HANÇERLENİYOR�Xakurkê alanı daha önce kuzey sahaları içinde yer aldığı için gerilla burada sabit durmuyor, diğer sahalar ile paralel kullanıyordu. Doğal olarak yoğunlaşmalar burayı koruma ve savaş sahası olarak değil, dışındaydı.
Güney savaşı başlamadan önce iki yüz üç yüze yakın gücümüz Xakurkê�den Helena�ya eylem için alandan ayrılmıştı. Aynı süreçte de Rubaruk üzerinde hazırlıklar yapılıyordu. Güneyli güçlerin ihaneti de buradan başlıyordu. Biz günümüzü kuzeye göre konumlandırmış, güneyli Kürt güçlerinden arkadan saldırarak kalleşçe bir tutumu sergileyeceklerini beklemiyorduk. Operasyona başlamadan önce Türkler Haftanin ve Çukurca üzerinden güçlerini güneye geçirmişti. KDP de kimi hazırlıklar içinde olduğunu biliyorduk. Eyleme giden arkadaşlar Rubaruk�tan geri çekilmeden KDP Xakurk�de saldırarak Lelkan alanında çatışmalar başlamıştı.
Savaş koordineli ve planlı yürütülüyordu. Türklerden önce KDP savaşı başlatmış, İran ise gerillanın hareket alanını sınırlamak için sınır hatlarını tutmuştu. Güçlerimiz Rubaruk�a eyleme gitmişti. Ancak asıl savaş güneyde başlamıştı.
KDP ve YNK güney hattından, İran sınırları hattını kapatarak doğudan, Türkler ise Deşta Hayate�den başlayarak, Karker Dağı, Are ve Gelişim üzerinden sınır boyu Kuzey hattını önüne katarak ilerlemişti. Savaş çok kapsamlı ve koordineli bir şekilde yürütülüyordu.
EN AĞIR ÇATIŞMA LELKAN�DA YAŞANIYORSavaş başladığında Xakurkê alanında yaralanan ve yeni savaşçı arkadaşlarımız kalıyordu. Savaşı savaş dışında kalan arkadaşlarımız karşılamak zorunda kalmıştı. Bura rağmen KDP�nin Lelkan saldırısı büyük bir irade ve kahramanlık ile karşılanarak mevziler korunmuştu. Rubaruka eyleme giden aktif gerilla güçlerimiz dönünceye kadar gazi ve henüz gerilla elbisesi bile giymeyen sınırlı sayıya sahip bir birliğimiz savaşmış, sayısız KDP peşmergesine karşı savaşmış ilerlemelerini durdurmuştu.
Savaş Lelkan�dan başlayıp diğer alanlara yayılmıştı. Önderlik sahasından yeni gelen 70-80 arkadaşın içerisinde yeni ve Avrupa�dan gelenlerde vardı. Onlarda savaşa dâhil edilerek çatışma içerisinde silahın çalıştırılması ve savaş öğretilmişti. Buna rağmen savaş büyük bir moral ve irade gösteren gerilla güçlerimiz mevzilerini koruyarak, saldırıları geri püskürtüp karşı saldırılar geliştiriyordu.
FEDAİ TAKTİKTE TIKANMAYA GİRDİKEylem gücümüz operasyon dışındaydı. Geriye savaş dışında kalan güçlerimizde dar bir alanda büyük bir güç ile savaşmak zorunda kalıyordu. Burada daha sonra tasfiyeci-ihanetçi olarak ortaya çıkacak olan teslimiyetçi Ferhat kişiliğinin savaş hâkimiyetinin yetersizliği ve buna bağlı olarak kişisel kaygısını ön planda tutarak gücü kendi etrafında sınırlandırması önemli bir rol oynadı. Tüm bu nedenler yan yana geldiğinde büyük bir güce karşı savaşta çok aktif olmayan yeni arkadaşlarda bir zorlanmayı yaratmıştı.
Xakurkê alanı kuzey sahaları için birazda geri cephe rolündeydi. Bundan dolayı teslimiyetçi anlayışın üstlenme ve hazırlığı yarı köy tarzı bir yerleşik düzeni vardı. Bu yaklaşım savaş başladığında taktikte bir tıkanma ve daralmaya da beraberinde getirmişti.
Tüm olumsuz koşullara rağmen inanç ve kararlı bir şekilde savaş yürütülüyordu. Her alanda sürdürülen savaşta gerilla güçlerimiz kahramanca ve büyük bir kararlılıkla savaşı yürüterek düşmanın ilerlemesini durdurmaya çalışıyordu. Dar mevzileri terk ederek yaygın gerilla taktiklerine girme tartışmaları üstte sonuçsuz bırakılıyordu.
Gerillanın bu fedai katılımına rağmen üstte yaşanan tıkanma ve yaklaşım Ferhat şahsında teslimiyete açık kapı bırakıyordu. Yapının iradesi dışında yapılan anlaşma bunun pratikleşen ifadesiydi.
ÖZGÜRLÜK VADİSİ YENİ KAHRAMANLAR YARATIYORGüney sahasından işbirlikçi güçler, kuzeyden Türklerin teknik ve nicel üstünlüklerine karşı gerilla güçleri büyük bir inanç ve karlılık ile savaşı yürütüyordu. Bu inanç bir önceki yıl Xakurkê�ye girerken gösterilen kahramanlık ve direnişin tecrübesi vardı. Türk devletinin Xakurkê�ye yapmak istediği saldırı gerilla cephesinde direniş ile karşılanmış, karşı hamle ile cevaplandırıldığı için gerilla güçleri Xakurkê�ye özgürlük vadisi ismini vermişti. Özgürlük vadisini karış karış korumak ve eğer düşman girmeye çalışırsa büyük bedel ödemek zorunda kalması gerekir inancında olan gerillalar yeni kahramanlıklar ortaya çıkarıyordu. Gerillaya henüz katılan üzerine gerilla elbisesi bile giymen bazı arkadaşlar aç ve susuz günlerce uyumadan çatışan kahramanlıklar ortaya çıkıyordu. Bu kahramanların başında Beritan yoldaş gibi yaralı, gazi ve yine katılan yoldaşlar geliyordu.
Bu arkadaşlar gündüz çatışmada akşam ise eylemlere katılıyordu. 40 gün süren çatışmada gerilla büyük kahramanlık örneklerini sergiliyordu. Her alanda süren çatışma ve eylemlerin büyük bir kısmını bu arkadaşlar katılıyordu. Gün boyu yapılan çatışmadan sonra akşam eylemlere gidiliyor, dönüşte de yine mevzilerini koruyorlardı. 40 gün süren çatışmalarda yaklaşık 36 yoldaşımız kahramanca savaşarak şehit düşmüştü. Düşmanın nicel ve tektin üstünlüğüne rağmen kayıpları yüzleri geçiyordu.
BERİTAN�IN DİRENİŞİ GERİLLADA ÇİZGİ HALİNE GELİYORSavaşta belirgin olarak ön saflarda savaşan gerillaların olduğunu söyledik. Bunların başında da Beritan arkadaş geliyordu. Rubarok karakol eylemine katılan Beritan yoldaş elinden yaralanmıştı. Buna rağmen döndüğünde elindeki yaraya rağmen savaşın en çetin sürdüğü Lelkan cephesinde en önde yer almıştı. Yaralı hali ile aktif bir şekilde savaşa katılması büyük bir ruh ve güç ortaya çıkarıyordu. Ferhat�ın teslimiyetçi eğilimlerine rağmen Beritan yoldaşta ortaya çıkan koşullar ne olursa olsun, direnme kararlılığıydı. Bu kararlılık tüm savaşan yapımıza hâkim olmuştu. Kararlılığı ve kahramanca direnişi şehit düştüğü son ana kadar mevzisini koruyarak ve savaşarak göstermişti.
