Y.Ö.Politika-O, bir gerilla lideri. Silahlı ayaklanmanın bir önderi olarak işgalciler tarafından yakalandı ve ömür boyu hapse mahkum edildi. Ancak zamanı gelince, muhatap alınarak kendisiyle görüşmeler yapıldı; ev hapsine çıkarıldı ve sonra da serbest bırakıldı. O, daha o zamanlar köyüne yerleşip, sıradan bir hayat yaşamak istiyordu; ancak halkı bırakmadı, devlet başkanı oldu.
Bir zamanlar hapisteydi ve terörist muamelesi
görüyordu. Tıpkı Nelson Mandela gibi. Ardından
yaşananlar üzerine O’na ‘Uzak
Doğu’nun Mandela’sı dendi. Gerçekten de
onun izinden gidip, ikinci kez devlet başkanlığı koltuğunda oturmak
istemedi. Şimdi iktidarı sessizce bir başka yoldaşına devretmeye
hazırlanıyor. İşte Xanana Gusmao’nun
öyküsü:
Portekiz’deki Karanfil Devrimi, sadece Portekiz halkını
faşist Salazar rejiminden kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda
Portekiz’in sömürgelerine de
özgürlük getirdi. Diğer Portekiz
sömürgelerinin aksine, önceden Doğu
Timor’da zaman zaman yaşanan kimi
küçük isyanlar haricinde, herhangi bir
bağımsızlık hareketi bulunmamaktaydı. Ancak 1974 yılında
üç siyasi hareket oluştu: 1. Endonezya ile
birleşmeyi amaçlayan Timor Demokratik Birliği (UDT), 2.
Bağımsızlığı savunan Timor Devrimci Cephesi (FRETILIN) ve 3. Endonezya
ile entegrasyonu savunan Timor Demokratik Halk Birliği.
Portekiz, 1975 yılında söz konusu
örgütlerle, bölgenin geleceği hakkında
temaslarda bulundu. Seçimin tercihleri; bağımsızlık,
Portekiz haricinde diğer bir devlet ile birleşme (ki pratikte Endonezya
anlamına geliyordu) veya Portekiz ile işbirliği biçiminde
olacaktı. Bu arada, yerel seçimler yapıldı. Ancak
seçimlerin ardından UDT yönetime el koydu. Timor
Devrimci Cephesi, karşı darbe yaptı. Bölgenin başkenti olan
Dili, Timor Devrimci Cephe’nin eline geçti.
Çatışmalara birçok siyasi grup katıldı.
Portekizli yetkililer bu grupların hiçbirisinin yanında yer
almadığını açıkladı. Doğu Timor’da
örgütler, bölgenin geleceğine
yönelik birbirleriyle çelişen politikalarını
savunmaya devam ederken, Portekiz, örgütlerle
görüşmelerde bulunmak üzere girişimlere
başladı. Ama durum, UDT’nin, Kasım 1975’te Doğu
Timor’un Endonezya ile birleştiğini duyurması ve buna
karşılık FRETILIN’in 28 Kasım 1975’te Doğu Timor
Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle daha karmaşık bir
hal aldı.
Endonezya’nın işgali
Birleşmiş Milletler bu ilanların hiç birini, Doğu
Timor’un kendi kaderini tayin etmesi olarak kabul etmedi.
Birkaç gün sonra, 7 Aralık 1975’te,
Endonezya ordusu, Doğu Timor’a girdi. Endonezya ordusu, adaya
Doğu Timorlu FRETILIN karşıtlarının çağrısıyla geldiğini
iddia ederken, bağımsızlık yanlısı bir gerilla hareketinin Endonezya
sınırına yakın olan bu bölgede güçlenmesi,
durumu bir tehdit olarak algılayan Endonezya yönetimini alarma
geçirmişti.
Adayı işgal eden Endonezya ordusu, 1975-76 yıllarında
FRETILIN’in düzenli birliklerini yendi. FRETILIN,
Matebias Dağı’ndaki lojistik üslerini 1978 yılları
sonlarına kadar korumasını bildi. Aralarında örgüt
lideri Nicolau Lobato’nun da bulunduğu FRETILIN’in
önemli kadro ve liderleri
öldürülür ya da hapse atılırken,
örgütün faaliyeti asla sıfırlanmadı.
FRETILIN/FALINTIL’in Doğu Timor’un adım adım
bağımsızlığa yürüdüğü
2000’li yılların başlarında yüzlerce gerillası
bulunuyordu. Doğu Timor’un bağımsızlık yanlısı hareketinin
silahlı kanadı olan FALINTIL, Xanana Gusmao tarafından
yönetilmekteydi.
İlk işaret Nobel’le geldi
Doğu Timor halkı, yaşadıklarını ABD’de kurdukları bir dernek
aracılığıyla önce Amerikalılara, sonra da tüm
dünyaya anlatmaya başladılar. ABD’deki lobi
faaliyeti, 1990’lı yıllara doğru reel sosyalizmin ardından
ABD’nin yöneldiği ‘Yeni Dünya
Düzeni’ anlayışı ve vazgeçtiği
‘Yeşil Kuşak’ projesi sayesinde yankı bulmaya
başladı. Gelinen aşamada Endonezya’daki
diktatörlüğün bu haliyle desteklenmesine
gerek olmadığı gibi, büyük insanlık
suçları işlenen Doğu Timor halkına yardımcı olmaya
çalışmak gerekiyordu. Ülkede yaşanan dram,
ABD’den Avrupa’ya kadar ulaştı ve 1996 yılında
Nobel Barış Ödülü, Doğu Timor halkının iki
mümtaz temsilcisine verildi. Endonezyalı yetkilileri
çılgına çeviren bu yaklaşım, aslında sorunun
dünya nezdinde çözülmek
istenmesinin ayak sesleri anlamına geliyordu.
Timor’da barış anlaşması
Endonezya halkı, 1996 yılında ayaklanıp, ülkeyi 30 yıldır
yönetmekte olan diktatör Suharto’yu
devirince, Doğu Timor sorununun
çözümü için de umutlar
arttı. Suharto’nun yerine gecen yardımcısı Habibi,
BM’den gelen baskılara dayanamadı ve barışçı bir
çözüm bulunabilmesi için
görüşmelerde bulunmak üzere, Endonezya ve
Portekiz Dışişleri bakanları BM gözetiminde toplantı yaptığı
günlerde, şiddet eylemlerini sona erdirecek bir barış
anlaşması imzaladıklarını bildirdi.
Rahip Carlos Belo, anlaşmanın Gusmao tarafından Cakarta’da,
Birlik Demokrasi ve Adalet Forumu yetkilisi Domingos Soares tarafından
da Dili’de imzalandığını duyurdu. Doğu Timor’da
savaşan tarafların eylemlerini sona erdiren bir anlaşma imzalamaları,
BM’yi memnun ederken, kontraların halka saldırısı durmadı. BM
Genel Sekreteri Kofi Annan, anlaşmadan memnuniyet duyduğunu ve
anlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesinin BM’nin
arabuluculuğunda, Doğu Timor sorununa barışçı
çözüm bulmak amacıyla New
York’ta yapılan görüşmelerin başarısı
açısından ‘son derece önemli’
olduğunu söyledi.
BM’nin rolü
Ülkeyi geçici olarak yönetmekte olan BM,
2002 yılı Ocak ayına kadar oluşturulması beklenen
hükümetin ilan edilmesiyle yönetimi, yeni
hükümete devredip ülkeden ayrılacaktı. Ancak
bu aşamaya 14 Nisan 2002 günü yapılan devlet
başkanlığı seçimleri ardından 20 Mayıs 2002
günü ilan edilecek bağımsızlıkla ulaşılabilecekti.
Daha çok geçim derdini
çözmekle uğraşan Doğu Timor halkı,
seçimlere ilgisiz gözüküyordu. O
nedenle, BM tarafından yapılan nüfus sayımında kayıtlara
geçirilen yaklaşık 800 bin kişiye seçimlerin
önemi anlatılmaya çalışıldı. Halkta, 1975 yılında
Portekiz’in sömürge yönetiminden
kurtulduktan sonra yaşanan kısa bir deneyim ardından,
Endonezya’nın ülkeyi işgalini hatırladıkları
için büyük bir korku vardı. Ama bu
korkuları, tarihlerinde ilk kez gerçekleşmedi.
Gusmao birleştirici
Xanana Gusmao’nun liderliğini yaptığı Maubere Direnişi Ulusal
Konseyi (CNRM); 1987 sonlarında, yurtdışında ve Timor Demokratik
Birliği’nde görev yapan FRETILIN delegasyonu
arasındaki çekişmelere son vererek, Maubere (Doğu Timor)
halkını birleştirip mücadeleye önderlik etmek
amacıyla kurulan geniş tabanlı bir örgütlenme haline
gelmesiyle oluştu. Jose Ramos Horta, 1989 yılında CNRM’nin
yurtdışı özel temsilcisi olarak tayin edildi.
CNRM’nin Gizli Direniş ve Sivil Cephe Sekreteri Pedro Nunes,
1 Haziran 1995’te yakalanarak
öldürüldü.
Nisan 1998 sonunda Portekiz’de yapılan I. Doğu Timor Ulusal
Kongresi’nde kurulan Timor Ulusal Direniş Konseyi;
FRETILIN’in eski siyasi rakibi Timor Demokratik
Birliği’yle birlikte, APODETI (Timor Demokratik Halk Birliği)
ve KOTA’yı (Kalibun Oan Timor Aswean) da kapsayan yeni bir
şemsiye örgütü niteliğindeydi. UDT (Timor
Demokratik Birliği) lideri Joao Carrascalao, Xanana Gusmao’yu
silahlı mücadelenin önderliğini yaptığı 20 yıl
sonrasında, direnişin en büyük lideri olarak
benimsediğini açıkladı. Jose Ramos Horta, Ulusal Konsey ve
Yürütme Kurulu Başkan Yardımcılığı’na
seçildi.
Halk gerilla liderini istiyor
Doğu Timor halkı, ezici bir çoğunlukla bağımsızlığına karar
verdiği referandumun ikinci yıldönümü olan
30 Ağustos 2001’de, yeniden sandık başına gitti. Halkın
gözünde Endonezya işgaline karşı direnişin
sembolü olan FRETILIN cephesinin çoğunluğu
kazanması beklenen seçimlere, toplam 13 parti katıldı.
Seçim süreci birkaç aşamadan oluştu. 30
Ağustos günü sandık başına giden halk, 88
üyeli Anayasa Konseyi’ni seçti.
Seçilen Anayasa Konseyi, 90 gün içinde
hazırlayacağı anayasayı halkın oyuna sundu. Devlet
Başkanı’nın ayrı mı yoksa parlamentonun kendi
üyeleri arasından mı seçileceği, söz
konusu anayasa taslağında alternatifler halinde yer aldı.
İki lider aynı yazgıda
Önce ömür boyu hapis cezası verilmişti
gerilla lideri Gusmao’ya. Sonra da cezası 20 yıla indirildi.
Barış süreci başlayınca da onun tek muhatap olduğu
görüldü ve cezaevinden çıkarılıp
ev hapsine alındı. Ve soruyorlar seçkin konuklarını
‘evinde’ ağırlarken gazeteciler
Gusmao’ya; ‘Buradan çıktıktan sonra ne
yapacaksınız?’ Jose Alexandro Gusmao ya da halkının onu
bildiği ismiyle Xanana Gusmao, şöyle yanıtlıyor bu soruyu, her
daim gülümseyen, insanın içini ısıtan, hep
umut ve güven veren yüzüyle:
‘Ülkem bağımsızlığa kavuştuktan sonra benim
hiçbir beklentim yok. Köyüme yerleşip, bir
karış toprakta çiftçilik yapmak
istiyorum.’
Okurlarımızın yakından tanıdığı bir liderin kadastro memurluğu yaptığı
yıllarda, Gusmao da Portekiz sömürgesi olan
ülkesinde memurluk yapıyordu. Her ikisi de memurluktan
çabuk sıkılıp, siyasete atıldılar. Koşullar her ikisini de
kısa bir süre sonra dağlara yönlendirdi. Yıllarca
büyük acılar yaşandı. On binlerce insan yaşamını
yitirdi, on binlercesi köyünden, yurdundan oldu. Uzak
Doğu’nun en büyük ordusu, acımasız Suharto
diktatörlüğünün ordusu yıllarca
peşinden koştuğu Gusmao’yu sonunda tutsak aldı. Sonra,
sonra... Ömür boyu hapis önce yirmi yıla
indirildi. Sonra da ev hapsi. Bilahire bilinen barış süreci.
