Feedback    Send News  
Languages
Select Interface Language:

English French Deutsch Italian Kurdish Turkish

Menu English

Kurdishinfo Search


Children In Turkey 2010

Ceasfire is Over
A new Phase has been started

CIVILIAN AREAS
ARE TARGETED BY IRAN AND TURKEY

Stop Isolation!


Special Children Campaign
Information File and Signature Campaign
EN, FR, DE, IT, KR, TR

Proposal for a Solution of Kurds

KCK Statement 5 points

PEACE GROUP 2009

 FR    IT   DE   TR
PHOTO

Proposals for a Solution

The Special Forces Command

The Obscure History

Mesopotamia Social Forum

HASANKEYF/ ILISU

GABB Report

NEW BOOK

Abdullah Ocalan : War and Peace in Kurdistan


5.International Conference

Roj Tv Special Dossier

DERSIM 1938

Hunger Strike in Iranian prisons

Human Rights Violations in Iran

Behdinan'da bir yol yürüyüsü…
Submitted by Tsiatsan on Monday, February 01 2010
löjl
güncel ANF 1.02.2010- Günlerdir bulundugum Behdinan’da kisin ilk vakitleri, iliman bir iklim var ve yagmur yagiyor. Yeni gerilla adaylarinin mezuniyet törenini izlemek için yola koyuluyorum. Yola çikacagimiz gün erkenden uyanip hazirlik yapmaya basladik. Gidecegimiz yer uzak oldugu için yagmur ihtimaline karsi tedbirimizi aldik. Havada kapali ve sisli. Esen sert rüzgar kar yagacak hissi veriyor. Günlerdir yagan yagmurdan dolayi çogalan sularin ve esen rüzgarin sesini dinliyorum. Huzur veren bir ses…
Beyaz peynir ile yaptigimiz kahvaltinin ardinda, çantalarimizi aldiktan sonra, Ali ve Çektar adinda iki gerilla ile yola koyulduk. Yürüdügümüz yol ince bir patika idi ve fazla asinmamasindan az kullanilan bir patika oldugu anlasiliyordu.

Hareket ettigimiz yol ormanlik bir alanin içinde geçmekteydi. Yaklasik bir saat yürüdükten sonra rüzgarin etkisi ile havadaki bulutlar dagilmaya basladi. Daha keyifli bir sekilde yolumuza devam ediyoruz simdi.

. Yürüyüs esnasinda havada daireler çizerek uçan bir kartal gördük. Kartalin tek bir nokta üzerinde dönmesi o anda bir avi takip ettigini gösteriyordu. Ali, bir kumas parçasina sardigi fotograf makinesini çantasinda çikarip kartali çekmeye çalisti. Ali, 25 yasinda yaklasik dört yildir gerillada gazetecilik yapmakta. 6 yildir gerillada olan Ali üniversiteyi terk edip daga gelmis ve gazeteciligi de gerillada ögrenmis. Sirtinda kamerasi ve fotograf makinesi ile gerillanin oldugu birçok yeri gezerek yasanan anlari ölümsüzlestirmeye çalismakta. Isinde oldukça hassas oldugu fotograf makinesini kullanmasinda anlasilmakta.

Dolambaçli patikadan sonra uzun süren düz bir yolda yürüdük ve tekrardan kivrimli ve tasli bir yere gelmistik ki karsimda duran manzaranin etkileyiciligi karsisinda kendime kisa bir mola karari verdim. Her tarafta yükselen tepelerin ortasinda genis ve düz bir alan masallardaki gibi bir duygu yasatiyordu. Yukarida baktigimiz, yesil ve sularin aktigi genis alan için Ali ‘her zaman ilkbahar havasindadir’ diyor. Buranin eski bir yerlesim yeri oldugu hemen anlasiliyor. Düzenli olarak hazirlanmis tarlalara ayrilmis arazi, sirali kavak agaçlarinin yanin da dut, sumak, badem, üzüm ve birçok meyve agaci bakimsiz da olsalar halen de varligini sürdürmekteler. Yine yikilmis genis ve kale duvarlarini andiran duvarlar bizi hakli çikariyor. Ilerledikçe karsimiza çikan beyaz mezarlar dikkatimi çekti.

Ali’ye ne oldugunu sordugumda buranin gerillalara ait bir sehitlik oldugunu ögrendim. ‘Uygarlik dogurucusu bu topraklarin tarihi savassiz geçmedi ve analarin gözyasi hiç dinmedi’ diyen Çektar sohbete katiliyor bu sirada. Varolan tablo adeta tarih ile günümüzün bulusmasi olmaktaydi.

Çektar ‘insan kendi cografyasi ve tarihi ile anlama kavusmakta’ diyerek havayi biraz daha agirlastirdi. ‘Tarihini bilmeyen bir toplum yok olmaya yüz tutmustur’ diyen Ali ise tarih ile yasamanin adini koydu.

SAVASMAYA DEGER GÜZELLIKLER

Sohbetimize devam ederken bulutlarin arasinda çikan günes isiklari içinde yürüdügümüz düz yerin üzerinde bulunan yesil bitki örtüsü üzerindeki islaklik gözümüzü kamastirdi. Tam bu sirada konusan Ali ‘bu güzellikler için savasmaya deger’ dedi ve bu görüntüyü kaçirmamak için fotograf makinesi ile resim çekmeye basladi. Yukaridaki kadar ihtisama sahip olan düz alanin ortasinda durup çevreye baktiginda daglarin bir duvar gibi çevremizi sardigini gördük. Yilardir ekin ekilmeyen tarlalardan olusan alanin ortasinda durup baktigin zaman her tarafin geçmis ve gelecek ile bagini daha içten hissedebilirsiniz.

Genis düzlügün ortasindan geçen patikadan ilerlemeye devam ettik. Yürüdügümüz patika bizi derin bir vadiye dogru götürüyordu ve ilerledikçe yanina yaklastigimiz akarsuyun sesi bize hos geldiniz der gibiydi. On dakika yürümemistik ki suyun sesi ile derin vadiden esen rüzgar bizi karsiladi.

Hizli akan su çok çarpici bir manzaraya sahipti. Kademe kademe dogal havuzlarin arka arkaya dizildigi ve suyun akisi esnasinda havuzdan havuza her biri ayri ayri bir selale olusturuyordu. Esen rüzgarin sesi suyun sesine karisiyordu.

Yolumuz büyük kayaliklardan ve sadece gökyüzünün göründügü derin vadide devam etmekteydi. Üzerinde yürüdügümüz patika yukariya dogru ilerlerken kayalarin arasinda yapilmis ve onlarca yilda meydana gelmis olan dogal merdiven bizi daha da yukarilara götürüyordu. Kimi yerlerde insan elinin degdigi ve kimi yerlerde de dogal yapisi zikzaklar çizerek yol aliyordu. Yukarilara çiktikça suyun sesi de derinlere karisti ve yolun zirvesine vardigimizda ise sert bir rüzgar bizi karsiladi. Insani uçuracakmis gibi esen rüzgara ragmen biraz bekleyip çevreye bakmaktan kendimizi alamiyoruz. Alt tarafimizda akan suyun aktigi yöne dogru baktigimizda çok genis bir arazi içerisinde ardi ardina dizilmis daglar ve daglarin çevresini saran bulutlar karsimizda durmaktaydi.

Üsümeye baslamistik ki, Ali harekete geçmemiz gerektigi uyarisini yapti ve patikamiz bizi gidecegimiz yere dogru götürmeye devam etti. Bu sefer asagilara dogru ilerliyorduk, ilerledikçe tekrardan akan suya yaklasiyorduk. Ama yürüdügümüz patikadan yürüyebilecek baska bir yer yok ve insanin ayagi kaysa uçurumda yuvarlanirdi. Gece karanliginda veya kar yagdiktan sonra bu patikadan nasil yürüdüklerini merak edip Çektar’a sordum. Çektar, ‘ Fener kullanmadan yürümek bir gerilla için hiçte zor degil, belki ilk baslarda insan biraz zorlaniyor ama zamanla araziye alisiyor ve düz bir caddeden yürür gibi uçurum kenarlarinda yürüyorsun’ diye anlatti. Yürüdügün patikalarin da önemine vurgu yapan Ali ise ‘patikalar sana, hiç tanimadigin bir arazide bir rehber gibi yardimci olur. Ayaklarin bu patikalarin taslarini, ufak çukurlarini tanidigi için gece karanlikta veya yagan bir karin altinda patikayi çok rahat bulabiliyorsun. Ama patika olmasa da gerilla her türlü arazide çok rahat yürüyebilir’ diyerek tecrübelerini anlatiyor.

Yaklasik 5 saat araliksiz yürüdükten sonra kayalarin arasinda ve agaçlarin altinda doktorlarin kaldigi bir yere geldik. Bizi karsilayan gerillalar dinlenmemiz ve karnimizi doyurmamiz için bizi kamelyaya götürdüler. Oturdugumuz kamelyada sohbet ederken bir taraftan da yemek yiyorduk. Yanimizda durup bize ikramda bulunan gerillalarda yasli ve sessiz olan gerillaya burada ne yaptiklarini sordugum da ‘burasi bir hastanedir’ dedi. Çok uzak alanlarda gelen gerillalar burada sinirli imkanlara ragmen tedavi oluyorlar. Yemek yedikten sonra söminenin üzerinde kaynayan kara çaydan da içtigimiz çayin harika bir tadi vardi. Çaylarimizi içtikten sonra dinlenmemiz için bizi duvarlari taslardan örülmüs üzeri ise naylon ile kapatilmis bir yere götürdüler. Yol arkadaslarim sanki bütün gün yürümemis gibi yanlarindaki gerilla arkadaslari ile sohbet ediyor ve sakalasiyorlardi.

Bu arada yagmurda yagmaya baslamisti, içinde kaldigimiz ve manga denilen yerin üzeri naylon oldugu için yagmur damlalarinin seslerinden oldukça çok yagmurun yagdigi anlasilmaktaydi. Uzandigimiz yerlerde battaniyelerimize sarilip yagmurun sesi altinda gün boyu gördüklerimi düsünerek de sessizce uykuya daldim.

GERILLA ORDUSU ILE KARSILASMA

Sabah uyandigimda yagmur yagmiyordu. Kahvaltimizi yaptiktan sonra Ali hemen hareket etmemiz gerektigini söyledi. Çünkü gidecegimiz yere gecikiyorduk. Hizli bir sekilde toparlanip orada bulunan gerillalardan hatir istedikten sonra yola koyulduk.

Iki saatlik bir yürüyüs sonrasi geldigimiz yerde genis ve düz bir sahada hazirlik yapildigini gördük. Burasinin tören alani oldugunu söylediler. Gelisimizi fark eden yasi elliye yakin bir gerilla yanimiza gelip bizim ile merhabalasarak tam zamaninda geldigimizi söyledi. Ali sirtinda indirdigi çantasinda kamerasini çikarip çekim yapmaya hazirlanirken ben de çevreyi gözlemliyordum.

Bu kadar gerillayi bir arada görmek beni odlukçu heyecanlandirdi. Arada bazilarinin yeni gerilla oldugu davranislarinda anlasiliyordu. Birden kalabaligin siraya dizildigini fark ettim ve gelen grubu karsilamak için askeri düzene geçtiklerini anladim. Ben kalabaligin saskinligini üzerimde atamamistim ki bir anda farkli istikametlerde bir çok grup gerilla gelmeye baslamisti. Her grup yaklasik kirk kisiden olusuyordu ve oldukça düzenli nizami hareketleri vardi. Yarim saat geçmemisti ki yaklasik 300 gerilla tören alanin da toplanmisti. Gruplar farkli yerlerde beklemeye koyuldular. Herkes hazir olduktan sonra askeri tören basladi.

Gerillalar askeri düzen içerisin de siralandiktan sonra bir grup HPG komutani geldi ve aralarindan biri törendekileri selamladiktan sonra kisa bir konusma yapti. Konusanin halk savunma merkezi üyesi Pling Zerdüst oldugunu söylediler. Konusmasinda Zerdüst kimsenin gerillayi hafife almamalari konusunda da uyarilar yapiyordu. Ardinda tek tek diplomalar yeni gerilla adaylarina dagitildi. Diploma törenin ardindan gerillalar moral hazirliklarina geçtiler.

YILLARIN TECRÜBESI ANLATIYOR

Her bir gerillanin heyecani gözlerinde okunuyordu. Yeni bir hayata atilmanin coskusunu yasarken pratik alanlara gidecek olan gerillalar coskularini saklama geregi duyuyorlardi. Yapacaklari tören için oradan oraya kosusturma alip basini sürüyordu. Bütün kalabalik morali beklerken hazirlik yapan gerillalar yerlerini almaya çalisiyordu. Kisa bir süre sonra moral basladi ve gerillalar sirasi ile kimisi sarki söyleyerek, kimisi çesitli skeçler ile marifetlerini sergilediler. Halaylar ve koro halinde söylenen sarkilar ile moral bitti derken asil moralin yeni basladigini gördük. Bir çok yerde gruplar halinde toplanan gerillalar yaktiklari ateslerin etrafinda halaylar çekmeye basladilar.

Ben ise o arada gerillalara egitim veren Mustafa adindaki gerilla ile sohbet ediyordum. Mustafa yaklasik elli yasinda ve 1986’dan beri aktif olarak PKK içerisinde. Gerilla saflarina katilanlara egitim veriyor. Gerillaya katilan gençlerin en çok nereden katildiklarini sordugumda Mustafa ‘Kürtlerin yasadigi her yerde gerillaya katilim var. Özellikle okuyan gençler katilmaktalar’ diyor.

Gençler gördükleri egitimler sayesinde kisa sürede daglardaki yasama katilabiliyorlar diyen Mustafa, ‘egitimlerimiz gerilla yasamini alistirma eksenli olmakta. Siyasi egitimlerin yaninda silahlarin tanitimi ve kullanimi ögretilmektedir. Ilk baslarda zorlanmalar mutlaka yasanmakta ama kisa bir sürede güçlü bir adaptasyon gelismekte. Gönüllü bir katilim oldugu için fazla tekrar yasanmadan çok kolay alisabiliyorlar’ diyor.

Mustafa’ya ‘Peki, katilanlarda az veya hiç okumayanlarin ayni ortamda egitim görmeleri karisiklik yaratmiyor mu?’ dedigimde su cevabi veriyor Mustafa: ‘Farkli ortamlarda gelen gençler ve hepside ayni düzeyde egitim görmemis. Bizde esas olan bir olgu farkliliklarin zenginligine dayali bir felsefik yaklasim oldugu için bu durum bir avantaj olarak ele aliniyor. Inanamayacaksiniz ama bir çok noktada az okumus gençler egitimleri daha rahat kavriyor. Çünkü bizim egitim sistemimiz ezbere dayanmamakta ve sistemde okumus biri ezberci aliskanligini kiramadigi için zorlanabiliyor.’

Sosyal ve sinifsal olarak farkli ortamlardan gelen insanlari nasil bir arada tutup ortak bir yasam yaratabiliyorsunuz diye sordugumda ise Mustafa, ‘biz insanlari büyüdükleri sosyal ortamlara göre ayristirmiyoruz. Bizim için esas olan insandir ve bu da bizim için bir ilkedir. Mesela su an diploma alan gençlerin büyük bir kesimi PKK’yi bir sekilde taniyarak büyümüs ama aralarinda bazilari ise büyüdükleri ortamdan dolayi PKK’yi tanidiktan sonra gerillaya gelmis. Su an mezun olan gençlerin bir kismi üniversite okumus, bir kismi liseden gelmis yine bir kismi da ilkokuldan sonra okuma sansi bulamamis kisilerdir. Çesitli aile ortamlarinda gelmisler ve bizim için esas olan hangi ailenin çocugu oldugu veya hangi irkta oldugu önemli degil, esas olan insanin kendisidir. Insani geçmisi veya yasadiklari ile degerlendirmiyoruz’ diyor.

Her bir gerillanin ayri bir hikâyesi var. Bazilarinin yakin veya genis ailelerinde gerillada yasamini yitirmisler varken bazilarinin babalari veya akrabalari koruculuk yaparak PKK karsi savasmislar. Her iki ortamda gelen gençler simdi ayni cephede ve ayni amaç için birlikteler. Yine bazi gerillalarin ise daha farkli ortamlarda PKK’yi yeni tanimis ve hemen gerillaya katilmis.

‘KÜRTLER SIYASETTE ÇARESIZ DEGIL’

Mustafa ile konusurken yakinimizda sessiz duran ve adinin Kurtay oldugunu ögrendigim genç dikkatimi çekti. Olgun durusunun yaninda pala biyiklari ile kendisini çevresine hissettiriyordu. Üniversite de sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra gerillaya gelmis. Kendisine gerillaya nasil katildigini sordugumda da Kurtay, ‘Ben Urfa’liyim ve üniversitede okudugum sürede sürekli olarak hayatimda bir bosluk oldugunu hissediyordum. Aile çevremde PKK’ye katilmis birçok insan vardi ve ben de belli bir yasa geldikten sonra Kürtler için bir seyler yapmam gerektigine inandim’ diyerek nedenlerini anlatiyor.

Kurtay gerillaya katilarak Kürtlerin çaresiz ve çözümsüz olmadiklarini gösteren iyi bir örnek. Kürt halki açisinda siyasetin her kosulda yürütülebilecegine vurgu yapan genç gerilla Kurtay ‘üniversiteyi bitirdikten sonra legal siyasete katilip halkimin özgürlügü için çalismak istedim. Ama Türk devleti beraber çalistigim bir çok arkadasimi tutukladi ve beni de arananlar listesine almislardi. Ben de Kürtlerin alternatifsiz olmadiklarini ve mücadelemi daha da güçlü sürdürmek için gerillaya geldim’ derken kelimeleri kararliligini göstermek istercesine vurgulu söylüyordu.

Gerillada sosyal bilimleri anlamayan veya bunun siyasal yansimasini hesap edemeyen savasi da tam olarak yürütemez diyorlar. Yani toplumun ihtiyacini bilmek için toplum bilimini bilmen gerekiyor. Üniversite okumus biri olarak gerilladaki egitimi nasil buldugunu sordugum zaman Kurtay ‘sosyolojiyi okudum ama toplumlari incelemeyi gerçek anlamda gerillada ögrendim’ diye yanitladi.

ASKERDEN KAÇIP GELDI

Gerilla adaylarinin halay çekmelerini izlemeye koyulmustum ki Mustafa, genç ve uzun boylu bir gerillayi göstererek ‘Berxwedan Türk askerliginden kaçip gerillaya geldi’ deyip, Berxwadan’i yanimiza çagirdi. Hakkarili ve Kibris’ta askerlik yaparken kendisine yapilan ayrimci yaklasimi kabullenemeyip çikip gerillaya gelen Berxwedan kendi hikayesini anlatmaya basladi: ‘Askere gittigim ilk günden itibaren Kürt oldugum için sürekli ayrimciliga maruz kaldim. Sadece benim için degil orda bulunan bütün Kürtlere ayni sekilde yaklasiyorlardi. En agir isleri ve nöbet tutmalari Kürtlere yaptiriyorlardi.’

Aslinda anlatilanlari belki çogu kere duymusuzdur ama ilginç olan Berxwedan’in babasi emekli köy korucusu ve bir abisi de korucu iken yasamini yitirmis. Devlet için savasmis ve yasam vermis olan bir ailenin oglu yine de Kürt oldugu için horlanip dislanmis.

Berxwedan hikayesini anlatmaya devam ediyor: ‘Biz 12 kardestik ve ben liseyi bitirene kadar hiçbir siyasal olaya karismamistim. Çevremizde bir çok olay yasaniyordu, devlet insanlari katlediyordu ve ben vicdani olarak kabullenemiyor ama ailemin konumundan dolayi sesimi çikaramiyordum. Liseyi bitirip askere gittigim zaman bana daha toleransli yaklasacaklarini bekliyordum. Fakat biz Kürtleri insan yerine koymadiklarini bire bir yasadikça gerçekligi daha iyi gördüm. Sirf Kürt oldugumuz için her gün küfür edip en asagilik yaklasimlar ile bizi hamal gibi kullaniyorlardi. Benim açimdan bu duruma dur deme vakti gelmis ve izin alip eve gelince tanidigim bazi arkadaslarim araciliga ile gerillaya geldim.’

Gerillaya geldigi için mutlu oldugunu belirten Berxwedan, oldukça gururlu olarak ailesinin geçmiste yaptigi hatalari telafi edecegini belirterek ‘ babam ve abim geçmislerinde PKK’yi tanimadiklari için yanlis tarafta yer almislardi ama ben her seye ragmen gerillada en iyi bir savasçi olarak var olacagim’ diye sözlerini bitiriyor.

Yanimdaki gerillalar ile sohbet ederken diger gerillalar halay çekmeye devam ediyorlardi. Bir taraftan da resim çekiyor bir taraftan da gerillalari izliyordum. Bu arada genç gerillalar ikiserli, üçerli gelip ögretmenleri Mustafa ile resim çektiriyorlardi. Onlari izlerken birbirine benzeyen iki bayan gerilla dikkatimi çekti. Kendilerini söylenen sarkilarin ritmine öyle bir kaptirmislardi ki çektikleri halaya baska bir renk veriyorlardi. Ikisi de davranis olarak inanilamayacak bir benzerlige sahip ki kardes olduklarini sandim. Oldukça neseli ve yüzlerinde durmayan bir gülümseme var. Mustafa’ya iki genç bayan gerillayi sordugumda da bir saskinlik yasadim. Bayan gerillalardan biri Zinarin 21 yasinda Amed’li digeri ise Viyan 22 yasinda Afrin’liydi.

Saatler ilerledikçe ayrilik vakti geldi. Ayrilacagimizi söyleyip orada bulunan gerillalar ile tek tek görüstükten sonra çantalarimizi alarak tekrardan yola koyulduk. Geldigimiz yoldan geri dönmek üzere yürümeye basladigimizda günes yavas yavas daglarin arkasina çekiliyordu. Aksam karanliginda bir yürüyüs bizi bekliyordu ve yollar bitmez deyip yürümeye basladik.

Genç gerilla adaylari ile geçirdigim saatler içerisinde gençliklerine ragmen erkenden hayatin çeliskilerini fark etmis olan bu insanlar ile tanismak benim için unutulmayacak zaman dilimi oldu. Her biri farkli bir yasamin içerisinde gelmis ve ortak bir ruhta bulusmuslardi.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERI KOPYALAMAK VEYA YENIDEN YAYINLAMAK YASAKTIR
last 5 Articles
Options
Article Rating
Average Score: 0
Votes: 0

Please take a second and vote for this article:
Excellent
Very Good
Good
Regular
Bad

Related Links