Feedback    Send News  
Languages
Arabirim Dilini Seçin:

English French Deutsch Italian Kurdish Turkish

Türkçe Menü

Kurdishinfo Search


SHARE
Share |

Newroz 2011/Barış Çadırları

DTK Democratic Autonomy

DTK Demokratik Ozerklik Modeli

SURIYE'nin Kürt Politikasi

Tecrite Son!

Ateskes Bitti
Yeni donem Basladi

HEDEF SIVILLER

KCK Statement 5 points

Cok Dilli Cok renkli devrim

GABB Raporu

Bolum 1, 2, 3, 4, 5

DTP Demokratik Cozum Projesi

Kurdistan Ulusal Kongresi KNK

Terör nedir?

DTP Diyarbakır Milletvekili Tuğluk: Kara harekâtı Kürtleri yeni arayışlara iter
Yazar admin Tarih: Cuma, 22. Şubat 2008
löjl
siyaset DIHA 22.02.2008 DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, türban tartışmaları konusundaki tartışmaların tarafı olmadıklarını, özgürlüklerden yana olduklarını söyledi. AK Parti ve MHP arasındaki mutabakatın Türkiye'ye demokrasi getirmeyeceğini ifade eden Tuğluk, gündemdeki kara harekâtına yönelik ciddi uyarılarda bulundu. Tuğluk, "Kara operasyonu, Kürtlerin birlikte yaşama noktasındaki inancını zayıflatacaktır. Böyle bir harekât sonrasında bölgede yeni dengeler ortaya çıkacaktır.
 Çok doğal olarak Kürtler yeni dengeler içerisinde kendilerini yeniden konumlandıracaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sorunun çözümü için "DTP'yi muhatap alın" çağrısı yapan aydınların önerisini değerlendiren Tuğluk, muhatap olmaya hazır olduklarını söyledi.
Türkiye'deki gelişmeleri değerlendiren DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, türban sorunundan siyasal İslam'a, CHP'nin siyasal İslam'daki rolünden, yapılması düşünülen kara harekâtına kadar birçok konuya ilişkin DİHA'nın sorularını yanıtladı.

* Uzun süredir devem eden türban tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Partimiz türban tartışmalarının bir tarafı olmadığını çok açık ve net ifade etti. Her zaman olduğu gibi ilkesel bir tutum sahibi olduk. Bu konuyu kişi hak ve özgürlükler çerçevesinde ve inancın bir gereği olarak bu mağduriyetin ortan kaldırılması çerçevesinde ele alıyoruz. Ancak, türban etrafından oluşturulan çatışmaların temelinde, Türkiye siyasetinde bir hegemonya kurmak isteyen iki siyasal anlayışın iktidar çatışması var. Bunun bir tarafında AKP'in temsil ettiği muhafazakâr çizgi, diğer tarafında ise ulusalcı çizgi. Türban maalesef bu iktidar çatışmasında bir araç bir malzeme durumuna getirilmiş durumda. Biz AKP ve MHP'nin siyasal İslam temelli çizgisinin de, CHP'nin sahte laikçilik anlayışının da dışında olaya bakıyoruz. Tamamen inancın bir gereği olarak genç kızlarımızın mağduriyetine neden olan bir sorunun ortadan kaldırılması temelinde bir irade gösterdik. Türkiye'de türban etrafında çok ciddi kutuplaşma söz konusu. Toplum öyle bir duruma getirildi ki, laikler ve anti laikler, ilericiler, gericiler, muhafazakârlar, modernistler gibi ayrımın içine sokuldu. İlerde bu çatışmanın giderek toplumsal bir bölünme parçalanmaya yol açacağını düşünüyorum. Bizi hep bölücülükle suçlayanlar asıl bölünmeyi bu konu üzerinden geliştirmeler çalışıyorlar.

* MHP baştan beri AK Parti ile ittifak yaptı. MHP, AK Parti ile yaptığı bu uzlaşmanın altında nasıl bir mutabakat var?

AKP muhafazakar siyasetine MHP'yi de dahil ederek siyasetine otoriter bir öz kazandırmış oldu. Ayrıca Kürt sorununda orduyla uzlaşarak, sınır ötesi operasyonla siyasetine militarist bir özde katmış oldu. AKP, MHP ve ordu uzlaşmasında kesinlikle bir demokrasi çıkmaz. MHP bütün ideolojisini Kürt inkârı üzerine kurmuştur. Ordunun zaten yaklaşımını biliyoruz. Bütün amacı Kürt demokratik hareketini tasfiye etmektir. AKP'nin bunlarla uzlaşmasında kesinlikle zarar görecek olan demokrasi güçleri ve Kürt halkı olacaktır. Bu ittifaktan demokrasi beklemek son derece yanılgılı bir yaklaşım olur. Zaten AKP bu ittifakı ile Kürt sorunun demokratik çözüm şansını da kaybetmiştir. Çözümü çok istediği düşüncesinde değilim ama istese bile artık bu sorunu çözme şansını bu ittifak ile sonuna kadar kaybetmiştir.

* DTP de türban 'evet' dedi. DTP'nin bu tavrı AK Parti ve MHP'ye destek şeklinde algılandı. Siz bu ittifaka destek verdiğinizi düşünüyor musunuz?

Ben Meclis'teki konuşmamda çok net ifade ettim. Yaratılan kutuplaşma ya da bu bloklar toplum açısında tehlikeli. Her iki çizgisinde halklarımıza demokrasi adına getireceği hiç bir şey yok. Tam aksine toplumu kutuplaştıran, çatıştıran ve gerginliğe neden olan bir birleşme olduğunu söyledik. Sadece Kürtler açısından söylemiyorum, Türkiye toplumu iki seçenek kuşatması içine alındı. Biz orada, iki seçeneğin Türkiye'nin geleceği açısından çözüm olmadığını gördük ve üçüncü seçeneğin olduğunu ortaya koyduk. Biz üçüncü seçeneğin temsilcisi olarak kendimizi ifade ettik. Üçüncü seçenekte, uzun süredir toplumun gündemine sokmaya çalıştığımız Demokratik Cumhuriyet seçeneğidir. Demokratik Cumhuriyet seçeneği tüm bu iktidar ve rant çatışmalarını dışında toplumu esas alan ve tüm kimliklerin ve inançların bir arada yaşamasına dayalı barışçıl bir sistem. Halkımız çok iyi bilmeli ki, bize dayatılan iki seçenekte kesinlikle bir özgürlük seçenekleri değildir. AKP iktidarı geçmiş dönemde çok takiyeci bir siyaseti ile çeşitli kesimleri yanına alarak, özelikle Kürt Demokratik Hareketi'e karşı çok kirli ilişkiler içerisine girdi. Bazı işbirlikçi Kürtleri de yanına almaya çalıştı. Bu anlamda bazı liberal kesimleri de etkiledi.

* Siyasal İslam tehlikesinden öz ettiniz. CHP de buna karşı katı bir refleks gösteriyor. CHP'nin siyasi İslam tehlikesinde payı yok mu ?

Türkiye'de siyasal İslam adı altında özelikle ABD öncülüğünde bir proje hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bunu çok çeşitli emareleri var. Diyarbakır'da yüzlerce sivil toplum örgütü adı altında örgütlenen cemaatleri ve tarikatları başka nasıl izah edebiliriz? AKP özelikle Kürt Demokratik Siyasal Hareketi'nin önüne geçmek için, onun kazanımlarını, değerlerini ortadan kaldırmak için, bu tarikat ve cemaatleri kendisine dayanak yapmaya çalışarak örgütlemeye çalışıyor. Kürtler geçmişte Hizbullah gibi bir vahşeti yaşadı. Binlerce insanımızı bu vahşet sonucu kaybettik. Bu tehlike tekrar uygulanmaya konuluyor. Biraz yöntem değişikliği ile hayata geçiriliyor. Geçmişte fiziken öldürme üzerine bir yöntem uygulanıyordu. Şimdi ise zihnen bir öldürme bir kuşatma altına alma söz konusu. ABD Türkiye'yi bu anlamda ılımlı İslam modeli uygulayarak, Ortadoğu'da bir model oluşturmaya çalışıyor. Bu model son derece tehlikeli bir model. Eğer bu şekilde bir proje hayata geçirilse, asıl bölünme o zaman yaşanacak. Siz Kürt Demokratik Hareketi'nin önünü almak için, gladio tipi dini bir örgütlenmeler yaratmaya çalışırsanız yarın bu oluşumlar size de döner. İsrail geçmişte El- Fetih'e karşı Hamas'ı destekledi. Ama şu anda kendisi açısından en tehlike olarak Hamas'ı görüyor. Nakşicilik burada çok önemli. "Nakşicilik, bir devlet tarikatı haline getirildi" söylemimizin altında son derece somut verileri var. Nakşicilik sadece Türkiye'ye ye özgü bir durum değil. Uluslararası ayakları olan bir tarikatlaşma. Çok iyi biliyoruz ki, bir ayağı Suudi Arabistan'da, bir ayağı Suriye'de, bir ayağı Kuzey Irak'ta, diğer ayağı ise ABD'ye uzanıyor. Tarikatlaşmanın temel hedefi Türkiye'yi ılımlı bir İslam modeli çerçevesinde yönetmektir. Toplumu birçok kere buna karşı uyarmaya çalıştık. Sosyal demokrat, sol kimlikli bir parti olduğunu söyleyen CHP gibi bir partinin burada çok büyük günahının olduğunu düşünüyorum. Toplumun alternatifsiz kalmasında CHP siyasetinin büyük rolü var. CHP har zaman Atatürk'ün partisi olduğun ifade eder. Ama bana göre Atatürkçülüğe en büyük darbe CHP tarafından vurulmaktadır. Siyasal İslam karşısında demokratik cumhuriyet kazanımları tehlike altındadır. Hatta kaybedilmiştir. Artık bu tarikatlaşmalara giderek toplumun tüm kesimlerinden devleti ele geçirmeye kadar uzantıları vardır. Proje adım adım gerçekleştiriliyor.

* Başbakan Erdoğan'ın Almanya'da asimilasyona ve anadilin önemine ilişkin açıklamaları oldu. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP sınır ötesi operasyona izin veren bir partidir. AKP'den Kürtler adına bir çözüm beklemek çok yanılgılı bir durumdur. Maalesef AKP'nin şöyle bir özelliği var. Kendisini modernist ve liberal gibi gösteren bir parti. Ancak özde kesinlikle muhafazakar ve otoriter bir partidir. Siyasetinde takiyeyi çok iyi uygulayan ve çok yanıltıcı bir siyaset izleyen durumdadır. Bugün burada bir şeyler söyler, yarın gider başka bir yerde başka bir şey söyler. 20 milyonu aşkın bir halkın kendi dilini, kimliğini, kültürünü güvence altına alacak, bunun hukukunu oluşturacak iktidar gücü olarak bir adam atamadan, gidip Almanya'da asimilasyonun bir insanlık suçu olduğunu söylemek olsa olsa sahte siyasetin kendisi olur. İkiyüzlü bir siyasettir diyorum. Kürt halkının bu konuları çok iyi takip etmesi gerekiyor. Halkımız bu sahte kuşatmanın bir aktörü haline getirilmemeli diye düşünüyorum. Bizlerinde bu kuşatmaya karşı halkımızı korumamız gerektiğini düşünüyorum. AKP siyaseti Kürt sorununu, operasyonlara izin vererek orduya 'siz imha ile sonuç alın' diyor. Kendisi de yerel seçimlere endeksli olarak, Kürt halkının kazanımlarını ele geçirerek, siyasetten bir kuşatmayı gerçekleştirmeye çalışıyor. Kürt halkını işbirlikçi yaparak sistem içerisine çekme gibi amacı var. Bu mantalite içerisinde baktığımızda, Erdoğan'ın konuşmaları kendi partisini ideolijik ve politik yaklaşımı itibari ile tam uyuşan bir durumu ifade ediyor.

" İlkbaharda kara operasyonun gerçekleşeceğine dönük görüşler var. Sınıra yoğun olarak sevkiyatlar yapılıyor. Olası bir kara harekatı önümüzdeki süreç açısından nelere yol açar?

Başlatılacak kara operasyonu Türkiye'nin cehennem ortamına dönüştürülmesini ifade eder. Operasyonlardan sonra yaşamını kaybedecek her gencimizin vebalı AKP, MHP ve ordu ittifakına ait olacaktır. CHP faşizan düzeye varan çizgisiyle bu vebali taşıyan bir partidir. Kara operasyonu, Kürtlerin birlikte yaşama noktasındaki inancını zayıflatacaktır. Bu inancın kaybolmasına yol açacaktır. Böyle bir harekat sonrasında bölgede yeni dengeler ortaya çıkacaktır. Çok doğal olarak Kürtler yeni dengeler içerisinde kendilerini yeniden konumlandıracaktır. Pek çok dengenin işin içine girdiği bir ortamda, çözüm giderek zorlaşacaktır. Asıl bu operasyon Türkiye'yi bölecek ve parçalayacaktır. DTP olarak bu tehlikeli çözümün haklarımıza uygulanmasına karşı çıkmak durumundayız. Ordunun kendisi bile artık operasyonlarla bu sorunun çözülemeyeceğini ifade ediyor. Ama görüyoruz ki Erdoğan, kraldan daha fazla kralcı davranıyor. PKK de sorunun şiddetle çözümlenmeyeceğini ifade ediyor. O zaman yapılması gereken demokratik siyasetin ve barışçıl çözümün önünü açmak olmalıdır. Bu tehlikeli yola girilmeden, sorunun barışçıl demokratik yöntemlerle çözümü noktasında, aydınların Cumhurbaşkanı'na sundukları esaslarda gözetilerek sorunların operasyonla çözülmeyeceği bilinmelidir. Sosyal ve siyasal realitelerine ve Kürt halkının değerlerine saygılı çözümleri barış bir şekilde çözmenin yollarını arayalım. DTP olarak temel misyonumuzun bu çerçevede oynamak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Meclis'te grubu olan bir partiyiz. Bu konuda bizim açımızdan muhataplık olabilir, arabuluculuk olabilir, ya da ön açıcılık olabilir, bu sorun çözümü için her konuda yapılması gerekenler bizim tarafımızdan sonuna kadar yapılacaktır. Hepimiz biliyoruz ki, ordu ve PKK arasında gelişen bir çatışma var. Bu çatışmaları sona erdirmek bir defa bu realiteleri görmek ile mümkün. Hepimiz biliyoruz ki bu realiteleri görmeden bu sorunlar çözülmez.

* Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşen aydınlar, kendisine 'DTP'nin muhatap alınmasını' önerdi. DTP böyle bir misyonu üstlenmeye hazır mı ?

Evet. Kesinlikle bu misyonu üstlenme gücümüz var. Halk bize bu misyonu yükledi. 22 Temmuz'da DTP'ye verilen oyların diğer anlamı da bu misyonu yüklemektir. Halk sorunun demokratik çözümünü talep ettiği için bize bu misyonu yükledi. Bizleri birer aktör olarak Meclis'e gönderdi. Zaten AKP'ye giden Kürt oyları da bu sorunun demokratik zeminde çözümünü talep eden oylardı. DTP'yi dışlayarak bu sorunun çözümünü aramak bir çözüm getirmez. Çünkü Cumhuriyetle sorun yaşayan, Cumhuriyet ile hukukunu arayan bir kitlenin temsilciyiz. O nedenle DTP'siz bir çözüm sorunu ortadan kaldırmaz. Şuana kadar bu misyonun gereklerini getirememiş olabiliriz. Bizim böyle bir rolümüz var. Bizler bu rolü oynamak durumundayız.

* PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edildiği 15 Şubat tarihinde özelikle bölge illerinde ciddi gösteriler yapıldı. Cizre'de bir genç yaşamını yitirdi. Bu eylemlerle Kürtler nasıl bir mesaj vermek istedi?

Halkamızın son derece coşku ile Şırnak'a gerçekleştirdiği yürüyüş çok iyi okunması gerekiyor. Halk orada devlete çok ciddi mesajlar verdi. Öncelikle kendi mücadele ve değerlerine sonuna kadar sahip çıkacağını gösterdi. İkincisi de operasyonların ve tasfiye hareketlerinin çözüm olmadığını göstermiştir. 15 Şubat vesilesi ile gerçekleştirilen eylemlerde aslında Kürtlerin kendi kimliklerine, değerlerine sahip çıktığının göstergesidir. Kürtler değerleri ile bir çözüm talep ediyor. Sayın Abdullah Öcalan'ın 10 yıldır sorunun barışçıl çözüm noktasındaki iradesinin görülmemesi ve tecrit altına alınmasına ve sesinin kısılmasına karşı bir tepki ifade ediyor. Halk tarafından verilen bu mesajın bu iradenin dikkatle okunması gerektiğini düşünüyorum. Bunu okuması gereken de hükümettir. Cizre'de 15 yaşında bir çocuğun vahşice panzer altında ezilerek öldürülmesini kınıyorum. Yahya Menekşe ve onun gibi çocukların anısına barışı daha güçlü savunmak durumundayız. Barışı onlara armağan etmek durumundayız.

* Yerel seçimler ve bahsettiğimiz sorunların karşısında önümüzdeki dönem DTP'nin rotası ne olacak?

AKP Kürtlerin bütün demokratik kazanımlarına göz dikmiş durumda. Bunun için çok farklı ilişkilere gireceğini biliyoruz. Tarikatlar ve cemaatleri de bu eksende kullanmaya çalışıyor. Bunun karşısında halkımızın gerçekten büyük mücadele ile yarattığı değerlerini böyle bir partiye teslim etmeyeceğiz. Daha çok demokratik ve halkçı siyasetimizi geliştirerek halkımızı bu kuşatma cephesi içinde korumanın siyasetini hayata geçirmeye çalışacağız. Daha çok halkımızla buluşacağız. Bu samimiyetsizlikleri halkımızın önüne koycağız. Halkımızla bütünleşeceğiz. AKP asla şöyle bir yanılgıya kapılmasın. Bizler değil kazanımlarımızı AKP'ye teslim etmek, önümüzdeki dönem sürdüreceğimiz çalışmalarla kazanımlarımızı daha da yükseltmeyi hedefliyoruz. AKP bizim belediyelere gözünü dikeceğine, Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin bir takım stratejik kararlar almak durumunda. Geçmişte AKP'ye yönelim bizlerde kaynaklıydı. Bizler halkımızı bu kuşatmaya karşı koruyacak politikaları üretemedik. AKP'yi yeterince deşifre edecek politikalarda yetersiz kaldık. Ancak herkes AKP'nin gerçek yüzünü sınır ötesi operasyonlarla gördü.

(vp)

son 5 Haber
Seçenekler
Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

İlgili Bağlantılar