Feedback    Send News  
Languages
Sprache für das Interface auswählen

English French Deutsch Italian Kurdish Turkish

Menu Deutsch

Kurdishinfo Search


SHARE
Share |

Newroz 2011/ Zelte Losung

DTK Democratic Autonomy

TURKEY AND IRAN
GREIFEN ZIVILE GEBIETE AN

Waffenstilstand vorbei
Neue Phase hat begonnen

KCK Statement 5 points

Schluss mit der Isolation!

Abdullah Öcalan: Krieg und Frieden in Kurdistan.
 


Stoppt die Hinrichtungen in Iran

Schluss mit der Kriminalisierung

Kurdistan Report

KCK’nin dış ilişkiler komitesi Kara operayonunu degerlendirdi
Geschrieben von admin am Freitag, 07. März 2008
löjl
özel dosyalar Kurdish Info 07.03.2008 Türk devleti ABD’nin siyasi, askeri ve istihbarat desteği ve hem bölgesel hemde uluslararası güçlerinde onayıyla gerilla güçlerine karşı 16 Aralık’ta havadan, 21 Şubat’ta ise Behdinan alanına 8 gün süren kara operasyonuna iliskin kafalarda olusan soru isaretlerine Roj Welat degerlendirdi. Roportaji oldugu gibi yayinliyoruz.
Kara operasyonu beklenenden çok daha kısa sürdü. Erkenden geri çekilmenin nedenlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sorunuza cevap verebilmek için hem geçmiş hemde yakın tarihi irdelememiz gerekir. Örgütümüz ve halk açısından olduğu kadar, bölgemizde yaşanan gelişmelerle bağlantılı olarak bunu bir bütün olarak değerlendirmek lazım. Buradan yola çıkarak daha anlaşır kılınabilir.

Kısaca izah edecek olursak, bildiğiniz gibi, 1 Eylül 2006 yılında, gerek Türkiye’deki bazı demokrat çevrelerin, gerekse Güney Kürdistan bölge hükümetinin, Irak’taki kimi yetkililerin ve Uluslararası bir takım güçlerin girişimleri sonucu örgütümüz tarafından 5. kez tek taraflı bir ateşkes ilan edildi. Bu süreç bir yıl kadar sürdürürdü. Bununla hem örgüt hem de halk olarak Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini dile getirdik. Bu arada halkımız tarafında birçok yürüyüşler ve açıklamalar yapıldı. Karşı taraf ise buna cevaben halkımıza, örgütümüze ve gerilla güçlerimiz üzerindeki saldırılarını boyutlandırarak sürekli imha ve inkâr yaklaşımlarından ısrar etti. Böylelikle süreç boyutlanarak devam etti ve 17 Ekim 2007 tarihinde Türk parlamentosu sınır ötesi operasyon için tezkere kararı çıkartı. Tüm bu savaş kışkırtıcılığına rağmen, örgütümüz, 1 Aralık 2008 tarihinde sorunun barışçıl yöntemlerle çözümü amacıyla 7 maddelik bir deklarasyon yayımladı. Ardından 16 Aralık 2007 de yayınlanan deklârasyona karşı, Medya savunma alanlarına yönelik havadan yoğun bombardıman geliştirildi. Deklarasyona verdikleri karşılık hava saldırısıydı. Gerek Hükümetin, gerekse Genel Kurmay tarafından yapılan açıklamalara da dayanarak bundan çıkarılacak mesaj gerilla güçlerine teslimiyet dayatılmaktaydılar. Yani “Kürt sorunu ancak ve ancak imha ve inkar politikalarıyla çözüm bulabilir” denilmekteydi.

Böylelikle 21 Şubat 2008 tarihinde de gerillayı tümden imha amacıyla, Behdinan alanında kara operasyonu başlatılmış oldu. Bu operasyonlar parça parça askeri, siyasi olarak sürece yayılma amacını taşıyordu. Özellikle ABD Dış işleri Bakanlığında belirlenen ve eski statükoya dayanan imha ve inkar siyaseti yanında, İsrail devletinin de teknolojik desteğini de arkasına alarak kara operasyonu geliştirildi. Kara operasyonu sürecinde yoğun bir psikolojik savaş yürütüldü. Özellikle halkımıza, Ortadoğu halklarına yönelik yürütülen bir psikolojik savaştı. Türk medyası burada denilebilir ki birinci derecede rol oynadı.

