Feedback    Send News  
Languages
Sprache für das Interface auswählen

English French Deutsch Italian Kurdish Turkish

Menu Deutsch

Kurdishinfo Search


SHARE
Share |

Newroz 2011/ Zelte Losung

DTK Democratic Autonomy

TURKEY AND IRAN
GREIFEN ZIVILE GEBIETE AN

Waffenstilstand vorbei
Neue Phase hat begonnen

KCK Statement 5 points

Schluss mit der Isolation!

Abdullah Öcalan: Krieg und Frieden in Kurdistan.
 


Stoppt die Hinrichtungen in Iran

Schluss mit der Kriminalisierung

Kurdistan Report

Gusmao Mandela’nın izinden gitti
Geschrieben von DENIZ am Mittwoch, 11. April 2007
löjl
dünya Y.Ö.Politika-O, bir gerilla lideri. Silahlı ayaklanmanın bir önderi olarak işgalciler tarafından yakalandı ve ömür boyu hapse mahkum edildi. Ancak zamanı gelince, muhatap alınarak kendisiyle görüşmeler yapıldı; ev hapsine çıkarıldı ve sonra da serbest bırakıldı. O, daha o zamanlar köyüne yerleşip, sıradan bir hayat yaşamak istiyordu; ancak halkı bırakmadı, devlet başkanı oldu.
Bir zamanlar hapisteydi ve terörist muamelesi görüyordu. Tıpkı Nelson Mandela gibi. Ardından yaşananlar üzerine O’na ‘Uzak Doğu’nun Mandela’sı dendi. Gerçekten de onun izinden gidip, ikinci kez devlet başkanlığı koltuğunda oturmak istemedi. Şimdi iktidarı sessizce bir başka yoldaşına devretmeye hazırlanıyor. İşte Xanana Gusmao’nun öyküsü:

Portekiz’deki Karanfil Devrimi, sadece Portekiz halkını faşist Salazar rejiminden kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda Portekiz’in sömürgelerine de özgürlük getirdi. Diğer Portekiz sömürgelerinin aksine, önceden Doğu Timor’da zaman zaman yaşanan kimi küçük isyanlar haricinde, herhangi bir bağımsızlık hareketi bulunmamaktaydı. Ancak 1974 yılında üç siyasi hareket oluştu: 1. Endonezya ile birleşmeyi amaçlayan Timor Demokratik Birliği (UDT), 2. Bağımsızlığı savunan Timor Devrimci Cephesi (FRETILIN) ve 3. Endonezya ile entegrasyonu savunan Timor Demokratik Halk Birliği.

Portekiz, 1975 yılında söz konusu örgütlerle, bölgenin geleceği hakkında temaslarda bulundu. Seçimin tercihleri; bağımsızlık, Portekiz haricinde diğer bir devlet ile birleşme (ki pratikte Endonezya anlamına geliyordu) veya Portekiz ile işbirliği biçiminde olacaktı. Bu arada, yerel seçimler yapıldı. Ancak seçimlerin ardından UDT yönetime el koydu. Timor Devrimci Cephesi, karşı darbe yaptı. Bölgenin başkenti olan Dili, Timor Devrimci Cephe’nin eline geçti. Çatışmalara birçok siyasi grup katıldı.

Portekizli yetkililer bu grupların hiçbirisinin yanında yer almadığını açıkladı. Doğu Timor’da örgütler, bölgenin geleceğine yönelik birbirleriyle çelişen politikalarını savunmaya devam ederken, Portekiz, örgütlerle görüşmelerde bulunmak üzere girişimlere başladı. Ama durum, UDT’nin, Kasım 1975’te Doğu Timor’un Endonezya ile birleştiğini duyurması ve buna karşılık FRETILIN’in 28 Kasım 1975’te Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle daha karmaşık bir hal aldı.

Endonezya’nın işgali

Birleşmiş Milletler bu ilanların hiç birini, Doğu Timor’un kendi kaderini tayin etmesi olarak kabul etmedi. Birkaç gün sonra, 7 Aralık 1975’te, Endonezya ordusu, Doğu Timor’a girdi. Endonezya ordusu, adaya Doğu Timorlu FRETILIN karşıtlarının çağrısıyla geldiğini iddia ederken, bağımsızlık yanlısı bir gerilla hareketinin Endonezya sınırına yakın olan bu bölgede güçlenmesi, durumu bir tehdit olarak algılayan Endonezya yönetimini alarma geçirmişti.