Beritan yoldaşın direnişi sadece gerilla güçleri içinde hayranlık ile izleyip güç alınmıyordu. Karşımızda savaşan KDP ve YNK güçleri de Beritan yoldaşın kahramanca direnişini hayranlık ile izleyerek etkileniyorlardı. Kimi peşmergeler Beritan yoldaşın direnişini gördükten sonra gerillaya karşı savaşmanın ihanet olduğunu görerek cepheden kendilerini geri çekmişti.
Savaşın 38. gününde Beritan yoldaş şehit düştü. Onun şahadeti gerillada büyük kin ve öfke ortay çıkarmıştı. İşbirlikçi güçlerde ise yaptıkları savaşın bir ihanet savaşı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştı. Beritan yoldaşın şahadetinden iki gün yani 40. gününde savaş durmuştu.
Beritan yoldaşın bu direnişi zindan cephesinde Mazlum ve Kemallerin direnişi gibi, gerilla güçleri içinde teslimiyet ve ihanete karşı bir direnişçi çizgi olarak ortaya çıktı. Bu süreçten sonra gerilla güçleri Beritan duruşu özgürlükteki ısrar ile inkâr ve imhaya karşı her yer ve alanda direnerek bu çizgiyi yaşamsallaştırıyorlar.
ASKERLER KURAN-I AYAKLARI ALTINDA ÇİĞNİYORLAR1992 yılındaki operasyon sadece PKK güçlerini hedeflemedi. Xakurkê alanında yaşamını sürdüren ve KDP taraftarı olmayan birçok aile ve sivil insan da hedef ine aldı. Şekif dağının yamaçlarında yaylaya çıkan Heci Hekim Bradosti operasyondan zarar gören onlarca aileden biri yaşadıklarını şu sözler ile dile getirdi; �Türkler 1992 yılında Xakurkê�ye operasyon düzenlediğinde ev ve hayvanlarımız havanlar ve toplarla vuruldu, bize büyük bir zülüm yaptılar.
Gerilla ile Türk askerlerin çatışmalarını 6 gün gördük. Evlerimize baskınlar yaparak bizlere hakaret ettiler. Kendimizi korumak için bulundurduğumuz silahlarımız toplanıp götürüldü. Erkekleri kadınlarımızın gözleri önünde döverek hakaret ettiler. Çadırlarımızı ve eşyalarımızı yaktılar. Atılan havanlar ve uçakların bombalamaları sonucunda 60 hayvanımız telef oldu. Bizi PKK� ye yardım etmek ile suçlayarak hakaret ettiler. Evimizde asılı olan kuran-ı kerimi yerinden indirip fırlatarak �dinsizler� diyerek dini duygularımızı rencide ettiler. Şekifte olduğumuzdan dolayı evimizi Zele kampı diyerek ölüm ile bizi tehdit ettiler. Amcam H. Resul peşmerge ve askerlere iki bayan ile savaşamıyorsunuz hıncınızı bizden alıyorsunuz� dediğinde baskı ve hakaretleri artmıştı. Bundan sonra gelişen tüm operasyonlarda en fazla zarar sürekli bize verildi.�
Haci Kadır Bradosti ve Xakurkê de üç operasyon yaşadığını bu operasyonlar sürekli en fazla zararı kendisi gibi dağda yaşayan halka verildiğini iddia etti.
Xakurkê operasyonu: ‘Çelik’ gerilla karşısında büküldü1994 yılı boyunca devam eden askeri operasyonlara Türk devleti ölüm kalım savaşı misyonunu yüklemişti. Bundan dolayı Türk generalleri ‘94 yılı boyunca asker kışlasına girmedi’ diyecekti. Türk devleti bu ölüm kalım savaşında ne uluslar arası nede insani bir kural tanımadan özel savaşı olabildiğince kirli bir şekilde yürütüyordu. Kuzeyde gerilla güçlerine karşı süreklileşen askeri operasyonlara paralel olarak sivil Kürt halka yönelimler artarak devam etmişti. Bu amaçla binlerce köy yakıldı, yıkıldı. Binlerce köy haritandan silinerek sivil savunmasız insanlar yerinden yurdundan göç ettirildi. Yine binlerce insan Türk devletinin karanlık güçleri tarafından yargısız infaz edilerek, kamuoyunda Botaş kuyuları olarak bilinen failleri belirsiz bir şekilde kaybettirildi.
Tüm bunların bir tek amacı vardı. Topyekûn imha konsepti çerçevesinde gerillayı halktan kopararak imha etmek ve özgürlük umutları yeşeren Kürt halkının umutlarını söndürmek! Gerilla güçlerine karşı yapılan bu askeri operasyonlarda kimyasal silahlar dâhil olmak üzere her türlü teknik ve silah kullanmaktan çekinmeyen Türk devleti, halka da aynı şiddet dozajını eksiltmeden halkı göçe zorlayarak gerillayı yalnızlaştırmaya çalıştı.
1994 YILI 1995 İMHA HAREKETİNE HAZIRLIKTITürk devletinin 94 yılı boyunca Kuzey Kürdistan’da yürüttüğü özel kirli savaş ile 95 yılında ‘sınır ötesi’ kapsamlı operasyonlar ile imha hareketini tamamlayacaktı. 95 yılına girerken Türk devleti Başbakanı Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in imha konsepti bu şekilde ‘başarı’ya ulaşmış olacaktı. Bu temelde yürütülen imha operasyonları PKK hareketi de çok yakından takip ediyor, yürütülen imha yönelimlerine karşı taktik belirlemeye çalışıyordu.
Bu amaçla daha 1995 yılının başlarında PKK hareketi 5. Kongresini gerçekleştirerek sürece güçlü kararlarla girmişti. Geçmiş sürecin değerlendirildiği ve bunlar üzerinden yeni bir perspektif ile sürece katılmaya kararlı olan PKK aldığı kararların başında yürütülen imha operasyonlarına karşı gerilla direnişi yükselterek, savaşı her alana yaymayı hedefliyordu.
PKK Kongresini ile gerilla direnişi karşısında zorlanan Türk devleti karşı saldırılar ile hem gerillanın karar düzeyini boşa çıkarmayı hem de bir önceki yıl başlattığı imha yönelimlerini tamamlamak için gerilla ve halk ayırımı yapmadan şiddet ve imha yönelimlerinden hız kesmeden devam ettiriyordu. Nitekim yılın ilk aylarında Kuzey Kürdistan’daki askeri operasyonlara paralel olarak Güney Kürdistan’a da askeri operasyonlar başlatıldı. Mart ayı başında başlayan operasyon Metina olarak bilinen Suriye sınırından Xakurkê’ye, bir başka deyiş ile İran sınırına kadar geniş bir cepheyi önüne hedef belirlenmişti.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymuyordu. Büyük bir hazırlık ile başlayan Çelik operasyonu Avaşin bölgesinde gerillanın Mamreşo’da askerin tutmuş olduğu tepeyi düşürerek, büyük bir askeri tesisat ile birlikte ele geçirerek operasyona büyük bir darbe vurması ile operasyon başlamadan hüsrana dönüşen bir son ile karşı karşıya kaldı. Operasyon kapsamında uzun süreli Güneye yerleşmeye çalışan Türk ordusu gerillanın bu eyleminden sonra hızla geri çekilmeye başlamaya başladı.