Türk ordusu tarafından 8 gün süren kara operasyonu sürecinde hiç beklemedikleri düzeyde gerilla güçlerimizin direnişiyle karşı karşıya kaldı ve operasyon boşa çıkarıldı. Sekiz günlük savaş sonucunda HPG Anakarargah Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada 9 şehidimizin ve10 kadar da yaralımızın olduğu belirtildi.

Türk ordusunun ise gözle görülen 102 ancak bu süreçte 130’u aşan kayıpları ve bir o kadar da yaralıları söz konusu. Bunların içerisinde donarak ölenler var. Yine, karadan yapılan operasyona destek amaçlı helikopter, uçak gibi yoğun hava saldırıları, top ve obüs atışlarıyla yapılan bombardımanlar desteğinde gerçekleştirilen bir kara harekatıydı. Basite almamak gerekir. Türk ordusu ve Medyası, on bin kadar asker ve üç bin kadar Özel Kuvvet gücünün kullanıldığını açıklasa da, kanaatimce bu bölgede sınır hattı dahil yaklaşık 30 ile 50 bin arası personelin bu operasyonda yer aldığıdır. Fakat gerillanın kahramanca direnişi ilk saldırıları kırdı. Türk Ordusunu savaşın 3. gününden sonra büyük bir çıkmaza soktu. O dönem HPG Anakarargah Komutanlığının açıklamasında, düşmanın geliştirdiği saldırının kırıldığı, askerin çıkmaza girdiği, önümüzdeki günlerde gerilla tarafından bir süpürme hareketine girişileceği belirtmişlerdi. Sonuçta öyle de oldu. Bu direniş halkımıza büyük bir moral kaynağı oldu. Halkımızın her zaman olduğu gibi kendi evlatlarına, kahraman gerillalarına sahiplenmesi çok önemli ve büyük bir destek oldu.

Amed başta olmak üzere birçok alanda büyük serhıldanlar yaşandı. Gerilla güçlerimiz bu direnişi sergilerken, Güney Kürdistan’da da Amediye ve Bamerni’de  Türk ordusuna ait üslerde bulunan tankların çatışma bölgelerine geçmek isterken,  halkımızın kadın, çocuk, yaşlı ve gençlerle operasyonun birinci ve üçüncü günlerde olmak üzere iki defa bu tankların önüne geçerek geçişlerine engel oldular. Amediye’ki halkımızın bu tavrı ulusal birlik ruhunun gelişmesi anlamında büyük bir anlama sahiptir. Hewler’de Süleymaniye’de, yani Kürdistan’ın dört parçasında, yurt dışında bulunan halkımız gerillaya ve ulusal demokratik haklarına sahiplenme temelinde büyük bir duruş sergilediler.

Gelenin aşamada, hem ulusal hem de bölgesel anlamda Kürtler için yeni sürecin başladığı anlamına gelmektedir.

Neden operasyon erkenden geri çekildi?

Operasyonun kısa ve uzun sürmesinde gerillanın hazırlığı ve direnişi belirleyici oldu. Güçlü bir direniş gösterilmemiş olsaydı, daha uzun sürecekti. Şunun iyi bilinmesi gerekir, Türk ordusu ile gerilla güçleri arasında ciddi farklılıklar söz konusudur. Asker başa bu savaşta gönüllü değildir. Amaçsız, verilen savaşa fazla anlam biçmeyen ve çoğunluğunun da anlamsız bulduğu ve zorunlu geldikleri bir savaştır. Bu durumda ki bir askerin kaygı ve korkuları büyük olur. Savaş kaygı ve korkularla yürütülmez. Oysaki gerilla gücü başta bu savaşta gönüllüdür. Savaşın neye ve kimlere hizmet edeceğin iyi biliyor. İnsanca ve onurlu bir yaşam için kendisine bırakılan tek seçenektir. Bu savaşı kazanamazsa halkı ve ülkesiyle birlikte her şeyini kaybedecektir. Gerilla tüm gücünü amacının büyüklüğünden almaktadır. Onun için inancı, moral üstünlüğü, ideolojik, politik ve askeri teknik donanım anlamındaki hazırlığı tamdı. Esas olarak gerillanın direnişini yaratan bu temel değerlerdir.