Adayı işgal eden Endonezya ordusu, 1975-76 yıllarında FRETILIN’in düzenli birliklerini yendi. FRETILIN, Matebias Dağı’ndaki lojistik üslerini 1978 yılları sonlarına kadar korumasını bildi. Aralarında örgüt lideri Nicolau Lobato’nun da bulunduğu FRETILIN’in önemli kadro ve liderleri öldürülür ya da hapse atılırken, örgütün faaliyeti asla sıfırlanmadı. FRETILIN/FALINTIL’in Doğu Timor’un adım adım bağımsızlığa yürüdüğü 2000’li yılların başlarında yüzlerce gerillası bulunuyordu. Doğu Timor’un bağımsızlık yanlısı hareketinin silahlı kanadı olan FALINTIL, Xanana Gusmao tarafından yönetilmekteydi.

İlk işaret Nobel’le geldi

Doğu Timor halkı, yaşadıklarını ABD’de kurdukları bir dernek aracılığıyla önce Amerikalılara, sonra da tüm dünyaya anlatmaya başladılar. ABD’deki lobi faaliyeti, 1990’lı yıllara doğru reel sosyalizmin ardından ABD’nin yöneldiği ‘Yeni Dünya Düzeni’ anlayışı ve vazgeçtiği ‘Yeşil Kuşak’ projesi sayesinde yankı bulmaya başladı. Gelinen aşamada Endonezya’daki diktatörlüğün bu haliyle desteklenmesine gerek olmadığı gibi, büyük insanlık suçları işlenen Doğu Timor halkına yardımcı olmaya çalışmak gerekiyordu. Ülkede yaşanan dram, ABD’den Avrupa’ya kadar ulaştı ve 1996 yılında Nobel Barış Ödülü, Doğu Timor halkının iki mümtaz temsilcisine verildi. Endonezyalı yetkilileri çılgına çeviren bu yaklaşım, aslında sorunun dünya nezdinde çözülmek istenmesinin ayak sesleri anlamına geliyordu.

Timor’da barış anlaşması

Endonezya halkı, 1996 yılında ayaklanıp, ülkeyi 30 yıldır yönetmekte olan diktatör Suharto’yu devirince, Doğu Timor sorununun çözümü için de umutlar arttı. Suharto’nun yerine gecen yardımcısı Habibi, BM’den gelen baskılara dayanamadı ve barışçı bir çözüm bulunabilmesi için görüşmelerde bulunmak üzere, Endonezya ve Portekiz Dışişleri bakanları BM gözetiminde toplantı yaptığı günlerde, şiddet eylemlerini sona erdirecek bir barış anlaşması imzaladıklarını bildirdi.

Rahip Carlos Belo, anlaşmanın Gusmao tarafından Cakarta’da, Birlik Demokrasi ve Adalet Forumu yetkilisi Domingos Soares tarafından da Dili’de imzalandığını duyurdu. Doğu Timor’da savaşan tarafların eylemlerini sona erdiren bir anlaşma imzalamaları, BM’yi memnun ederken, kontraların halka saldırısı durmadı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, anlaşmadan memnuniyet duyduğunu ve anlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesinin BM’nin arabuluculuğunda, Doğu Timor sorununa barışçı çözüm bulmak amacıyla New York’ta yapılan görüşmelerin başarısı açısından ‘son derece önemli’ olduğunu söyledi.

BM’nin rolü

Ülkeyi geçici olarak yönetmekte olan BM, 2002 yılı Ocak ayına kadar oluşturulması beklenen hükümetin ilan edilmesiyle yönetimi, yeni hükümete devredip ülkeden ayrılacaktı. Ancak bu aşamaya 14 Nisan 2002 günü yapılan devlet başkanlığı seçimleri ardından 20 Mayıs 2002 günü ilan edilecek bağımsızlıkla ulaşılabilecekti. Daha çok geçim derdini çözmekle uğraşan Doğu Timor halkı, seçimlere ilgisiz gözüküyordu. O nedenle, BM tarafından yapılan nüfus sayımında kayıtlara geçirilen yaklaşık 800 bin kişiye seçimlerin önemi anlatılmaya çalışıldı. Halkta, 1975 yılında Portekiz’in sömürge yönetiminden kurtulduktan sonra yaşanan kısa bir deneyim ardından, Endonezya’nın ülkeyi işgalini hatırladıkları için büyük bir korku vardı. Ama bu korkuları, tarihlerinde ilk kez gerçekleşmedi.

Gusmao birleştirici

Xanana Gusmao’nun liderliğini yaptığı Maubere Direnişi Ulusal Konseyi (CNRM); 1987 sonlarında, yurtdışında ve Timor Demokratik Birliği’nde görev yapan FRETILIN delegasyonu arasındaki çekişmelere son vererek, Maubere (Doğu Timor) halkını birleştirip mücadeleye önderlik etmek amacıyla kurulan geniş tabanlı bir örgütlenme haline gelmesiyle oluştu. Jose Ramos Horta, 1989 yılında CNRM’nin yurtdışı özel temsilcisi olarak tayin edildi. CNRM’nin Gizli Direniş ve Sivil Cephe Sekreteri Pedro Nunes, 1 Haziran 1995’te yakalanarak öldürüldü.

Nisan 1998 sonunda Portekiz’de yapılan I. Doğu Timor Ulusal Kongresi’nde kurulan Timor Ulusal Direniş Konseyi; FRETILIN’in eski siyasi rakibi Timor Demokratik Birliği’yle birlikte, APODETI (Timor Demokratik Halk Birliği) ve KOTA’yı (Kalibun Oan Timor Aswean) da kapsayan yeni bir şemsiye örgütü niteliğindeydi. UDT (Timor Demokratik Birliği) lideri Joao Carrascalao, Xanana Gusmao’yu silahlı mücadelenin önderliğini yaptığı 20 yıl sonrasında, direnişin en büyük lideri olarak benimsediğini açıkladı. Jose Ramos Horta, Ulusal Konsey ve Yürütme Kurulu Başkan Yardımcılığı’na seçildi.

Halk gerilla liderini istiyor

Doğu Timor halkı, ezici bir çoğunlukla bağımsızlığına karar verdiği referandumun ikinci yıldönümü olan 30 Ağustos 2001’de, yeniden sandık başına gitti. Halkın gözünde Endonezya işgaline karşı direnişin sembolü olan FRETILIN cephesinin çoğunluğu kazanması beklenen seçimlere, toplam 13 parti katıldı. Seçim süreci birkaç aşamadan oluştu. 30 Ağustos günü sandık başına giden halk, 88 üyeli Anayasa Konseyi’ni seçti. Seçilen Anayasa Konseyi, 90 gün içinde hazırlayacağı anayasayı halkın oyuna sundu. Devlet Başkanı’nın ayrı mı yoksa parlamentonun kendi üyeleri arasından mı seçileceği, söz konusu anayasa taslağında alternatifler halinde yer aldı.

İki lider aynı yazgıda

Önce ömür boyu hapis cezası verilmişti gerilla lideri Gusmao’ya. Sonra da cezası 20 yıla indirildi. Barış süreci başlayınca da onun tek muhatap olduğu görüldü ve cezaevinden çıkarılıp ev hapsine alındı. Ve soruyorlar seçkin konuklarını ‘evinde’ ağırlarken gazeteciler Gusmao’ya; ‘Buradan çıktıktan sonra ne yapacaksınız?’ Jose Alexandro Gusmao ya da halkının onu bildiği ismiyle Xanana Gusmao, şöyle yanıtlıyor bu soruyu, her daim gülümseyen, insanın içini ısıtan, hep umut ve güven veren yüzüyle: ‘Ülkem bağımsızlığa kavuştuktan sonra benim hiçbir beklentim yok. Köyüme yerleşip, bir karış toprakta çiftçilik yapmak istiyorum.’

Okurlarımızın yakından tanıdığı bir liderin kadastro memurluğu yaptığı yıllarda, Gusmao da Portekiz sömürgesi olan ülkesinde memurluk yapıyordu. Her ikisi de memurluktan çabuk sıkılıp, siyasete atıldılar. Koşullar her ikisini de kısa bir süre sonra dağlara yönlendirdi. Yıllarca büyük acılar yaşandı. On binlerce insan yaşamını yitirdi, on binlercesi köyünden, yurdundan oldu. Uzak Doğu’nun en büyük ordusu, acımasız Suharto diktatörlüğünün ordusu yıllarca peşinden koştuğu Gusmao’yu sonunda tutsak aldı. Sonra, sonra... Ömür boyu hapis önce yirmi yıla indirildi. Sonra da ev hapsi. Bilahire bilinen barış süreci. Ardından özgürlük...

Halkı, Gusmao’ya köyüne yerleşip çiftçilik yapması için izin vermedi. O’nu başlarında görmek istediler. Çağırdılar, geldi. Cezaevinden çıkıp başkent Dili’ye geldiğinde, halkı onu coşkuyla bağrına bastı. İstediler, kurucu meclise girdi. Kurucu Meclis Başkanlığı yaptı. Birçok temel kanunla birlikte anayasayı yazdılar, tarih şahittir. Daha sonra yapılan seçimlere -yine halkının isteği üzerine- devlet başkanı adayı olarak girdi. 16 aday arasından, yüzde 80’i aşan bir oranla devlet başkanı seçildi. Bağımsız Doğu Timor’un seçilmiş Devlet Başkanı’dır artık O. Halk isterse, gerçekten isterse, bu görevden, bu onurdan kim kaçınabilir ki...


‘Terörist’likten başkanlığa

Jose Alejandro (Xanana) Gusmao, 1946 yılında doğdu. 1970’li yılların başında Portekiz yönetimi altında bir süre memurluk yaptı. 1974 yılında bağımsızlık yanlısı ‘Timor Sosyal Demokrasi Birliği’nde siyasi çalışmalarına başladı. 1975 yılında Portekiz’in adadan çekilmesiyle bağımsızlık ilan eden FRETILIN saflarına katıldı. 1979 yılında cephe örgütünün silahlı kanadının liderliğine kadar yükseldi. Yıllarca Endonezya ordu güçlerini ardından koşturdu.

Gerilla lideri Xanana Gusmao, 1992 yılında işgalci Endonezya devlet güçlerince yakalandı. Çıkarıldığı askeri mahkemede devlete karşı suç işlemekten ömür boyu hapse mahkum edildi. Daha sonra cezası 20 yıla indirilen Gusmao, 1999 yılı Şubat ayında Doğu Timor özerklik görüşmelerine katkıda bulunması için Endonezya’nın en sıkı korunan başkent Cakarta’daki Cipinang hapishanesinden alınarak, ev hapsine çıkarıldı.

Burada gerek Endonezyalı bakanları gerekse başta ABD’li olmak üzere kimi bakanları kabul eden Gusmao, gerektiğinde görüşmelere katılmak üzere evden ayrılıyordu. Bu dönemde Endonezya Adalet Bakanı Muladi, Gusmao’nun ilan edilecek bir genel aftan yararlandırılarak tamamen özgürlüğüne kavuşturulmasının, Doğu Timor barış sürecine katkıda bulunacağına inandığını söyledi. Tutulduğu ev hapsinde Gusmao’yu ziyaret edenler arasında Güney Afrikalı lider Nelson Mandela da vardı.

Doğu Timor halkının 30 Ağustos 1999 günü yapılan referandumda bağımsızlıktan yana oy kullanmasının ardından 8 Eylül günü serbest bırakılan Gusmao, ülkesine döndüğünde başkent Dili’de kahramanlara yaraşır bir şekilde karşılandı. Doğu Timor halkının büyük çoğunluğu Endonezya’dan ayrılmak için referandumda ‘evet’ oyu kullandı. Ülke yönetimini BM devraldı. 30 Ağustos 2001’de Kurucu Meclis seçimleri yapıldı.

Seçimlerde, mecliste çoğunluğu Gusmao’nun lideri olduğu FRETILIN Cephesi kazandı. Gusmao istek üzerine Meclis Başkanlığı görevini kabul etti. 14 Nisan 2002’de yapılan Devlet Başkanlığı seçimlerine 16 aday katıldı. Gusmao yüzde 80’i aşan bir oy oranıyla seçildi. Gusmao, tıpkı Mandela gibi ikinci bir dönem için devlet başkanlığına aday olmadı. Ve yine Güney Afrika’daki gibi ülkenin henüz çözülemeyen sorunlarını yerine gelecek yoldaşına bırakarak...

11.04.2007
die letzten 5 Artikel
Einstellungen
Artikel Bewertung
Ergebnis: 0
Stimmen: 0

Bitte nehmen Sie sich die Zeit und bewerten diesen Artikel:
Excellent
Sehr gut
Gut
Okay
Schlecht

Verwandte Links

Der meistgelesene Artikel zu dem Thema dünya: