Sayın Orhan Doğan 24 Şubat 2005 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan
röportajında "Türkiye'de Kürt sorununun federatif bir yöntemle çözülmesinin mümkün olmadığı kanısındayım" diyor. Buna gerekçe olarakta Türkler ve Kürtler, federal yapıya sahip olan diğer ülkelerdeki gibi değiller, çok iç içe geçmişler, Kürtler ve Türkleri farklı bir coğrafyada yaşatacak demografik bir yapının olmadığı savını ileri sürüyor.
Birinci olarak politikada mutlak diye bir şey yoktur. Resmi ideolojiler bile kendilerini çağın koşullarına uydurmak zorunda kalıyorlar. Federal sistemi enine boyuna tartışmadan reddetmek katı doğmatizmdir. İkinci olarak Türkler ile Kürtleri farklı bir coğrafyada yaşatan demografik yapı her zaman vardı. Selçuklular Malazgirt savaşı ile Anadolu'ya ayak bastıklarında Kürdistan bölgesine değil Anadolu'nun içlerine yerleşerek imparatorluklarını kurdular. Her iki ulus ayrı coğrafyada yaşadılar. Bu İskan Kanunu'nun çıkışına kadar böyle devam etti. 1925-1938 yılları arasındaki "Milli Kurtuluş" hareketleri nedeniyle ülkesinden sürgün edilen Kürdistanlıların büyük coğunluğu daha sonraları çıkarılan af yasaları, İskan Kanunlarının ilgası ile yurtlarına geri döndüler.
Olağanüstü hal (1987-2002) döneminde köyleri yıkıldığı için zoraki sürgün edilenlerin yine önemli bir bölümü Kürdistan'ın büyük kentlerine, geride kalanlar ise batının metropol kentlerine göç ettiler. Göç edenlerin büyük bölümü gerekli koşullar sağlandığında tekrar ülkelerine döneceklerdir. Kürtler hiçbir zaman, hiçbir koşulda kendi ülkelerinde azınlık konumuna düşmemişlerdir. Bu nedenle de Sayın Doğan'ın dediği gibi "iç içe geçme", hiç olmadı "farklı bir coğrafyada yaşatacak demografik yapı" ise hep varoldu. Federatif sistem bir devletin örgütlenmiş biçimidir. Federatif devletlerde iktidar merkez ile diğer alt birimler arasında paylaşılır. Federal devletin kendisine özgü bir örgütleniş biçimi olduğu gibi federe devletin de yasaları, çeşitli organları bulunur. İkili ve birden fazla yapılı bu örgütlenmede en önemli sorunlardan birisi de bu farklı birimler arasındaki yetki sorunudur. Bu tip örgütlenmelerde birimler arasındaki sorunları hukuk çerçevesinde çözmek için bir yüksek mahkeme de oluşturulur.
Bugün dünyada 32'den fazla federatif sistemle idare edilen ülke vardır. Bunlara Irak Demoktik Federasyonu da eklenmek üzeredir. Bugüne kadar çözülme yaşayan bir tek federatif yapı Yugoslavya olmuştur. Tito'nun oluşturduğu federal yapı kendi içerisinde barındırdığı eksiklikler ve etnik baskılardan dolayı Avrupa'nın da müdahalesi ile Tito'nun ölümünden sonra çözülmüştür. Ancak diğer federatif yapıların hepsi dimdik ayaktadır. Federal sistemin sorunlarını tartışmak için1999'da Kanada'da, 2002'de İsviçre'de yapılan toplantıların sonuncusu Belçika'da geçtiğimiz günlerde yapıldı. Toplantıya 600 üzerinde delege katıldı. Ve sonuç bildirgesinde "Federalizmin huzur, refah ve barış getirdiği"nin altı çizilerek buna örnek olarakta Belçika gösterilmiştir. Federal sistem demokrasi kültürüne sahip demokratik ülkeleri parçalamadı, ceberrut ulusal sorunlarını çözmemiş rejimleri ise hiçbir sistem kurtarmadı.
Sayın Doğan "Türkiye ulusu" kavramından söz ediyor. Türkiye kavramı 1923'lerde batılılar tarafından önerilen bir isimdir. Yanılmıyorsam İtalyanca kökenli bir kelimedir. Bu konuda eleştirilere açığım. Türk lirası kavramı da İtalyan Liret'inden esinlenerek Türk yöneticilerine önerilmişti. Türk Dil Kurumu'nun hazırladığı lügatlardaki, Türkiye kavramı incelendiğinde görülecektirki 1979 baskısında "Türklerin üzerinde yaşadığı ülke" 1989 baskısında ise "Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde kurulduğu ülke" denilmektedir. "Türkiye" kavramı etnik özelliği olan bir kavramdır. Öz olarak TDK sözlüklerinde de belirtildiği gibi Türklere ait vatan anlamına geliyor. Dikkat edilirse Avrupa'daki devletlerin tümünün sonu "ya" veya "tan" ile bitmektedir. Türkiye kelimesi de yukarıda belirttiğim gibi Lozan'da Türk heyetine empoze edilen bir kelimedir. Türkiye'de iki asli unsurun yanında azınlık durumunda olan halklar da yaşamaktadır. "Türkiye ulusu" kavramı bütün bu unsurları kapsamamaktadır. Türkiye ulusu=Türk ulusudur.
Bu nedenle "Türkiye ulusu" kavramı da boşlukta gezinmektedir. 30 Ocak 2005 tarihinde Irak genelinde ve Kürdista'nın özelinde seçimler yapıldı. Kürdistan'daki katılım ve seçim sonuçları gösterdiki Kerkük diğer halkların da (Asuri, Arap ve Türkmenlerin) yaşadığı bir Kürdistan şehridir. Bu kentte yaşayan diğer halkların hepsinin kültürel ve etnisite hakları Irak Anayasası ve özellikle de Kürt Federe yönetimi tarafından teminat altına alınmalıdır. Ancak hiç unutulmamalıdırki Kerkük Kürdistan'ın kalbidir ve Kürdista'nın hudutları içerisindedir. Tarihsel gerçekler, seçim sonuçları, DEHAP'lı yöneticilerin beyanları Sayın Doğan'ı tekzip ediyor. Tüm kadınların "Dünya emekçi kadınlar gününü" kutluyorum.
serhatbucak@hotmail.com

Feedback