 Türk ordusu ve medyası farklı dillendirse de, yaşanan gerçeklikler farklıydı. Gerillanın direnişinin elde ettiği askeri sonuçlar yanında, siyasi alanda Kürtlerin ulusal birliğine büyük katkıları oldu. Yaşanan gelişmeleri gören uluslararası ve bölgesel güçler, Türk ordusunun bir an önce Irak topraklarından çekilmesini talep ettiler. Aslında savaş ilk gününde ortaya çıkan sonuç, bir anlamda savaşın sonucunu da belirlemekteydi.

Yine Kürt halkının topyekûn Serhıldana kalkması, hem ulusal arası güçleri hem de yerel güçleri telaşlandırdı. Operasyonun sürmesi halinde ordunun daha fazla bataklığa saplanacağını ve yenilgiye uğrayacağını, dolayısıyla gerillanın bu direnişi karşısında hem Türk Devleti hemde kendileri açısından hesaplanmayan siyasi ve askeri sonuçları doğuracağını gördükleri için geri adım attılar. Çünkü hem istihbari hem de askeri teknik destek sağlayan kendileriydi. Gerillanın ve Kürt halkının bir bütün direnişi, geri çekilmenin ana sebebi olmuştur. Yoksa Kürtleri çok sevdiklerinden, Irak topraklarını savunduklarından değildir.

Bilindiği gibi, ABD savunma bakanlığı bir veya iki hafta içerisinde askerin geri çekilmesi gerektiğini belirttiğinde, Erdoğan ve Genel Kurmaylık biz istediğimiz zaman çekiliriz. Ancak, vaziyeti gören Bush hemen çekilmeleri gerektiğini istedi.

Bir sürü yalan propagandalar geliştirdiler. Türk basını ve ordusu kendi halkına ve uluslar arası kamuoyuna vermiş olduğu dezenformasyona o kadar inanmışlardı ki, sonunda gelişmeler tersine işleyince kamuoyu şoka girdi. Bu savaşın yarattığı sonuçlar, neden ve niçinler ileride daha net bir şekilde açığa çıkacaktır.

 Ortaya çıkan sonuç, hem halkımız hem de gerillamızın tarihi bir kazanımı elde etmesidir. Tabi ki şöyle yaklaşılmaması lazım; Artık Kürt sorunu çözülecektir. ABD’nin belirttiği; Kürt sorununun Siyasi ve Ekonomik olarak da çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiği belirlemelerin yanılgısına girilmemesi gerekir.

 Bizim prensip ve stratejik olarak yaklaşımımız, bu türden beklentilere ve rehavete kapılmamak olacaktır. Elbette biz her zaman sorunun demokratik, barışçıl ve diyalog yöntemleriyle çözümünden yanayız.  Bu halklar açısından olması gereken en doğru yaklaşımdır. İnsanların ölmesini istemediğimiz gibi, şiddettin sorunları çözmediğini, hem insanlık tarihi boyunca, hem de mücadele tarihimiz açısından bu net bir şekilde açığa çıkmıştır. Biz genel olarak, Kürt sorununun çözüm süreci içerisinde olduğunu defalarca belirtmiştik. Şu an böylesi bir süreci yaşıyoruz. Kürt halkı olarak ideolojik, politik ve örgütsel olarak gelişimini sürdürmeli ve kazanımlarını korumalıdır. Bir taraftan bunları yaparken, düşmanda kendine göre hazırlıklarını sürdürecektir. Bizim tanıdığımız Türk Devleti imha ve inkar politikalarından kolay kolay vaaz geçmeyecek ve bu politikalarından ısrar edecektir. Şimdiye kadar herhangi somut bir adım atılmamıştır.

Yani savaş ve barış iç içe sürecek, operasyonlar devam edecektir. Elbette bizimde direnişimiz sürecektir. Önümüzdeki süreçte, zaman zaman savaş, zaman zaman barış veya diyalog mücadelesi ön plana çıkabilir. Giderek bunlar derinleşebilir. Burada savaş mı, yoksa barış mı etkin olur ileriki süreçte daha da belirginlik kazanacaktır. T.C’nin imha ve inkar siyasetini terk ettiği ve somut adımlar atıldığı oranda, barış ve demokrasi süreci hız kazanacaktır. Bu durumu da Kürt halkının direnişi belirleyecektir. Kısacası bizim direnişimiz yaşanacak gelişmeleri belirleyecektir.