OPERASYON İLE GÜNEYE YERLEŞMEYİ HEDEFLENDİOperasyon Suriye sınırındın, İran sınırına kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Gerillaya karşı yapıldığı söylenen işgal girişiminin iki nedeni vardı. Birincisi gerillanın askeri gücü karşısında zorlanan Türk ordusu, PKK 5. Kongre ile gerillanın atılımının önünü almak ve darbelemek, ikinci ve önemli neden ise kendi arka bahçeleri olarak gördükleri tam kontrolü sağlayamadığı Güney Kürdistan’ı askeri, siyasi, ekonomik ve istihbarat alanlarında yerleşmek için bir işgal girişimi niteliğini taşıyordu. Türk devleti 1992 yılından itibaren askeri operasyonlar dâhil, çok uğraşmalarına rağmen Güney Kürdistan’da istediği başarıyı sağlayamıyordu. Bu başarısızlığını Çelik operasyonu ile kalıcı bir şekilde askeri, siyasi, ekonomik ve istihbarat alanlarında gidererek Güney Kürdistan’a yerleşmek istiyordu. Bu operasyon ile yapabiliyorlarsa gerilla darbelenecek, mevzilerinden kopartılıp geri püskürtülecekti. Bu olmazsa bile Güneyli güçleri askeri varlıkları ile baskı altında tutarak, otoritelerini sağlamlaştırmaya çalışacaklardı. Bu amaçla hazırlıklar çok yönlü ve kapsamlı yapılmıştı. Bugün Güney Kürdistan’ın Bamerne, Şeledize, Kanimasi ve Çarkurne gibi yerlerdeki Türk ordu güçlerinin varlığı, büyük bir ekonomik yatırım ve JİTEM’in Güneydeki reddedilemez gerçekliği o süreçte yapılan anlaşma ve fiili yerleşerek güneyli güçlere kabul ettirdiler.
ERKEN BAŞLAYAN ÇELİK OPERASYONU ‘SERTLİĞİNİ’ KORUYAMADIYıl 1995 Türk devleti tüm sınır boyunu hedefleyen imha hareketine Çelik operasyonu adını vermişti. Çelik gibi sert esnemeyen keskin vuruşlar ile sonuç alacaktı. Ancak gerillanın taktik ve karşı saldırıları karşısında Çelik sertliğini kaybederek önce esnedi. Ardından gerillanın Mamreşo’da olduğu gibi karşı hamleleri ile kırılmaya başladı. Türkler operasyona Çelik misyonunu biçiyordu. Ancak etkili darbeleri karşısındaki dayanıksızlığından dolayı gerilla isim bulmakta zorlanmayarak teneke olarak adlandırmıştı. Operasyonunu Xakurkê de karşılayan HPG Komutanlarından Dr. Agıri Jiyan; gerillaların operasyonu erken fark ederek karşı bir hamle başlattıklarını söyledi. Jiyan “çelik operasyonu gerilla hamle ve eylemleri karşısında önce sertliğini yitirdi, ardından gerilla güçlerinin eylemleri ile teneke gibi ezildiğini” söyledi.
Toplam 28 gün süren Çelik operasyonunu HPG Komutanlarından Dr. Agıri anlattı. Operasyon başladığında Xakurkê alanında bulunduğunu söyleyen Jiyan “Bir operasyonun gelişeceğini tahmin ediyor, ancak o kadar erken beklemiyorduk.” diye konuştu. Jiyan şöyle devam etti; “Normal koşullarda Mart ayında Xakurkê alanında karların henüz erimediği, doğa koşullarının oldukça zor olduğu bir süreçtir. Yamaçlarda yer yer karlar erise de yükseklerde halen karlar metreleri aşan bir durumdaydı Xakurkê. Bu olumsuz koşullar gerilla güçlerini zorladığı kadar, operasyona katılacak olan askeri güçleri de zorlayacağı açıktı. Buna rağmen Türk devleti Güneyin ova kesimine yakın olan Kevorte alanından karadan ve havadan yoğun askeri indirmeler ile operasyonu Mart ayının dondurucu havasında başlattı.
EN ÖNEMLİ HEDEF XAKURKÊCoğrafik yapısından dolayı stratejik önemi olan Xakurkê elbette bu operasyonun birincil hedefiydi. Nitekim ilk saldırılan yerilen başında Xakurkê gelmişti. Biz gerilla güçleri olarak Xakurkê’nin çeşitli alanlarına dağılmış ve operasyonu karşılamak için hazırlıklar içerisindeydik. Haci Beg suyu üzerinden gece geçerek kendilerin araçlar ile Deşte Heyate üzerinden Kevorte alanına ulaştırılan askerlere sabahın ilk saatlerinden itibaren helikopterlerle indirilen askerler de eklenmişti.
Güney Kürdistan’ın ova kesiminden başlayan operasyon ovadan başlayarak gerillayı henüz açılmayan arazinin karlı ve dağlık alanlarına sürükleyerek Türkiye Iran ve Irak sınırlarının birleştiği üçgende sıkıştırılıp imha edilmesi hedefleniyordu. Kış boyunca hazırlıklarını yaptıkları Çelik operasyonunun başarılı olması için askeri hazırlıklarına ek olarak köy korucuları, itirafçıları, ajanları ve güneyli güçleri de istihbarat ve fiili anlaşmalar ile destek vererek yanlarına almışlardı. Türk devleti ellerindeki tüm imkanları seferber ederek operasyon başlatmıştı.
Gerillanın diğer tepelerde olabileceği düşüncesi ile en kenardan Kevorte’ye sabahın erken saatlerinde helikopter indirmeleri ile başlamıştı. Daha önce bizden kaçıp itirafçı olana Haware operasyona öncülük ediyordu. Bu unsur daha önce Xakurkê de kaldığı için araziyi iyi tanıyor, gerillanın konumlanabileceği yerleri birazda biliyordu. Kevorte’den ilerlemeler iki nedeni vardı. İlk etapta gerilladan darbe yememek, ikincisi ise geniş çemberi gittikçe daraltarak gerillayı imha etmeyi hedefliyorlardı.
İLK ÇATIŞMA LELKAN’DA YAŞANIYORKevorte üzerinden Xakurkê coğrafyasına girmeye çalışan Türk ordusu yürüyerek en yakın yer olan Lelkan tepesine gelmeye başlamışlardı. Burada küçük bir gerilla biriminin atmış olduğu pusuya düşerek ilk darbeyi yediklerinde hesapladıkları gibi gitmeyeceğinin işareti olmuş olmalı ki, fazla ilerlemeyen askerler geceyi Güney Kürdistan’a bakan yamaçlarda geçirdi.
Bu ilk çatışmadan sonra operasyon güçleri yoğun bir şekilde tedbirler almaya başlayarak askerlerin tuttuğu tepelerin dışında kalan arazilerin tümü hem havadan, hem de top atışları ile bombalanmaya başlandı. Yoğun hava ve kara bombardımanı ilk etapta gerillanın her yerde operasyon gücü üzerinde eylem yapmasını sınırlıyordu. İkinci gün operasyon daha fazla genişlediğinde gerillanın eylem yapma imkânlarını ortaya çıkarmıştı.
Xakurkê ile paralel Metina, Zap ve Haftanin gibi yerlerde de operasyona çıkan askerleri ile gerilla güçlerimiz arasında yoğun çatışma haberleri geliyordu. Bu haberler bize moral verdiği kadar, düşman güçleri üzerine daha fazla intikam ile gitmemize neden oluyordu. Operasyonun ilk günlerinden itibaren gerilla güçlerimiz büyük kahramanlık ve cesaretle Türk ordusunun üzerine kararlıca gidiyordu.
OPERASYON DİRENİŞ İLE KARŞILANIYORTürk ordusu Xakurkê de neredeyse dağ taşı asker yapmıştı. Bu sadece Xakurkê alanı ile de sınırlı değildi. Xakurkê coğrafyasını çevreleyen yerlerin tümü de askerlerce tutulmuştu. Bunun yanında askeri gücümüz sayısal olarak az bir rakamdı. Xakurkê savaş güçlerimizin dışında çeşitli yerlerde savaşta yaralanan gazi yoldaşlarımız ve yeni katılan genç yoldaşlarımız vardı. Ancak buna rağmen gerilla güçlerimizde büyük bir kararlılık ve kahramanlık örnekleri ile büyük bir direniş ile operasyon karşılandı. Mevsim zor şartlarına savaşın zorluklarına karşı tüm gerilla güçlerimiz büyük bir irade gücü ve kararlılık karşılıyor, düşman üzerine kahramanlıkla gidiyordu. Örnek olması açısından daha sonraki süreçlerde şehit düşen Eşref adlı gazi bir arkadaşın yaşadıklarını anlatmak istiyorum. Eşref arkadaş bacağında platin olmasına rağmen operasyonun sonuna kadar düşman güçlerine karşı savaşarak mevzisini bırakmamıştı. Öyle ki, daha sonra bacağındaki platinin zorlanmadan eğrildiği ortaya çıkmasına rağmen operasyon boyunca kimseye söylemeden mevzide savaşmıştı. Yine Ürmiyeli genç bir arkadaş yaralanmasına rağmen bir ay boyunca o zor koşullara direnerek, düşmanın operasyon güçleri içerisinde saklanıp, gerilla güçlerimize ulaşmayı başardı.
Bu çatışmalarda İzmir’den gerilla saflarına katılmış Mardinli 60 yaşında Fakiye Tayre adlı bir yoldaş ile Ameldi bir yıllık genç bir arkadaş yaşamını yitirdi. İki arkadaşta büyük bir direniş ve kahramanca savaştıktan sonra şehit düştü.
Operasyona katılan 14 bin askeri güce karşı yeni ve gazi arkadaşlar dahil toplam 2 yüzü bulmayan gerilla gücümüz ile savaşıyorduk. Düşmanın teknik ve nicel üstünlüklerine rağmen gerillanın iradeli ve kararlı duruşu karşısında Türk ordusu ilerleyemiyordu. Yer yer iç içe çatışmalarda yaşıyorduk. Bu çatışmalarda Türk ordusunun kayıpları çok daha fazlaydı. Üçlü, beşli asker kaybının hesapları yoktu.
Türk ordusu sadece gerilla ile girdiği çatışmalarda kayıp vermiyordu. Xakurkê’in coğrafik koşulları karşısında dayanamayan, askerler ya soğuktan donuyor, azgın bahar sularını geçmeye çalışanlardan suya kapılıp gidenler oluyor bu koşullara dayanmayıp intihar eden askerlerde çokça oluyordu. Bu durumları askerler arasında geçen telsiz konuşmalarından öğreniyorduk. Coğrafik üstünlük ve dağ ile uyumlu olduğumuzdan psikolojik ve moral üstünlüğümüzü koruduk.
TÜRK ORDUSU KENDİ ASKERİNİ VURUYORYüksekova Başkale yolu üzerinde 1994 yılında gerillanın yol kesme olayında bir asker esir alınmıştık. Soy ismini hatırlayamadığım askerin ismi Mehmet rütbesi de çavuştu. Onu serbest bırakmanın yollarını ararken operasyon başlamıştı. Onu korumak için yanımızda tutmaya çalıştık. İç içe yaşadığımız çatışmaların birinde denetimden çıkarak askerlere sığındı. Biz teslim olduğu haberini askerin telsiz cihazlarını takip ederek öğrenmiştik. Operasyon gücü askerler üstlerine bilgi vererek daha önce gerillalarca esir alınan ‘Mehmet çavuşun askere teslim olduğu’ bilgisini verdi. Kısa bir tartışmadan sonra üstten infaz edin talimatı gelmişti. Bu olay bizi çok üzmüştü. Bir süredir yanımızdaydı. Emekçi bir çevreden olduğunu söylüyordu. Operasyon başlamamış olsaydı koşullarını oluşturup bırakacaktık. Operasyonun tüm şiddeti bir tarafa, bu barbarca yaklaşım bizde Türk ordusuna karşı daha fazla kin ve nefret yaratmıştı.
OPERASYON HALKA ZARAR VERİYORTürk ordusu Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi Güney Kürdistan’da da operasyon ile birlikte halka yönelmeye başlamıştı. Hava saldırıları ile başlayan halk üzerindeki şiddet yönelimleri askerlerin deste hayate üzerinden Güneye girmesi ile başlamıştı. Askerler rast gele köylere girip arama yapmaya başlamıştı. Hava ve top atışlarından telef olan halkın hayvanlarının yanında askerler rast gele halkın hayvanlarına el koyarak ya kesiyor, yada yük hayvanlarını kullandıktan sonra bırakıyordu. Halkın sürekli kullandığı yollar üzerinde kontrol noktalarını oluşturularak PKK ile bağlantıları oldukları düşündükleri kimi insanı tutuklamaya başladı. Yine bölgesel güçlerin verdiği istihbarat ile insanların evlerine baskınlar yapılarak evlerinden alınıp tutuklamalar yapılıyordu. Kimi köylüleri ailelerinin gözleri önünde kaba dayaktan ve işkencelerden geçirerek halka gözdağı vererek, onuru ile oynamaya çalışılıyordu. Halk yerel güçlerin de ihbar ve işbirlikleri ile Türk ordusunun ayakları altında ezdirilmeye çalışılıyordu.
Türk devletinin bu sınır tanımayan şiddet ve baskısı halkta bir yandan korku ve ürküntüyü getirirken, diğer yandan da Türk ordusu şahsında Türklere karşı büyük bir tepkiyi getirerek PKK’ ye daha fazla sempati ile bakıp sahip çıkmayı da beraberinde getirmişti. Düşmanın baskısı gören Güney Kürdistan halkı eskiden olduğundan çok daha fazla PKK’ ye sahip çıkmaya ve yardım etmeye başlamıştı.
GERİLLA TAKTİKLERİ İLE İMHA BOŞA ÇIKARILIYORBüyük bir hesap ve gerillanın imhası üzerine başlatılan ve 28 gün süren Çelik operasyonu gerilla güçlerimiz tarafından erken fark edilmişti. ‘Çelik’ operasyona gerillalar olarak kendi tarzımızda gereken cevabı vermiştik. Xakurkê de gerilla doluluk boşluk ilkeleri ile ‘her yede ama hiçbir yerde’ taktiklerini hayata geçirerek düşmanı boşa çıkarmıştık. Gerilla düşmanın onu çatışmaya çekeceği zeminlerden çekilerek, düşmanın beklemediği ve kendisini rahat hissettiği yerlerde saldırarak düşmanı darbeleyip, büyük kayıplar verdirildi.
Şemdinli sınırından başlayıp Sideka’nın arka taraflarından İran sınırına kadar Xakurkê coğrafyasını içine alan geniş bir alan işgal edilmek istenmişti. Buna rağmen bazı guruplarımız düşmanın içinde kalarak içten onu darbelemeye çalışırken, diğer guruplarımızda operasyonun dışına çıkarak, yanlardan darbeledi. Düşman gerilla direnişimiz karşısında şaşkınlığı yaşarken, çok yönlü taktiklerimiz karşısında büyük kayıplar vererek, daha fazla tutunamayacağını anlayarak bir ayını bile doldurmadan geri çekilmek zorunda bıraktık.”
97’den 2007’ye Xakurke operasyonlarıTürk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik yaptığı tüm operasyonlar bir merkezden ve aynı amaç çerçevesinde yapılıyordu. Özellikle 1990 yılından sonra kitleselleşen PKK güçlerini sınırlamak, karargâh ve koordinasyonlarını işlemez kılmak için operasyonlarını sıklaştıran Türk devleti bu amaçla da güneyli güçler üzerinde siyasal baskı ile istedikleri hizaya çekmeyi de hedefliyordu. Bu operasyonların bazıları genel Güney Kürdistan’ın önemli stratejik yerleri hedeflendiği gibi, kimi operasyonlar da kapsamı dar bölgeler ile sınırlı tutuldu.
1992, 95’teki kapsamlı operasyonlarının dışında Haftanin, Avaşin, Zagros ve Xakurke alanları gibi sınırları ve süreci dar olan çeşitli operasyonlar düzenlendi. Tüm bu operasyonlara rağmen istediği sonucu alamayan ordu, 97 yılına gelindiğinde güçlenen PKK’yi darbelemek ve bölgesel güçler üzerindeki etkinliklerini artırmak için yeni bir operasyon kararını aldı.
Kuzey Kürdistan’da Murat ismi ile başlayan imha operasyonun Güney versiyonuna Şafak dedi. Türk ordusu bu operasyona 50 bin asker, on birlerce korucu ve yerel güçlerden KDP katıyordu.
PKK ŞEHİRLERİ ELE GEÇİRİYOR1997 yılının mayıs ayında başlayıp bir yıl sürdürülen operasyonun ağırlığı PKK’nın karargâhının bulunduğu Zap ve Avaşine verilmişti. Türk ordusu girdiği Zap’ta ‘büyük bir zafer’ kazanmanın sarhoşluğunda iken’ gerillaların karşı saldırılarında büyük kayıplar vererek, operasyon koordinesini taşıyan helikopter gerillalar tarafından düşürülerek ‘zaferi’ yenilgiye çevirmişti. Beklenilmeyen bu darbeler karşısında şaşkınlığa dönen Türk ordusu gerisin geriye kaçmak zorunda kalmıştı. Dağlarda gerillaya darbe vuramayan ordu askeri varlıklarına dayanarak baskı altına aldıkları güneyli güçlerin denetiminde bulunan Bamerne, Şeledize, Kanimasi gibi yerlere yerleşmeye başlamışlardı.
Bu süreçte gerillaların ihanete karşı savaş dedikleri güneyli güçlere karşı yürütülen Çoman, Haci ümran, Sidakan gibi şehir ve kasabalar gerilla güçlerinin eline geçirmişti. PKK’nin Güneydeki başarılı eylemleri karşısında paniğe giren Türk ve KDP güçleri işbirliği geliştirerek PKK güçlerine karşı ortak savaşmaya başladılar.
ŞEHİRLER BIRAKILIYORGüney Kürdistan alanının büyük bir kısmını hedefleyen operasyonu Xakurke alanında karşılayan HPG Komutanlarından Derveş Suvar operasyondan iki gün önce şehirleri boşalttıklarını söyleyerek, Sidaka ve köylerine yapılan hava saldırıların sorumlusu olarak PKK’ yi göstermek için halka yöneldiklerini belirtti. Suvar Türk ordusunun 1997 yılında Xakurke alanına yaptığı operasyonu anlattı: “Kuzey’deki gerilla güçlerimize karşı başlatılan askeri operasyonlara paralel olarak güney Kürdistan’da da KPD ile ortak operasyon başlatıldı. ’97 operasyonu başlamadan önce kimi Güney şehirlerini elimize geçirmiştik. PKK’nın güneyde birinci güç olduğunu gören Türk devleti KDP ile anlaşarak gerilla güçlerimize karşı ortak operasyon geliştirmişlerdi. Böyle bir durumun gelişeceğini tahmin eden hareketimiz durum değerlendirmesi yaparak halkın zarar görmemesi için güçlerimizi şehirlerden dağlara çekme kararını aldı. Operasyon daha başlamadan bu karar alınmıştı.”
İLK HAVA SALDIRISI SİDEKA’YA“Dağlara çekilen gerilla güçlerimiz operasyonu köy ve şehirlerin dışında karşılayarak darbelemeyi hedefledik. Saldırıya ilk uğrayan yer Sidekan da operasyon başlamadan iki gün önce boşaltılan yerler arasındaydı. Buna rağmen Türk uçakları ilk hava saldırısını Sideka’ya yaptı. Bu hava saldırısı ile Sideka’da içinde çocuk, kadın ve yaşlıların bulunduğu birçok insan hayatını kaybetti. Halkın hayvanları telef oldu, evleri, bağ ve bahçeleri büyük zarar gördü. Bizim güçlerimizin Sideka şehrinde bulunmadığını KDP’de bilmesine rağmen, halka gözdağı vermek için bu saldırı gerçekleşmişti. Bu ilk saldırıdan sonra çatışmalar dağlara doğru uzamaya başladı.”
TÜRK UÇAKLARI AİLESİNDEN 5 KİŞİYİ KATLETTİ“Türklerin Sidaka kasaba ve köylerine yaptığı hava saldırısında evi bombalananlardan birisi de Buzene köyünden Zenun Bradosti adlı şahıstı. Türk savaş uçaklarının ailesinden 5 kişiyi katlettiği Zenun Brodosti Türklerin o gün yaptığı katliamda yaşananları şöyle dile getirdi; “operasyon başlamadan önce PKK güçleri şehirden dağlara doğru çekilmişti. Buna rağmen Türk uçakları operasyon başladıktan sonra akşam üzeri gelerek rast gele Sidakayı, ve bir çok köyümüzü bombaladı. Bombalanan köyler içinde bizim köy ve evimizde vardı. Ailemizden annem Halime Ömer Ahmed, kız kardeşim Sıdıka, kardeşim Zahir, amcamın kızı Kamile, amcamın oğlu Mustafa olmak 5 kişi yaşamını yitirmişti. Köyde birçok ev yıkıldı. Bağ ve bahçeler bozuldu, hayvanlarımız telef oldu. Bizim köyümüz gibi, çevrede bir çok köylünün hem can, hem de mal kaybı yaşanmıştı. Bombalanan yerlerde PKK güçleri olmamasına rağmen istihbaratı yerel güçler tarafından verilmişti. Bizi bu şekilde PKK’ye karşı kışkırtarak savaştırmak istiyorlardı. Köylerimiz vurulduktan sonra yerel güçlere başvurarak hakkımızı aramak istedik. Ancak hiç kimse bize yardım etmeği gibi âdete bizimle dalga geçerek, hakkınızı PKK arasın dediler. Bu katliam da olduğu gibi Türklerin Güney halkına yönelik yaptığı katliamları unutmadık, unutturmayacağız. Ahrete bile kalsa hesap soracağız.”
ŞEKİF BOĞAZI’NDA HELİKOPTER DÜŞÜRÜLÜYOROperasyon başladığında Sidekan kırsalında bulunduğunu söyleyen Suvar, “operasyon güçlerinin Gelişim, Şemdinli ve Gerdiyan hattı üzerinden Xakurke’ye girmeye çalıştığını” belirtti. Suvar devamla şunları söyledi: “Operasyonun gelişebileceği yerleri tahmin ettiğimizden dolayı stratejik noktaları tutmuştuk. Bundan dolayı Xakurke’ye girmeye çalışan Türk ordu güçleri bu stratejik yerlerde bulunan gerilla güçleri ile savaşmak zorunda kalarak hesapları büyük ölçüde boşa çıkarılmıştı. Birçok yerde karların olması nedeniyle koşullar zorlayıcıydı. Ancak gerilla güçlerimiz mevzilerini sağlamlaştırarak savaşıyordu.”
“Çatışmalar Sideka’dan başlayarak Berde büke ve gelişim alanına kadar geniş bir alanda sürüyordu. Türk ordusu gelişim, Geliye Reş, Sideka kırsalı üzerinden Xakurke’yi kuşatmaya çalışıyordu. Gerilla güçleri on birlerce Türk askeri, binlerce korucu ve yerel KDP güçlerine karşı, geniş bir alanda çok şiddetle direnerek savaşıyordu. Bu çatışmalarda askeri kayıpları rakamlarla tam verilmeyebilir. Ancak dengesiz savaş koşullarına rağmen Türk ve yerel güçlerin kayıpları çok fazlaydı.”
“Operasyona güçlerine havadan uçak ve helikopterler destek vererek, gerillanın olduğu tahmin edilen yerlerin tümü bombalanıyordu. Şekif boğazını asker indirmeye çalışan Skorski tipi askeri bir helikopter gerilla güçleri tarafından vurularak düşürüldü. Gerillanın her alandaki direnişine düşen helikopter de eklenince Türk ordusu şoke olmuştu. Koşulların zorluğuna rağmen psikolojik üstünlük tamamen gerillaya geçmişti. Türkler teknik ve nicel üstünlüğüne güvenmişlerdi. Ama gerilla her zaman olduğu gibi bunu da boşa çıkararak yenilmezliğini bir kez daha kanıtlamıştı.”
GERİLLA DİRENİŞİ OPERASYONU KIRIYOR“Türk devleti ve KDP’nin ortak operasyonuna karşı gerilla güçleri büyük bir inanç ve dirayetle direnerek Geliyereş, Are boğazı ve Gelişim bölgesi olarak uzanan sınır hattı boyunca Türk ordusuna karşı, diğer taraftan Xinere, Şekif, Lolan’dan Haci Ümran hattı boyunca da KDP güçlerine karşı savaşıyordu.”
“Lolan va Xinere hattında boyu aşan karın içinde günlerce gerilla güçleri mevzilerini bırakmayarak çatışmaları devam ettirmişti. Bu çatışmalarda bir yerde, dört, başka bir yerde iki ve farklı bir yerde bir arkadaşımız olmak üzere toplan yedi arkadaşımız şehit düşmüştü. Gerillanın direnişi karşısında uzun süreli hesaplanan operasyon 13 günde geri çekilmek zorunda kaldı. Türkler geri çekilmişti, ama ihanet savaşı devam ediyordu. 1997 yılının son aylarında yürütülen savaş 1998 yılının bahar aylarına kadar devam etmişti.”
-BÜYÜK 98 SAVAŞI-1997 yılı boyunca yürüttükleri operasyonlardan bir sonuç alınamamıştı. Gerilla güçleri darbelenemediği gibi, ‘final yılı’ çerçevesinde ele aldıkları ’97 yılında gerilla güçleri başarıyla tamamlamıştı. Bu yılın kazanımları üzerinden 1998 yılına giren Kürt halkı yeni yılı bir başlangıç yapmak istiyordu. Yıl ortasında barışın önünü açmak için ilan edilecek olan 1 Eylül ateşkesi bu kazanımlar üzerinden gerçekleşecekti.
Kürt halkının bu kazanımlarına karşı inkâr ve imha güçleri de yeni imha ve komplo planlarını devreye koymuşlardı. Uluslar arası komployu başarıya ulaştırmak için gerillaya darbeleyip, etkisizleştirmek için kış boyunca Kuzey Kürdistan’da gerilla güçlerine karşı askeri operasyonlar yürütmüştü. Bahar ile birlikte bu operasyonlar güneye de taşırılarak, 9 Ekim komplosu ile tasfiye tamamlanmış olacaktı. Bu amaçla bahar ile birlikte hazırlıkları yapılan operasyon Mayıs ayı ile birlikte başlamıştı.
Bu operasyonun diğerlerinden önemli bir farkı vardı. Dünyada ABD’den sonra ilk defa bu kadar büyük bir güç ve teknik ile bir başka ülke toprağına giriliyordu. İlk defa Türk ordusu 30 bin askeri birkaç saat içinde Güney’in kimi yerlerine indirerek operasyon başlatmıştı. Suriye sınırından İran sınırına kadar her alandan Güney Kürdistan’a giren Türk ordusunun bu girişi kamuoyunda bir işgal girişimi olarak değerlendirilmişti. Operasyon ’96 yılında başlayan operasyonun devamı niteliğinde olup Botan, Serhat, Garzan, Dersim gibi birçok alanı önüne hedef koymuştu.
25-30 BİN ASKER ATEŞİN ORTASINA ATILMIŞ GİBİYDİSuvar şöyle anlatıyor: “Türk devleti birkaç saat içinde 25-30 bin askerini adete ateşin tam ortasına atmıştı. Akşam saat 8 de başlayan ve sabah saatlerine kadar yapılan indirmeler ile Xinere de neredeyse asker indirilmeyen bir yer bırakılmamıştı. Bu şekilde gerilla güçleri her alanda sıkıştırılarak imha edilecek, alınan bu sonuçlar üzerinden Önderlik imha edilecekti. Gerilla üzerindeki bu yoğunluğun uluslar arası komplonun da başlangıcını oluşturduğunu bilmiyorduk.
Her alana yapılan indirmeler ile gerilla güçleri her yerde çatışmaya sürüklenerek imha edilmesi hedeflenmişti. Ancak arazi hâkimiyeti ve gerilla tecrübeleri sonucunda düşmanın bu planı anlaşılarak boşa çıkarıldı. Kahramanca direnişler ve gerillanın üstün yetenekleri sonucunda düşmanın bu saldırısı gerilla tarafından karşı bir saldırı hamlesi ile cevap verildi. Türk ordusunun bir günde sonuç almak istediği operasyonları gerilla taktikleri karşısında 5-6 güne uzamak zorunda kaldı. Bu uzayan süre ordunun yıpranmasına gerillanın ise hedeflerinin büyümesine olanak sunuyordu. Operasyonun ikinci gününde her alanda gerillanın karşı saldırıları başlamıştı. Çatışmalar çok kapsamlı olmasına rağmen ilk günde ihanet güçlerine karşı verilen savaşta bir yoldaşımız şehit olmuştu.”
ÇATIŞMALARA İRAN DA KATILIYOR“Çatışmalar birçok yerde devam ediyordu. Operasyonu kuzeyden Türk ordusu, Güney den ise KDP güçleri yürütüyordu. Geriye doğu sınırları kalıyordu. İran devleti de gerillanın sınırları kullanmaması için tüm sınırlarını tutmuştu. Buna ek olarak operasyonun dördüncü günde İran devleti de dâhil olmuştu. Sabahın erken saatlerinden başlayarak akşam saatlerine kadar İran devleti Xınere alanını katyuşa, havan ve top atışına tutarak Türk ve KDP’ye yardım etmişti. Kuzey, Güney ve Doğu’dan gerillanın bulunduğu alanlar üzerine her türlü teknik ve silahla saldırılıyordu. Bu durum karşısında ateş almayan, duman yükselmeyen ve silah patlamayan bur alan kalmamıştı. Tüm yönelimlere karşı gerilla güçlerimiz büyük bir kahramanlık ile derinerek aldığı tedbirlerle saldırıları boşa çıkardı. Bununla birlikte zengin gerilla taktikleri ile operasyona katılan güçlere karşı etkili darbeler vurmaya devam ettik.”
GERİLLADAN KARŞI HAMLE“Gerillanın etkin direnişi ile düşmana verdiği kayıplardan sonra Türk ordusu geri çekilmek zorunda kalınca, KPD’de güçlerini geri çekmek zorunda kaldı. Ancak biz gelişen operasyonu düşmanlar için büyük bir kayba dönüştürmekte kararlıydık. Bu amaçla yönetimimizin hemen hem yerel güçlere, hem de Türk ordusuna karşı eylem kararını aldı. Bunun üzerine güçlerimiz harekete geçerek gerekli hazırlıklarını yaptı. 25 Kasım’da gerilla güçlerimiz hem KDP’ye hem de Türk ordusuna karşı eylemler gerçekleştirdik. Bundan iki gün sonra basın Önderliğin açıklamalarını verince, Suriye’den çıktığını ilk defa öğrenmiş olduk. Çünkü o güne kadar basını ne takip edecek imkan ve koşulları yoktu. Savaş koşullarından dolayı basını takip etme koşulları çok fazla yoktu. Onun için üzerimizdeki saldırılara da çok anlam verememiştik. Ancak daha sonra düşündüğümüzde tüm bu saldırıların bir amacı vardı. O da önderliğin etrafındaki çemberi daraltmaktı.”
KOMPLO SONRASI YİNE GÜNEYE YÖNELİM“Türk devleti sürekli operasyonları ile gerillayı zayıflatarak önderliği tasfiye etmeye çalışıyordu. Ancak düşmanın tüm yönelimleri Önderliğin etkin önlemleri ve gerillanın taktik üstünlüğü sonucunda boşa çıkarılarak düşmanın askeri ve ekonomik kaybıyla sonuçlanıyordu. Ancak önderliğin esaret altına alındığı 15 Şubat komplosundan sonra gerilla üzerindeki saldırılarda sonuç alınacağı düşüncesi ile güneye operasyonlarına devam etti. Bu amaçla 1998’in son aylarında geri çekilmek zorunda kaldığı Güney operasyonlarına 1999’un baharı ile birlikte tekrardan başladılar. Teknik üstünlüğü kullanarak sonuç almaya çalışan Türk ordusu helikopterler ile birçok ala indirmeler yapmaya başlamıştı. Ancak düşmanın tarzını bilen ve saldırılara karşı hazırlıklı olan gerilla güçlerimiz düşmanın yönelimlerin boşa çıkardı. Xakurke’nin coğrafik yapısının elverişli olması nedeni ile düşmanın tüm yönelimlerini gerilla güçleri boşa çıkardı.”
99 OPERASYONU KARŞI HAMLEYE DÖNÜŞÜYOR“Komplo gerçekleştiğinde gerilla güçleri içinde büyük bir gerilim, öfke ve tepki gelişmişti. Tüm gerillalar kendilerini düşman üzerinde patlatmak için önerilerde bulundu. Bahar ile birlikte başlayan operasyon tüm gerilla güçleri içinde bir fırsat olarak değerlendirildi. Bu amaçla düşman araziye indirmelere karşı yoğun karşı saldırı ile cevaplamanın yanında, araziye inen askerler gerillanın hedefi haline gelmişti. Düşman gerillanın kırılması ve teslimiyetini beklerken, gerillanın direnişi karşısında şaşkına dönmüştü.”
“Üst üste gerilladan yenilen darbelerle kırılan düşman bir an önce geri çekilmeye başladı. Gerillanın direnişi karşısında ne gerdiyan, nede Karker hattından bir Xakurke’ye bir adım atacak fırsatı bulamadı. 98 yılına kadar Xakurke’ye yapılan operasyonların tümünde ihanet önemli rol oynadı. Ancak 99 operasyonunda ihanet içinde yer almadığı için ne sonuç alınabildi, nede tutunabildi. Xakurke’nin önemli stratejik yerleri gerilla elinde olduğu için düşmanın yönelimleri ne olursa olsun, sonuç alamıyor. Bu şekilde 98 in bir devamı olan Türklerin 1999 bahar Xakurke operasyonu gerilla güçleri tarafından boşa çıkarılarak karşı hamlelere dönüştürüldü.”
KENDAKOL’DE TÜRK UÇAKLARI 40 SİVİLİ VURUYORKürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esaret altına alındığı 1999 baharında Türk ordusunun Xakurke’ye yaptığı operasyonun üzerinden birkaç ay sonra PKK stratejik değişikliğine giderek silahlı gerilla güçlerini tarihi 2 Ağustos kararı ile Kuzey Kürdistan çekme kararını aldı. PKK silahlı güçlerini Kuzeyde çekerek fiili olarak savaşı durdurmasına rağmen Türk devletinin tüm Kürdistan coğrafyası üzerinde olduğu gibi Xakurke coğrafyası üzerindeki saldırılarında duraksama olmadan devam etti.
PKK’nin silahlı mücadeleyi durdurarak silahlı güçlerini Kuzey Kürdistan’dan çekmesinin yıl dönümünde Türk uçakları Xakurke coğrafyası içinde yer alan Kendekoleye 15 Ağustos 2000 yılında yaptığı hava bombardımanında içinde çocuk, yaşlı ve kadınlar olmak üzere 38 ila 40 kişi olmak üzere sivil insan yaşamını yitirdi. Bir o kadar insan yapılan bombardımandın sakat kaldı.
İŞTE KATLEDİLEN O SİVİLLERBradosti, Mamsal ve Herki aşiretlerinin adete çadır köyü oluşturan Kendekole de bombardımandan sonra ölüm ve her tarafı ateşler içinde bırakan bombaların şarapnel parçaları kalmıştı. Türk uçaklarının 15 Ağustos 2000 yılında Kendekolde katledilen ve olay yerinde isimleri tespit edilenler: M.Alî ÛZEYİR 35, Fatma NEBÎ 25, Berîtan M.ALİ 4, Bahar ESHED18, Gilawêj SİMAÎL 18, Ferzende ŞAKİR 1, Xelat QADİR 18, Beyaz ÎBRAHİM 70, Besê ÎBRAHİM 68,Sonya MİHÊ 35, Fadima SEWDÎN18, Peyman QADİR 17, Rêzan QADİR 12, Fatma HESEN 60, Hedîya MELE HESEN 45, Nejat MAÎN 10, Xecîca MAÎN 11, Baxtîyar HECAC 16, Faxir BAKÎ ALÎ 40, Surmê ESMER 30, Şehnaz FAXİR 15, Dilnaz FAXİR 10, Kusret FAXİR 5, Zuhre SADÎ ŞÊXO 70, Semîr MİHÊ 25, Raîd QADiR 15, Fatma RAHMAN 30 ve kimliği tespit edilemeyen bir yaşın altında üç bebek.
Bu sayıya yaralı ve olarak Diyana, Hevler ve çevre hastanelere kaldırılan ve burada yaşamını yitirenlerin kimliklerine ulaşmadığımız için dahil edemedik. Bir insanlık suçu olan Kendekole katliamı Güney Kürtlerin nefret ile hatırladığı bir an olarak belleklere kazındı.
XAKURKE’NİN HER TARAFINDA MİSKET ATILIYOR2007 başından itibaren Kuzey Kürdistan’da şiddet ve baskısını artıran Türk devleti saldırılarını Güney Kürdistan coğrafyasına da taşırmaktan geri durmadı. Sınır hattı boyunca top ve havanlar ile bombalanan yerlerin başında yeni Xakurke alanı geliyordu. Ağustos 2007 yılından itibaren Xakurke alanına atılan top başlıklarında misket bombalarını kullandı. Misket bombaları ile daha önce sonuç alamadığı operasyonlardan bu şekilde alanın tümünü misket bombaları ile yaşanmaz bir şekle koyarak gerillanın hareketliliğini sınırlayarak, halka yaşanmaz bir coğrafyayı yaratmaya çalıştı. Uluslar arası yasak olan misket bombalarından Güney Kürdistan halkının yüzlerce hayvanı telef oldu, bağ ve bahçeleri tahrip oldu, 60 yaşlarındaki Şevket Sadık Bradost adlı kişide misketlerin patlaması sonucu yaşamını yitirdi.
OPERASYON YARI YOLDA TASFİYE İLE YÜZLEŞİYORUzun bir süre Xakurke alanını top atışları ile bombalayan Türk ordusu 2007’nin son aylarına gelindiğinde Deşta Heyate üzerinden bir gece vakti Güney Kürdistan topraklarına girerek Xakurke’nin Geliye Reş alanına doğru yol almaya başlar. Operasyonun başlatıldığını 12 önce öğrenen gerillalar gerekli hazırlıklarını yaparak operasyonu karşılamak için pusuda bekler. Alanın stratejik yerlerine yerleşen gerilla askerlerin ilerleyerek kurdukları faka girmesi için sabırla bekler.
Küçük bir birim ile çatışmaya yürüten HPG komutanı Çektar Amed yaşananları şöyle anlattı: “Akşam saat 18 15 sularında askerler Hecibeg suyunu geçerek Geliye Reş alanına ilerlerken Kayseri dağ komando gücü olduğunu öğrendik. Düşman gücünün sayısını tam bilmediğimizden düzenlememizi genel bir operasyona göre yaptık. İki yerden saat gece saat 01’e kadar pusu attık. Düşman Bermeze köyünde saat 02’ye kadar köyde kaldıktan sonra harekete geçerek ilerlediğini öğrendik. Türk ordusu girdiği beş kilometrelik alanda bizim bulunduğumuz alanı etrafından dolanarak bizi çembere almak istedi. Çünkü düşman buranın üzerinde daha önce istihbarat çalışmalarını yürütmüş ve belli bilgileri elde etmişti. Bu hareketi bunun üzerinden yürütüyordu. Alanda kalan gerilla gücümüz de kimi özel çalışmaları yürüten güçtü. Sayıları da azdı. Bunu fırsat bilen düşman bu arkadaşlarımızı nokta baskınları ile imha etmek istiyordu.”
‘BİZİ ÇEMBERE ALMAK İSTİYORLARDI’“Düşmanın tüm hareketlerini anında bilgi alıyorduk. Bunun için sabah hava aydınlandığında nerelerde olabileceğini tahmin etmiştik. Yanımda iki arkadaş ile birlikte noktaya doğru hareket ettik. Bize gelen bilgi düşmanı noktada olduğuydu. Noktayı akşam boşalttığımız için döşediğimiz bubi tuzaklarını patlamak için noktaya doğru ilerlemiştik. Noktaya vardığımızda noktanın boş olduğunu keşif için noktanın ilerisindeki bir yere doğru ilerledik. O anda güney sınırları içinde noktaya gelen düşmanı fark ettik. Askerlerde bizi fark etmişti. Ancak biz daha hızlı davranarak attığımız pusu da düşmanı vurduk. Yerimiz çatışma için çok elverişli değildi. Ancak biz askerlerin ilk paniklerinden yararlanarak stratejik bir yere doğru harekete geçtik. Diğer pusu guruplarımızda operasyonu farklı yerde karşılamak için bekliyorlardı. Ancak bu yaşana ilk çatışmadan sonra asker ilerleyemediğinden diğer arkadaşlar da düşmanın bulunduğu yeri ateş altına almaya başladılar. Böyle bir direniş ve pusuları beklemeyen düşman öncülerinden 4-5 askerin vurulduğunu anlayınca olduğu yerde ilerleyen kolun yürüyüşünü durdurarak olduğu yerde savunma pozisyonuna girdi. Başka bir nokta üzerinden ilerlemek isteyen başka bir kol da diğer arkadaşlarımızın pusu ve mayınlarına çarptı. Burada düşman altı kayıp daha verdi.”
“Bu ikinci darbeden sonra hava desteğini isteyen askerler olduğu yerde durmak zorunda kalmışlardı. Hava desteğini almayan askerler çakılı kaldıkları yerden peşmergelerin desteğinde geldikleri yoldan önce Bermeze köyüne sığındılar. Ardından gerisin geriye hecibeg suyu üzerinden geri çekildiler. Biz daha kapsamlı saldırı hazırlığı içindeyken düşman geri çekilerek büyük bir imhadan kurtulmuştu. Biz uzun süreli hazırlık içindeydik. Ancak aldığı darbelerden sonra fazla ilerleyemeyeceğini anlayınca geri dönmeyi tercih etti. Biz bu çatışmada sadece hafif iki yaralı verdik.”
UÇAKLAR VURUYORBilgi ve belgesine ulaştığımız Türk devletinin Xakurke alanına 1959 yılında yaptığı operasyon ile Bradosti aşiretinden 57 kişiyi katledilmesi ile giriştiği Xakurke operasyonu 50 yıl sonra 2007’nin sonu, 2008’in başından başlayan hava saldırılarıyla yine en fazla saldırıya maruz kalan yerlerin başında yer alıyor.
Bu süreçten 2009’un ilk aylarına kadar Türk devletinin onları bulan hava saldırılarına paralel attığı top atışlarında en fazla zarar halka verildi. Halkın bağ, bahçe ve hayvanları zarar gördü. Xakurke alanında yaşayan sivil halk evlerini terk etmek zorunda kaldı. Psikolojik ve ruhsal olarak yıpratıldı.
GERİLLA ŞEHİTLİKLERİ VE MANEVİ YERLER HEDEFTETürk devletinin havadan İsrail ve ABD keşif uçakları ile aldığı istihbaratlar üzerine Xakurke alanına yaptığı bombardımanından dört defa gerilla şehitlikleri, iki defa hastane hedef alındı. Medya savunma alanlarında bulunan gerilla hastaneleri aynı zamanda yörede kalan halka da hizmet vererek ücretsiz ilaç tenin ediyordu. Yine tarihi 15 Ağustos atılımının kararını aldığı ve efsanevi gerilla Komutanı Mahsum Korkmaz (Agit)’in adına yapılan park uçakların saldırısına uğradı. Bununla birlikte Kürtler arasında işbirlikçi ve ihanete karşı direnişi ile bilinen Gülnaz Karataş (Beritan)’ın 1992 yılında çatışarak yaşamını yitirdiği yer de saldırıların hedefi oldu. Bir yıldan fazla tüm teknik ve imkanları ile Türk devletinin saldırdığı Xakurke alanında sadece üç gerilla yaşamını yitirdi.
NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR
ANF NEWS AGENCY