Ardından özgürlük...
Halkı, Gusmao’ya köyüne yerleşip
çiftçilik yapması için izin vermedi.
O’nu başlarında görmek istediler.
Çağırdılar, geldi. Cezaevinden çıkıp başkent
Dili’ye geldiğinde, halkı onu coşkuyla bağrına bastı.
İstediler, kurucu meclise girdi. Kurucu Meclis Başkanlığı yaptı.
Birçok temel kanunla birlikte anayasayı yazdılar, tarih
şahittir. Daha sonra yapılan seçimlere -yine halkının isteği
üzerine- devlet başkanı adayı olarak girdi. 16 aday arasından,
yüzde 80’i aşan bir oranla devlet başkanı
seçildi. Bağımsız Doğu Timor’un
seçilmiş Devlet Başkanı’dır artık O. Halk isterse,
gerçekten isterse, bu görevden, bu onurdan kim
kaçınabilir ki...
‘Terörist’likten başkanlığa
Jose Alejandro (Xanana) Gusmao, 1946 yılında doğdu.
1970’li yılların başında Portekiz yönetimi altında
bir süre memurluk yaptı. 1974 yılında bağımsızlık yanlısı
‘Timor Sosyal Demokrasi Birliği’nde siyasi
çalışmalarına başladı. 1975 yılında Portekiz’in
adadan çekilmesiyle bağımsızlık ilan eden FRETILIN saflarına
katıldı. 1979 yılında cephe
örgütünün silahlı kanadının
liderliğine kadar yükseldi. Yıllarca Endonezya ordu
güçlerini ardından koşturdu.
Gerilla lideri Xanana Gusmao, 1992 yılında işgalci Endonezya devlet
güçlerince yakalandı. Çıkarıldığı askeri
mahkemede devlete karşı suç işlemekten
ömür boyu hapse mahkum edildi. Daha sonra cezası 20
yıla indirilen Gusmao, 1999 yılı Şubat ayında Doğu Timor
özerklik görüşmelerine katkıda bulunması
için Endonezya’nın en sıkı korunan başkent
Cakarta’daki Cipinang hapishanesinden alınarak, ev hapsine
çıkarıldı.
Burada gerek Endonezyalı bakanları gerekse başta ABD’li olmak
üzere kimi bakanları kabul eden Gusmao, gerektiğinde
görüşmelere katılmak üzere evden
ayrılıyordu. Bu dönemde Endonezya Adalet Bakanı Muladi,
Gusmao’nun ilan edilecek bir genel aftan yararlandırılarak
tamamen özgürlüğüne
kavuşturulmasının, Doğu Timor barış sürecine katkıda
bulunacağına inandığını söyledi. Tutulduğu ev hapsinde
Gusmao’yu ziyaret edenler arasında Güney Afrikalı
lider Nelson Mandela da vardı.
Doğu Timor halkının 30 Ağustos 1999 günü yapılan
referandumda bağımsızlıktan yana oy kullanmasının ardından 8
Eylül günü serbest bırakılan Gusmao,
ülkesine döndüğünde başkent
Dili’de kahramanlara yaraşır bir şekilde karşılandı. Doğu
Timor halkının büyük çoğunluğu
Endonezya’dan ayrılmak için referandumda
‘evet’ oyu kullandı. Ülke
yönetimini BM devraldı. 30 Ağustos 2001’de Kurucu
Meclis seçimleri yapıldı.
Seçimlerde, mecliste çoğunluğu
Gusmao’nun lideri olduğu FRETILIN Cephesi kazandı. Gusmao
istek üzerine Meclis Başkanlığı görevini kabul etti.
14 Nisan 2002’de yapılan Devlet Başkanlığı
seçimlerine 16 aday katıldı. Gusmao yüzde
80’i aşan bir oy oranıyla seçildi. Gusmao, tıpkı
Mandela gibi ikinci bir dönem için devlet
başkanlığına aday olmadı. Ve yine Güney Afrika’daki
gibi ülkenin henüz
çözülemeyen sorunlarını yerine gelecek
yoldaşına bırakarak...
11.04.2007