Önümüzdeki süreçte Medya savunma alanlarına yönelik tekrardan benzeri veya ne tür saldırlar bekliyorsunuz?

Eldeki tüm veriler, Türk devleti ve ordusunun topyekûn bir savaşa hazırlanmış durumda olduğunu gösteriyor. Yine uluslar arası güçlerle yapılan ittifaklar var. Bu ittifaklar Türk devletinden çok, uluslar arası güçlerin amaçlarına hizmet eden ittifaklardır. Kürtlerin bu temelde bir kez daha kullanılma istemleri var. Uluslar arası güçler, Kürtler açısından inkar ve imha statükosunu sürdürmek istiyorlar. Kürt sorununu çözme amacıyla somut her hangi bir adım atılmış değil. Böyle bir stratejiye sahip değiller. Eldeki veriler bunu gösteriyor. Tüm bu verilerden yola çıkarak şunu belirtiyoruz; Kürtler halen eskisi gibi bir maşa olarak kullanılmak isteniyor. Bence hem Kürt halkı olarak, hem de bölge halkının bunu çok iyi anlaması gerekir. Halklar birbirine kırdırılmak isteniyor. Sürdürülen politikalar bu durumu açıkça ortaya koyuyor. İngilizlerin, Böl parçala yönet siyaseti bir defa daha gündemdedir.

Anlaşılması gereken, bu operasyonların devam edeceğidir. Bu süreçte yapılan operasyonlar üç aşamada geliştirilmeye çalışıldı. Görünen odur ki, gelecekte de bu operasyonlar üç aşamada gerçekleştirilecek.

Birinci aşama, 16 Aralık 2007 tarihinde daha çok uçaklarla hava bombardımanı, top, obüs saldırılarıyla yapıldı. Ardından ikinci aşama olarak, yine hava saldırıları ve savaş helikopterleri desteğiyle gerçekleştirilen bir kara harekatı söz konusuydu. Bu kara harekatının hava saldırılarıyla Medya Savunma alanlarına yönelik sürdürüleceğini düşünüyorum. Sonbahara kadar kendi içerisinde aşamalı olarak iç içe hava ve kara harekatı biçiminde parça parça Medya savunma alanlarına yönelik bu operasyonlar sürdürülecektir.

Tabi burada yine operasyonlar içerisinde büyük güçlerin kullanılabileceği gibi, nokta operasyonları da geliştirilebilir. Kendilerince küçük hareketli ve etkili birimler şeklinde saldırılarda gerçekleştirilebilirler. Bu anlamda birçok yol ve yöntem kullanılacaktır. Özellikle örgüt içerisinde üst düzeydeki arkadaşlara yönelik suikast girişimleri de geçmişte denenmek istendiği gibi fırsat bulurlarsa tekrar deneyeceklerdir. Nokta operasyonları biçiminde de olabilir. Şunu iyi anlamak lazım, düşman askeri anlamda bütün örgütlü güçleriyle, örgütlü güçlerimize karşı birçok yol ve yöntemi iç içe uzun bir sürece yayarak geliştirmeye çalışacaktır.

Bundaki amaç;  halkımızın gelişen örgütlülüğünü kırmak, sindirmek ve gücünü halkından alan, halkında gücünü gerilladan alan duruşunu yenilgiye uğratmaktır. Bizim bu yönlü ideolojik, politik, askeri, moral anlamında hazırlıklarımız uzun bir süredir vardır.

Bence bizler iyi bir barış istiyorsak, iyi bir savaş verebilmeliyiz ve daha güçlü bir direniş sergileyebilmeliyiz. Onun içinde halkımızı topyekûn bir direnişe, topyekûn bir seferberliğe çağırıyorum. Bu olmadan özgürlük olmak mümkün değildir diyorum ve her zamankinden daha fazla özgürlük yakınımızdadır.  
die letzten 5 Artikel
Einstellungen
Artikel Bewertung
Ergebnis: 0
Stimmen: 0

Bitte nehmen Sie sich die Zeit und bewerten diesen Artikel:
Excellent
Sehr gut
Gut
Okay
Schlecht

Verwandte Links

Der meistgelesene Artikel zu dem Thema özel dosyalar: